DANS TUTKUSU!

Capital (Turkey) - - HOBIM YAŞAM - HANDE YAVUZ ÇALIK hyavuz@capital.com.tr

Zeynep Yalım Uzun ve eşi Aslan Uzun, iki başarılı profesyonel yönetici. Uzun yıllardır mutlu bir evliliklerinde sadece hayatı değil, aynı zamanda dans ve yelken hobisini de paylaşıyorlar. Özellikle dansın onların hayatında rolü büyük. 2000’lerin başında Küba seyahatinde ilk kez dansla tanışan Aslan Uzun, çocukluğundan itibaren dansa ilgi duyan eşi Zeynep Yalım Uzun’la iş stresini dans ederek atıyor. Yüzlerce kişinin karşısında yeteneklerini sergilerken, lisede yaşadığı heyecanları yeniden anımsıyor.

iş dünyasının iki başarılı profesyoneli STFA Holding Enerya Enerji Yönetici Direktörü Aslan Uzun ile eşi Unilever Global Başkan Yardımcısı Zeynep Yalım Uzun, yoğun hayatlarına rağmen kendilerine ve hobilerine zaman ayırmayı ihmal etmiyor. Birlikte hem dans ediyor hem yelken sporu yapıyorlar. Her iki hobilerini de çocukları ve sevdikleri dostlarıyla paylaşabildiklerini dile getiren Uzun çifti, bu paylaşımın hayatlarında sinerji yarattığını ve verimliliği yakalamalarına imkan verdiğini söylüyorlar. Aslan Uzun’un dansla tanışması 2000’lerin başında Küba seyahatinde gerçekleşmiş. Çocukluğundan itibaren dansa ilgi duyan Aslan Uzun, eşi Zeynep Yalım Uzun’un da dansa yetenekli olduğunu görünce 5 yıl önce düzenli olarak dans derslerine başlıyor.

Hatta çift dünyanın çeşitli ülkelerine dans seyahatleri gerçekleştiriyor, yüzlerce kişinin karşısında yeteneklerini sergiliyor. Yelken de çiftin hayatında önemli bir yer tutuyor. Çocukluğundan itibaren yelkenci olan Zeynep Yalım Uzun sayesinde denizi ve yelkeni sevdiğini belirten Aslan Uzun, yelkene geçişlerinin yıllar önce mavi yolculukla başlayan bir serüvenle gerçekleştiğini anlatıyor. Uzun çifti hobilerini ve bu hobilerinin hayatlarına etkisini şöyle anlattı:

Çok yoğun çalışıyorsunuz. Yelken ve dans hobileriniz var. Öncelikle bu hobilere nasıl vakit ayırıyorsunuz? Yoğun iş temponuzun içinde hobilere vakit ayırmak zor olmuyor mu?

Aslan Uzun (AU): Ben profesyonel iş hayatında 31 yılı geride bıraktım. Uzun zamandır da çok seyahatli işlerde çalıştığımızdan hem işe ve aileye hem birbirimize ve hobilerimize ayıracak zamanı bulmak imkansız. Çare olarak aile, hobi, spor ve birbirimize olan zamanı en verimli şekilde kullanabilecek ortak hobilere yöneldik. Bunlar da dans ve yelken… Her iki hobimizi de biz ve çocuklar olarak gerçekleştirebiliyoruz. Bu da bize özel hayatımızda bile sinerji ve verimliği uygulama imkanı sunuyor. Bu sayede hep birlikte, özellikle pazar günlerini çok yoğun, hareketli ve eğlenceli olarak geçirebiliyoruz. Tatillerimizde de yelken yaparak yine ailece birlikte oluyoruz, spor yapıyoruz, dostlarımızı görüyoruz. Bu yoğunluk da bize çok iyi geliyor.

Zeynep Yalım Uzun (ZYU): Ben yarı zamanlı olarak Londra’da çalıştığım ve global bir görev yaptığım için seyahatim çok oluyor ve gerçekten de hobilerime ayırabileceğim zamanım kısıtlı. Ama bu kısıtlı zamanı çok sevdiğim eşim ve ailemle de paylaşabildiğim yelken ve dans hobilerinde kullanmayı tercih ediyorum. Bu zamanı planlı olarak hafta sonunu ve tatilleri iyi değerlendirerek yaratıyorum. Bulabildiğim boş zamanlarda da dans ve yelkene öncelik veriyorum. İş, hobi ve aileyle geçirilen zamanın dengeli olduğu bir hayatın önemine yürekten inanıyorum. İyi ki Aslan ve kızlarımızla aynı zevkleri ve hobileri paylaşıyoruz. Böylesi çok daha zevkli.

