Ian Bremmer / TRUMP BAŞKAN OLUR MU?

Capital (Turkey) - - CONTENTS - IAN BREMMER Eurasia Group Başkanı @ianbremmer

Donald Trump asla başkan olamayacak. Bu hikayede merakta bıraktırmaya yer vermediğim için özür dilerim, ancak müstakbel Cumhuriyetçi aday kesinlikle kazanacak. Bunun neden böyle olacağına dair çok sayıda nedenden işte birkaçı. Barack Obama, 4 yıl önce Mitt Romney’e karşı seçim zaferi kazandığında kullanılan tüm oyların yarısından çoğu, kadın seçmenlere aitti. Romney bu oyların yüzde 44’ünü almış ve buna rağmen seçimi açık ara farkla kaybetmişti. Geçen hafta yayınlanan bir anket sonucunda kadınların sadece yüzde 23’ünün Trump’ı desteklediği ve bu sonbaharda karşısına rakip olarak kesinlikle kadın bir adayın çıkacağı söyleniyordu.

Dünyanın dört bir yanındaki medya, Trump’un başkan olabileceği ihtimalini gereğinden fazla ciddiye aldı. Ancak bu durum, bizim onun dış politikayla ilgili görüşlerini dikkatle ele almamız gerekmediği anlamına gelmiyor. Çünkü onlar, sesi yüksek çıkan bir Amerikan azınlığının güçlü desteğini arkalarına almış durumda. Onun fikirlerinin kendisinin adaylığından daha uzun ömürlü olacağı ise kesin.

NEYİ SAVUNUYOR?

Yaygın algının aksine Donald Trump, bir yalnızlık politikası taraftarı değil. ABD ordusunu güçlendirmek istiyor ve zamanında ABD kara birliklerinin Suriye’ye gönderilmesini önerdi. Gerekirse nükleer silahlarla da olsa “IŞİD’e gününü göstereceğini” söylüyor ve terör zanlılarına işkence yapılmasına onay veriyor.

Trump ticarete karşı değil. Sadece geçmişin adil olmayan ticaret anlaşmalarının yırtılması ve ABD lehine yeni anlaşmaların yapılmasına inandığını söylüyor. Güya bu sayede ABD’nin 19 trilyon dolarlık borcu silinecek ve imalatta kaybedilen işler geri kazanılacak.

ABD’nin neredeyse bütün müttefiklerini Washington’un aptalca cömertliğini sömüren kofti dostlar olarak tanımlıyor. Bu gibi ittifakları ve kurumları, ABD’nin eylemlerini sınırlandırmak ve aşırı fazla paraya mal olmakla itham ediyor. Örneğin Fransa, Almanya ve diğerleri, ordularına daha fazla para harcamadıkları müddetçe NATO’dan ayrılmakta ısrar ediyor. Aynı zamanda Washington’un güvenlikleri için sorumluluk üstlenmekten kurtulmasını sağlamak için ABD’nin Japonya, Güney Kore ve hatta Suudi Arabistan’ın bile nükleer silahlarla dolu cephanelikler kurmasına izin vermeye gönüllü olması gerektiğini de söylüyor.

Geleneksel müttefiklerin ABD’ye kıyasla çok daha büyük tehlikelerle yüzleştiği su götürmez bir gerçek. Avrupa, Ortadoğu karmaşasına ve Rusya’nın ihtiraslarına karşı ABD’ye nazaran çok daha savunmasız. Çin’in genişlemesi ve Kuzey Kore’nin savurduğu tehditler, Japonya ve Güney Kore için çok daha büyük birer endişe kaynağı. IŞİD deseniz Suudi Arabistan için ABD ile kıyaslanamayacak kadar büyük bir tehdit ve Amerikalıların Suudi Arabistan’ın petrolüne eskisi kadar ihtiyaç duymadığı da bir gerçek. Bugün çok sayıda Amerikalı Trump’un (ve Demokrat aday Bernie Sanders’in) mevcut ticaretin ABD’de istihdamı öldürdüğüne dair söylemine inanıyormuş gibi görünüyor. Bugünlerde küreselleşmenin ABD ekonomisini güçlendirdiğine inanan Amerikalı sayısı parmakla gösterilecek kadar az.

SIFIR TOPLAMLI BİR DÜNYA

Donald Trump, Çinli liderlerin “Çin’i yeniden inşa edebilmek için bizim ülkemizden tonlarca para çektiler” dediği sıfır toplamlı bir dünyada yaşıyor. Dünyayı kazananlar ve kaybedenler, iyiler ve kötüler, çalışanlar ve asalaklar, bir kabile ve başka bir kabile olarak bölüyor. “Önce Amerika” diye bir yaklaşıma büyük bir şevkle sarılması karşısında şaşkına döndüm.

Ancak Amerika’nın bu fikirlerin neden doğru veya yanlış olabileceği hakkında acilen açık ve katılımcı bir müzakere yapmaya şiddetle ihtiyacı var. Diğerlerine çok daha büyük kazançlar sağlayan bir ticaret anlaşması, halen iyi bir anlaşma olabilir mi? Çalkantıların giderek arttığı bir dünyada ABD güven ve refah içinde yaşayabilecek mi? ABD’li politika yapıcıların ortak güvenlikle ortaya çıkan maliyetler ve risklerde müttefikleri sorumluluklarını artırmaya zorlamalarının zamanı gelmedi mi? ABD’nin müttefikleri ve Amerikalı seçmenler daha fazlasını bilmeyi hak ediyor.

Asla başkan olamayacağını bilsek bile Trump’ın dış politikayla ilgili fikirlerini görmezden gelmek aptallık olur. Ortaya attığı iddialar ve kanalize ettiği içerlemelere cevap verilmeli, yoksa hafızalardaki yerlerini koruyacaklardır. Ancak maalesef ki bu onun karşıtlarının halen güçlerinin sadece uzak durmaya yetebileceğine inandıkları türden bir tartışma.

“Başkan olamayacağını bilsek bile Trump’ın dış politikayla ilgili fikirlerini görmezden gelmek aptallık olur.”

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.