Mehmet Öğütçü / OYUNLARDAN OYUN BEĞEN

Capital (Turkey) - - ARASTIRMA - m.ogutcu@globalresourcespartnership.com

Dünyamız dönüşüyor ve birçok ülkenin, kişinin, kuruluşun, şirketin avucunun içindeki güç kayıyor. İnce hesapları göz önüne alan bir “büyük oyun” ve oyun içinde yeni oyunlar kurgulanıyor.

Etnik, dini yoğunlaşmaları, su ve enerji kaynaklarını güzergahlarını da hesaba katacak şekilde sınırları yeniden çizme ve etki sahaları yaratma yönündeki çabalar hız kazanıyor. Bu yeni senaryolar yakında sahneye konulduklarında sonuçları en azından önümüzdeki çeyrek yüzyılı, dünyamızdaki, bölgemizdeki konumumuzu, ülkemizin iç dinamiklerini derinden etkileyecek. Bu süreç sonunda iktidarlar, coğrafyalar, sınırlar, dengeler, ekonomik menfaat dengeleri değişime uğrayabilir. Umuttan, heyecandan çok kaygı ve korku yaratıyor bu oyun.

Henüz kurgudan icra aşamasına geçilemediğini, ciddi stratejik denge boşlukları olduğunu aşağıdaki gelişmeler bizlere gösteriyor:

ABD, Kasım 2016’da yapılacak seçimlerin de etkisiyle giderek içe dönüyor. Dış politikasını ve ekonomik menfaatlerini gelecek öngörülerinin tam da merkezine oturttuğu Asya-Pasifik bölgesine yönlendiriyor. Ayrıca ABD enerjide kısmi bağımsızlık kazanarak uluslararası angajmanlarında elini rahatlatacak adımlar atıyor.

Başta Irak, Suriye olmak üzere Ortadoğu haritasının yeniden çizilmesi çabaları canlanıyor. İran yeniden uluslararası camiaya döndürülüyor ve Kürtlerin “özerk bölgeler” üzerinden nihai bağımsızlık emelleri tahrik ediliyor. Körfez’de İran ile Suudi Arabistan arasındaki mezhep ve enerji rekabeti kızışıyor.

Avrupa Birliği’nin nüfusu yaşlanıyor ve rekabet gücü aşınıyor. Irkçılık akımlarının yükselmesi nedeniyle federal Avrupa hayali ciddi darbeler alıyor. AB, enerjide Rusya’ya olan bağımlılığını azaltıyor. Ancak AB komşu bölgelerle “kazan-kazan” sağlam menfaat bağları kurmada yetersiz kalıyor.

Doğu Akdeniz Leviathan, Tamar, Afrodit ve Zohr gaz keşifleri temelinde yeniden tanzim ediliyor. Petrol ve emtia fiyatlarındaki çöküş, büyük uluslararası enerji şirketlerini güçten düşürüyor.

Rusya’nın eski Sovyetler Birliği’ni kısmen Avrasya’da ihya etme, Ortadoğu ve Doğu Asya’da da küresel güç olarak hareket etme girişimleri hız kazandı. Rusya’nın Hazar, Karadeniz ve Güney Kafkasya’daki emellerini gerçekleştirebilmek için Kremlin’deki neredeyse tamamı eski KGB ekibi olan satranç oyuncuları Çeçenistan ve Gürcistan’dan sonra Doğu Ukrayna, Kırım ve Suriye’de güç gösterisi yapıyor. Buna karşılık Batı ciddi anlamda cezalandırıcı bir hamleye gidemiyor. Rusya’nın bu tutumu Orta Asya, Baltık Cumhuriyetleri, Güney Kafkasya, Karadeniz ve Güneydoğu Avrupa’yı da tehdit ediyor.

“Orta Krallık” olarak da bilinen Çin Deng Xiaoping’den bugünkü Cumhurbaşkanı Xi Jinping’e evrildi ve Pekin “yeni normal” diye tanımlanan yüzde 7 büyüme hızına rağmen ekonomik süper güç konumuna yükselmiş bulunuyor.

Japonya ve ASEAN ülkeleri Güney Çin Denizi ve Doğu Asya’da Çin ile egemenlik ihtilaflarıyla boğuşuyor. Hindistan tekrar güç topluyor.

Demografik oynamalar, kentleşme hız kazanıyor. Orta sınıfın yükselmesi nedeniyle güç kaymasının hızlanınca özellikle de BRICS ülkeleri küresel sistemin yönetişimini güçleriyle orantılı sorguluyor.

Enerji, güvenlik, dış politika, ticaret, yatırım, çevre, vergi, yönetişim bağlantısı entegre bir bakış açısına sahip olmayı zorunlu kılıyor. Arz-talep haritasının değişiyor. Kaya gazı, LNG, yenilenebilir enerji, akıllı iletişim hatları, nükleer ve teknolojik inovasyonlar geleneksel yakıtların üstünlüğünü aşındırıyor. Bu nedenle jeopolitik stratejiler değişiyor. Dolayısıyla oyuncular ve oyun kurallarıyla birlikte daha öncekilerden farklı büyük bir oyun kuruluyor.

Sanmayın ki güçlü ülkelerin liderleri, yani Barack Obama, Xi Jinping, Vladimir Putin, Angela Merkel, ShınzoAbe, Narendra Modi, Fortune 500 şirketinin başkanlarını, silah tüccarları, Opus Dei ve Yahudi liderlerini de yanlarına alıp, ‘Yahu arkadaşlar, nasıl bir yeni oyun kursak da küresel hakimiyetimiz daim olsun’ diyorlar.

Oyunun arkasında yeni menfaatler, denklemler, tutkular, iktidar hırsları, kazançlar var.

Nazik diplomatik beyanlarının arkasında genellikle çok daha çarpıcı ama çoğu zaman gün ışığı görmeyecek derin hesaplar vardır. Bazen abartırız bunları bazen de olduğundan daha önemsiz görürüz.

Kendi hatalarımızı, yetersizliklerimiz örtmek için çoğu zaman “karanlık dış güçler”i suçlar, komplo oyun teorileriyle oturup kalkarız, güçlenmemizi nasıl engellediklerini ballandıra ballandıra anlatırız. “Üst akıl”a olmadık güçler yükleyip güçsüzlüğümüzü davul zurnayla ilan ediyoruz.

Oysa gerçek şu ki; “yeni oyun”da enerji en önemli güç kaynaklarından birisi. Sistemin atardamarı.

O nedenledir ki, hem bu kurgulanmakta olan yeni oyunu çok iyi anlamamız hem de ideolojik saplantılardan uzak, gücümüz, kaynaklarımız ve stratejik önceliklerimizle uyum içinde kendimize rol biçmemiz şart.

Yoksa özellikle ülke içinde zaafiyetlerin arttığı, artırıldığı bir dönemde başkaları bizi yine “taşeron”luğa mahkum edebilir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.