“TÜRKİYE YILDIZ PİYASA OLABİLİR”

Türkiye, gösterdiği performansla 2016’nın en dikkat çeken piyasalarının başında geliyor. HSBC Yatırım Genel Müdürü TOLGA KOYUNCU, “TL’nin “daha fazla değer kaybına karşı önlem alıp kontrollü faiz indirimleriyle l il enflasyonu fl düşürüp d büyümeyi devam

Capital (Turkey) - - FİNANS - TALİP YILMAZ tyilmaz@ekonomist.com.tr

Dünyada özellikle de gelişmekte olan piyasalarda büyüme beklentilerinin düşük seyretme eğiliminde olduğu bir süreçte yıla başladık. Özellikle de Çin’in yüzde 6’nın altında büyüme eğilimi sergileyeceği yönündeki beklentiler, piyasaların yıla negatifte başlamasına neden oldu. Aralık ayında faiz artıran ve 2016 yılında da 25 baz puan şeklinde dört kez daha faiz artıracağı öngörüsü olan FED, gelişmekte olan piyasalardan para çıkışını hızlandırdı. Sonuçta yıla dünya piyasaları yüzde 10’a varan düşüşle başlayınca, 2016’ya yönelik endişeler arttı. Yüksek volatiliteli günler yaşadık. Gelişmekte olan piyasalardan para çıkışının devam edeceği yönündeki endişeler arttı. Ancak piyasalarda bunlar yaşanırken ABD Merkez Bankası (FED), şubat ortalarında faiz artırım hamlesinde şahin tutum yerine daha güvercin açıklamalar yapmaya başladı. Durumu iyi yöneten FED ile birlikte gelişmekte olan piyasalara para akışı hızlandı. Türkiye de bu gelişmelerden olumlu etkilendi ve TL varlıklara yönelik para girişinin hızlandığını gördük. Peki bundan sonra trend ne olacak? Borsa zirvesini test edecek mi? Kur ve faizde beklentiler ne, yatırımcı ne yapmalı? Bu soruları HSBC Yatırım Genel Müdürü Tolga Koyuncu’ya sorduk. İşte yanıtları:

Yabancı yatırımcıların TL’ye ve Türkiye’ye olan ilgisi devam eder mi?

Cari açığımız düştü ve uluslararası fonlama mekanizmaları iyi çalışıyor. Merkez bankalarının desteğiyle likit ortam devam ediyor. Hazine, enflasyonu da dikkate aldığımızda yüksek reel faiz ödemeden borcunu çevirmeye devam ediyor; bunun bütçe için olumlu olduğunu gö-

rüyoruz. Politik açıdan seçim süreçleri atlatıldı, jeopolitik riskler devam etse de hükümet NATO ve AB düzleminde kaldığı sürece yeni bir risk görmüyorum. Bu gelişmeler, TL’ye girişleri hızlandırdı. FED’den faiz artırımı konusunda yeni bir net hamle gelmeden, para girişi sürecinin devam edeceğini düşünüyorum. FED ne zaman şahin tutumunu artırma eğilimine girerse o zaman gelişen piyasalardan para çıkışları gözlemleriz.

Türkiye’de varlık fiyatlarının geldiği noktalar dikkate alındığında yabancı para girişinde bir yavaşlama olur mu?

Gelişmekte olan piyasalardan ve Türkiye’den FED’in faizle ilgili sinyal verdiği Mayıs 2013’ten bu yana ciddi para çıkışı oldu. Yaşanan bu süreci dikkate aldığımızda son dönemdeki para girişi hala çok az. Gelişen piyasalara ve Türkiye’ye para girişi devam edecektir, hızında da ciddi bir yavaşlama şimdilik beklemiyorum. Ancak özellikle Çin’den gelebilecek yavaşlama haberleri, bu momentumu durdurabilir.

Piyasayı etkileyebilecek diğer iç ve dış faktörler neler olabilir? Özellikle Merkez Bankası’nın faiz politikasını ve bunun piyasaya etkisini değerlendirir misiniz?