Yelkene ve dansa ne zaman başladınız? Bir hikayesi var mı?

AU: Zeynep çocukluğundan yelkenci. Benim bir Ankaralı olarak denizi sevmemin ana nedeni Zeynep’in tutkusu oldu. Hobi olarak yelkene geçiş ise dostlarımızla uzun yıllar önce mavi yolculukla başlayan bir serüvenin sonunda oldu.

Kızlarımız da yaşları elverip yelkeni sevince, yelken hakkında her şeyi öğrendiğimiz sevgili dostlarımız Serbülent ve Zeynep Bengitöz’ün teşvikleriyle hep birlikte ortak hobimiz oluverdi. Dans konusu ise yine müziğe olan sevgimizin devamında geldi. 2000’lerin başında bir Küba seyahati ile aslında ikimizin de müziği dansla pekiştirme isteğini açığa çıkardı. Uzunca bir süre aralıklı olarak devam etti. 4-5 yıl önce bir gün sitemizde Tan Sağtürk Akademi’nin açılması ve duayen hocamız Fatih Şekeroğlu ile tanışmamız, dans sınıfında çok güzel dostluklar kurmamız, bizi çok mutlu etti. Hem hareket hem zarafet sloganıyla dans derslerine ailecek dostlarımızla devam ediyoruz. Çocuklarımız da dansı ve müziği hobi olarak seçti. Yine ailece yaptığımız bir hobiye dönüştü.

ZYU: Ben yelkene 7 yaşında lisanslı bir sporcu olarak başladım. 18 yaşına kadar da optimist, cadet ve laser dallarında Türkiye birincilikleri aldım. Çaka Bey Yarışları gibi birçok yarışa katıldım, buralardan derecelerim var. O yıllarda, özellikle başlarda bu sporu yapan başka kız sporcu olmadığı için çoğu zaman tek kız sporcu olarak yarışırdım. Bu nedenle çok özel ilgi görürdüm, benimle röportajlar yapılırdı. Sonra uzunca bir süre yelkene ara verdim ama hiç denizden kopmadım. Sonunda da Aslan ile birlikte 5-6 yıl önce çok sevdiğimiz deniz hobimizi yelkene çevirmeye karar verdik ve ben çocukluğumun büyük sevgisi olan yelkene geri döndüm. Dansa gelince o da benim çocukluğumdan beri çok sevdiğim bir hobi. Ne şanslıyım ki Aslan da hep dansı çok severek büyümüş. Ve ayrıca bu konuda çok yetenekli. Tan Sağtürk Çekmeköy Sanat Okulu’nda sevgili hocamız Fatih Şekeroğlu ile tanıştık. O günden beri 4 yıldır Fatih Hocamız hem bizi bu konuda eğitti hem Latin danslarını çok sevdirdi.

Her iki hobiyi de birlikte gerçekleştiriyorsunuz. Bu durum iş dışında nasıl bir vakit geçirmenizi sağlıyor?

AU Her iki hobimizi de hem birlikte hem ailecek yapabilmek bize sadece işte değil özel hayatta da sinerji olabileceğini gösteriyor ve böylece bize kalan kısıtlı zamanı birlikte, mutlu olarak geçirme imkanı veriyor. Tabii biz bu konuda çok şanslıyız. Her iki hobiyi de birlikte sevdik. Benim birkaç hobim daha vardı, gerek işlerin yoğunluğu gerek çocuklarla beraber olabilmek adına bunlardan vazgeçtim.

ZYU: Bence bu bizim için çok önemli. Zaten ikimiz de çok yoğun çalıştığımız ve beraber geçirdiğimiz zaman az olduğu için ikimizin de çok sevdiği ortak hobilerimizin olması büyük bir mutluluk. Ayrıca bu hobiler sayesinde tanıdığımız yakınlaştığımız çok sevgili arkadaşlarımız oldu. Bu zamanları hem eşimle hem onlarla paylaşmak benim için büyük keyif. Hangi dansları yapıyorsunuz?

