İLK ÇEYREKTE BÜYÜME YÜZDE 4-5 ARASINDA ÇIKABİLİR

Capital (Turkey) - - KONJONKTUR -

Ekonomideki büyümeye ilişkin en önemli öncü göstergeler olan sanayi üretimi, perakende satışlar ve reel dış ticarette 2016’nın ilk çeyrek dönemine ait veriler geçen ay belli oldu. Bu döneme ilişkin milli gelir verileri ise 10 Haziran’da açıklanacak. Söz konusu göstergelere bakılırsa, ilk çeyrekte yıllık bazdaki ekonomik büyüme oranı yüzde 4-5 arasında çıkacak gibi görünüyor. Bu ise geçen yılın son çeyreğinde yüzde 5,7’ye çıkan büyümenin yeniden yavaşladığı anlamına geliyor.

Sanayi üretimi ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,6 artış gösterdi. Türkiye’de sanayi üretimindeki değişim ile ekonominin genelindeki büyüme oranı genelde paralel seyrediyor. Geçen yılın son çeyreğinde ekonomi yüzde 5,7 büyürken sanayi üretimindeki yıllık artış yüzde 7,5’i bulmuştu. Söz konusu paralellik, sanayi üretimindeki yıllık artışın 1,9 puan yavaşladığı ilk çeyrekte ekonominin genelindeki büyüme oranında da bir yavaşlama yaşanmış olabileceğini düşündürüyor.

Reel perakende satışlar ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 yükseldi. Perakende satışlarda geçen yılın üçer aylık dönemlerinde de yüzde 3-4 arasında artışlar vardı. Perakende satışlarda bu düzeydeki artışlar hanehalkı tüketiminde zayıflığa işaret ediyor. İlk çeyrekte iç talebin ekonomideki büyümeye katkısı yine sınırlı kalmış gibi görünüyor.

Altın hariç reel ihracat ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,2 artış gösterdi. Bu oran geçen yılın son çeyreğinde yüzde 3,2 düzeyindeydi. Ondan önceki üç çeyrekte ise altın hariç reel ihracatta düşüş vardı. Bu durum ilk çeyrekte dış talepten büyümeye geçen yıla göre biraz daha fazla katkı gelmiş olabileceğine işaret ediyor. Ancak altın hariç reel ihracattaki bu toparlanma ekonomide hızlı büyümeye imkan verecek düzeyde de görünmüyor. Ekonominin hızlı büyümesi için altın hariç reel ihracatta en azından çift haneye yakın bir artış yaşanması gerekiyor.

Altın hariç reel ithalat ise ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,1 yükseldi. Altın hariç ithalatta da geçen yılın son çeyreğine kıyasla toparlanma var. Geçen yılın son çeyreğinde altın hariç reel ithalatta yüzde 2,3 artış vardı. Ancak altın hariç reel ithalatta ilk çeyrekte görülen toparlanma da ekonomide hızlı büyümeye imkan verecek düzeyde değil. Çünkü hızlı büyüme dönemlerinde ithalattaki reel artış çift haneyi aşıyor.

Geçen yılın son çeyreğinde ekonomideki büyüme görünüşte biraz hızlanmıştı ama bunda “takvim etkisi”nin rolü vardı. Önceki yıl ekim ayına denk gelen Kurban Bayramı tatilinin geçen yıl eylül ayına kaymasının getirdiği iş günü farklılığı, eylül ayında sanayi üretimi ve dış ticaret gibi göstergelerde büyük düşüşe yol açarken, ekim ayında ise tersine büyük bir artış getirmişti. Üçüncü çeyrek dönemin son ayı ile dördüncü çeyreğin ilk ayındaki bu gelişmeler her iki çeyrek dönemin verilerine de aynen yansımıştı. Mesela sanayi üretimindeki yıllık artışın üçüncü çeyrekte sadece yüzde 0,2 ve dördüncü çeyrekte ise yüzde 7,5 olması bundan kaynaklanmıştı. Bu gelişmeler dördüncü çeyrekte ekonomideki büyümede sanal bir hızlanma yaratmıştı. Bu takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla bu yıl ilk çeyrekte ekonomideki büyümenin yeniden yavaşlaması ise normal görünüyor. işaretlerinin iyice artmasına yol açacak gibi görünüyor.

YENİ HÜKÜMET NE YAPMALI?

Böyle bir ortamda göreve gelen yeni hükümetin ilk yapması gereken şey ekonomide hızlı büyümenin önündeki engelleri kaldırmak olmalı. Bunun için de öncelikle memlekette huzur ve güven ortamının yeniden sağlanması gerekiyor. Dış politikada da ekonomiyi olumsuz etkileyen sorunlara çözüm bulunması şart. Bu konularda ilerleme sağlanırsa hanehalkı tüketiminde bir canlanmanın ve özel sektör yatırımlarında toparlanmanın önü açılabilir.

Yeni hükümetin yapması gereken ikinci şey ise hızlı büyümenin önünde bir kısıt olarak duran cari açık konusunda adım atmak olmalı. Çünkü memlekette huzur ve güven ortamı yeniden sağlanıp tüketim ve yatırım harcamalarında canlanmanın önü açılsa da ekonomide yapısal bir dönüşüm sağlanamadığı takdirde bir müddet sonra hızlı büyüme yine cari açık duvarına çarpacak. İşte bunun önüne geçilebilmesi için iç tasarrufların artırılıp yatırımların bu tasarruflarla finanse edilmesi şart görünüyor.

BÖYLE GİDERSE NE OLUR?

Yeni hükümetin bu konularda çaba harcamak yerine başkanlık sistemine geçiş konusuna daha da yoğunlaşmayı tercih etmesi halinde ise korkarız ki ekonomide işler daha da kötüye gidecek. Çünkü böyle bir durumda siyasette işlerin daha da karışması olası görünüyor. Siyasi istikrarsızlığın had safhaya vardığı bir ortamda ise tüketim ve yatırım harcamalarında artış beklemek saflık olur. Böyle bir ortamda ekonomideki büyümenin daha da yavaşlaması, işsizlikteki yükselişin daha da hızlanması olasılığı yüksek. Yeni hükümetin korkulduğu gibi ekonomi yönetiminde aklı selimden uzak davranması halinde ise çok geçmeden ekonomide bir kriz yaşanması bile söz konusu olabilir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.