Piyasalarda siyasi gelişmeler gündeme getiriliyor, ancak ben bu konuların piyasa dinamikleri üzerinde ciddi bir etkisinin olmadığını düşünüyorum. Burada en önemli konu, kurda artış olmadan faiz seviyesinin düşmesi. Yeni başkan ile birlikte Merkez Bankası (MB) 20 Nisan’daki toplantısında beklentilere uygun şekilde marjinal fonlama faizini 50 baz puan indirirken (yüzde 10), borçlanma faizinde (yüzde 7,25) ve bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında (yüzde 7,50) bir değişikliğe gitmedi. Bu da piyasaların beklentisi yönündeydi ve olumlu karşılandı.

Dolar kuru yükselmeden faiz düşürülebilirse Türkiye, yıldız gelişmekte olan piyasalardan biri olur. Burada Merkez Bankası’nın yeni başkanına büyük görev ve sorumluluk düşüyor. Güzel bir hava yakaladık, gelişen piyasalara giriş var.

Türkiye’nin makro dengeleri iyi durumda, petrol ve emtia fiyatları düşük seyrediyor, siyasi olarak risk görmüyoruz, bu iyi bir fırsat. Piyasa, Merkez Bankası’nın ölçülü bir şekilde enflasyon ve kur dengesini gözeterek faiz indirmesini bekliyor. Faizlerin sert bir şekilde indirilmesi, bu defa kurda negatif etki yapacaktır.

Avrupa ve Japonya merkez bankalarının politikalarının piyasalara etkisini değerlendirir misiniz?

Japonya’nın etkisi daha lokal kalıyor. Av-

rupa tarafında ise parasal genişleme hamlesi finans sektörü içinde kalıyor. Reel sektörün kaynak akışı hala sınırlı. Bu parasal genişleme hamlesinin reel sektörün damarlarına daha fazla enjekte edilmesi gerekiyor. Bir akış var ancak bu yeterli değil. Diğer taraftan Avrupa’daki parasal genişleme, halihazırda şirketlerin ve bankaların borçlanmalarını ve maliyetlerini olumlu etkiledi. Euro Bölgesi’nde büyüme yönlü baskılar ve jeopolitik riskler devam ediyor. ECB’nin uygun düzeyde gevşek para politikasına devam edeceğini düşünüyorum.

Borsanın yönü ne olacak ve yatırım stratejisi ne olmalı?

Dolar bazında bakıldığında zirveye göre gidilecek çok yer var. Ancak, şirket kârlılıklarına özellikle de bankaların kârlılıklarına bakıldığında TL bazındaki 93.000 zirve seviyesi daha ulaşılabilir bir hedef. Dolar bazında zirve seviyeleri yakalandığı dönemde bankaların özsermaye kâr marjı yüzde 16-17 seviyelerindeydi. Şimdi yüzde 12-13 seviyelerinden bahsediyoruz. Banka kârlılıkları düşük kaldığı için ve bankaların endekse yüksek etkisi dikkate alındığında, dolar bazındaki zirve olan 50.000’in yakalanması zor. Ancak TL olarak 93.000 seviyeleri de mümkün. Gelişen piyasalara fon akışı tüm yıl boyunca kesintisiz devam ederse, 93.000 seviyeleri geçilir. Çünkü, para girişleri sürerse bu tarz detaylar biraz daha geri plana itilebiliyor, ancak bu ihtimali fazla iyimser buluyorum.

Piyasada kâr satışları olabileceği, bundan sonra hisse alınması gerektiği yönünde söylemler var. Sizin düşünceniz nedir?

Endeksin yukarı hareketinde biraz erken satanlar veya yükselişte hisse veya bono alamayan yatırımcıların böyle bir beklentisi var. “Biraz realizasyon olsun, alım fırsatı olur” diye bekliyorlar. Bence burada asıl fırsat, faiz ve kur konusunu iyi yönetebilirsek, yapısal reformların da etkisini gördükçe ekonominin büyümesi ve borsamızın eski yıldız dönemlerine geri dönmesidir.

Türkiye’nin kredi notu ile ilgili bir risk görüyor musunuz?

Bu konuda bir risk görmüyorum. Açıkçası bu tarz haberleri, biraz spekülatif buluyorum. Türkiye bu makroekonomik dengelerle bu dünya şartlarında “yatırım yapılabilir” seviyede bir ülke ve bonoları da CDS’leri de borsadaki değerlemeler de bunu işaret ediyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.