AU: Özellikle dans ve ritim biraz yetenek istiyor,

hani bende az olan şeyler diyebilirim. Bu yüzden çok çalışarak bu durumu aşmaya çalışıyorum. Latin’de maalesef erkeklere çok iş düşüyor. Bu da işin zorluğu. Zeynep özellikle ritim konusunda üstat. Dans tabii çok geniş bir alan, biz daha çok Latin danslarının bir bölümüyle ilgileniyoruz. Bonus olarak da bu aralar Sirtaki öğrenmeye çalışıyoruz.

Gerçekten hem hafızayı yeni hareketler öğrenerek çalıştırmak hem öğrendiklerini akılda tutarak unutkanlıkla mücadele hem de kardiyo yapmak için süper bir hobi.

ZYU: Bir dans gecesine gittiğimizde çalan her şarkıyla doğru dansı yapabilecek kadar kendimizi geliştirdik. Ayrıca hocamız sayesinde 3 kere gösteri için sahneye de çıktık, yüzlerce kişinin önünde sahnede dans ettik. Tabii bu da bizim için farklı bir deneyim ve unutulmayacak bir anı oldu. Dansın öğrenme aşaması ise bence çok zor, özellikle erkekler için. Çünkü Latin danslarında yönetim tamamen onlarda... Kadınların görevi ise tamamen uyumlu olmak ve yönetilmeye izin vermek. Tahmin edersiniz mesleği yöneticilik olan bir kadın olarak bu benim için farklı bir deneyim oldu. Dans sayesinde yönetimi başkasına bırakmayı öğrendim, bu da benim için iyi bir kazanım oldu. Hayatta zaman zaman iyi bir takipçi olmak da önemli.

Dansınızı sergileyeceğiniz ortamlarınız oluyor

AU: Bizimki haftada bir yapılan bir hobi. Arada sırada aynı hobiyi paylaşanların hazırladığı gecelere katılıyoruz. Bazen Londra’da ve yurtdışı seyahatlerde de dans gecelerine gidiyoruz. Aynı dansı yapanların, adeta aynı dili konuştuğu ortamlar. İnsan hiç yabancılık çekmiyor, hemen uyum sağlıyor. Tan Sağtürk Akademi’nin her öğretim yılının sonunda yıl sonu gösterileri oluyor. Biz de hocamızın liderliğinde 3 kez performansımızı çocuklarını ve dostlarını izlemeye gelen ailelere gösterme fırsatı bulduk. Lise heyecanını tekrar yaşadık. Bizim amatör hayatımız böyle.

Yelken kullanmanın iş hayatıyla benzeyen yönleri var mı?

AU: Mühendislik geçmişimden çok faydalandım. Vektörler, hız, dümen, açı. Bunlar genel bilgiler. İşin özünü ise sabırlarına hayran olduğum çok yakın dostlarımız, Serbülent ve Zeynep Bengitözler’den öğrendik, öğreniyoruz. Gerçekten müthişler. Üye olduğumuz bir kulübümüz yok maalesef, o kadar zaman bulamıyoruz.

ZYU: Zeynep ve Serbülent Bengitöz’ün liderliğinde Avrupa’da yelken grubunun flotillalarına katılıyoruz. Onlar sayesinde çok değişik ülke ve denizlerde yelken yaptık.

Dans ve yelkenciliğin iş hayatıyla benzer yönleri var mı?

AU: Dans bir ahenk ve ritim birlikteliği. Üstelik partnerinizle konuşmadan iletişim kurmanız lazım. Uyumlu ve güzel dans eden bir çift, ancak bu iletişimi yakalayarak o noktaya geliyor. Bu yüzden dansın iletişimle ilgili büyük bir öğreti. Yine iş hayatı gibi aynı anda birçok şeyi de düşünmek zorundasınız. Sizi her an düşünmeye, bir hareketi yaparken bir, hatta iki sonraki yapacağınız hareketi düşünmeye zorlaması, strateji geliştirme duyunuzu çok hızlandırıyor. Yelken ise gerçek takım oyunu. Herkesin bir görevi var, herkesin görevini eksiksiz yapması lazım. Bu da bence iş hayatıyla bir paralellik gösteriyor. İşin büyüğü, küçüğü olmaz, iyisi kötüsü olurun gerçek hayata uyarlanması… Bir de tabii işin bilinmezlik ve mücadele boyutu var. Doğada ne olacağını kestirmek bazen zordur, anında koşullar değişebilir. Bu durumda sakin olmak ve durumu yönetmek aynen iş hayatındaki kriz yönetimine benziyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.