TÜKETİCİNİN MORALİ DÜZELİRKEN ÜRETİCİNİNKİ BOZULDU

Capital (Turkey) - - KONJONKTÜR -

“iş günü etkisi”nin önemli bir rolü bulunuyor. Hatırlarsanız temmuz ayında Ramazan Bayramı vardı. Geçen yıl bir bölümü hafta sonuna denk gelen Ramazan Bayramı tatilinin bu yıl tamamı hafta içine denk geldi. Bu da temmuz ayındaki iş günü sayısını geçen yılın aynı ayına göre 3 gün düşürdü. Bu tür iş günü farklılıkları Türkiye’de özellikle sanayi üretimiyle dış ticaret verilerini olumsuz etkiliyor.

Ancak öncü göstergelerde temmuz ayında yaşanan düşüşün tamamı “iş günü etkisi” kaynaklı değil. Nitekim iş günü farklılıklarından çok fazla etkilenmeyen reel perakende satışlarda da temmuz ayında düşüş yaşanmış durumda. