İŞSİZLİKTEKİ DÜŞÜŞ KALICI DEĞİL

Capital (Turkey) - - KONJONKTUR -

takdirde cari açığın yeniden yükselişe geçeceği kesin görünüyor. Bu da cari açığın hızlı büyümenin önünde önemli bir kısıt olduğunu gösteriyor.

Yıllardan beri GSYH’nin oranı olarak yüzde 3’lük Maastricht kriterinin altında seyreden bütçe açığı ekonominin en sağlam göstergesini oluşturuyor. Ancak ekonomideki yavaş büyümenin vergi tahsilatını yavaşlatması ve zayıf yatırım iklimi yüzünden özelleştirmelerin giderek zorlaşması gibi faktörler bunun daha ne kadar devam edeceği konusunda kuşku yaratıyor. Yani bütçe konusunda da yavaş yavaş riskler birikiyor.

NEDEN BÖYLE OLDU?

Ekonominin bu hale düşmesinin hem yurtiçinden hem de yurtdışından kaynaklanan nedenleri var. Küresel ekonominin 2008-2009 resesyonundan sonra bir türlü eski canlılığına kavuşamaması, Türkiye’nin ihracatının zayıf kalmasına yol açarak dış talepten büyümeye gelen katkıyı sınırlıyor. Ancak bize göre yurtiçinden kaynaklanan nedenler, ekonominin bu hale düşmesinde daha büyük rol oynuyor.

Yurtiçinde öncelikle bir güven problemi var. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hesapladığı Ekonomik Güven Endeksi’nin (EGE) 2012 yılındaki ortalama değeri 105,8’di. Bu endeksin geçen yılki ortalaması 88,6 oldu. Bu yılın ilk 4 ayındaki ortalama ise 76,8 düzeyinde. Bu güven problemi hem hanehalkı tüketim harcamalarını hem de özel sektör yatırımlarını olumsuz etkiliyor. Son 4 yılda hanehalkı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), şubat ayı iş gücü piyasası verilerini geçen ay açıkladı. Aylık iş gücü piyasası verileri her ay düzenlenen anketlerden elde edilen verilerin üçer aylık hareketli ortalamaları alınarak hesaplandığından, şubat ayı verileri aynı zamanda yılın ilk çeyrek döneminin verileri oluyor. TÜİK’in verilerine göre, şubat ayında yani yılın ilk çeyreğinde, mevsimsel düzeltilmiş işsizlik oranı yüzde 9,9 olarak gerçekleşti. Bu oran geçen yılın son çeyreğinde yüzde 10,4’tü. Yani ilk çeyrekte mevsimsel düzeltilmiş işsizlik oranında 0,5 puanlık düşüş yaşanmış bulunuyor.

İşsizlik oranında yaşanan bu düşüş oldukça yüksek. Fakat bu düşüş pek kalıcı olacak gibi görünmüyor. Çünkü bu düşüş ekonomideki bir toparlanmadan değil, ilk çeyrekte iş gücüne katılımın çok sınırlı kalmasından kaynaklanıyor. TÜİK’in mevsimsel düzeltilmiş verilerine göre, ilk çeyrekte iş gücünde sadece 87 bin kişilik artış oldu. Oysa bu göstergede uzun dönem ortalaması 200 bin kişi dolayında bulunuyor. İlk çeyrekte iş gücüne katılımda yaşanan artış, bu ortalamanın yarısını bile bulmuyor. İş gücüne katılımda nedenini bilmediğimiz bu tür yavaşlamalar zaman zaman yaşanıyor ama hemen sonra bunun düzeltmesi oluyor. Nitekim geçen yılın ilk çeyreğinde de böyle bir gelişme olmuş ve işsizlik düşmüş, ancak daha sonra iş gücüne katılımda yaşanan düzeltmeyle işsizlik oranı yeniden yükselmişti. Muhtemelen bu yıl da buna benzer bir gelişme olacak.

İşsizlikte kalıcı bir düşüş yaşanması için ekonomideki büyümenin yeniden hızlanması gerekiyor. Çünkü ekonominin daha fazla istihdam yaratması ancak böyle mümkün oluyor. Bizim hesaplarımıza göre, Türkiye’de işsizlik oranının sabit kalması için bile ekonomide her yıl yüzde 4,2 dolayında bir büyüme yaşanması gerekiyor. Bu yılki büyümenin ise yüzde 3-4 arasında olacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle geçen yıl yüzde 10,3 olan işsizlik oranının da bu yıl yüzde 11’e yaklaşması bekleniyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.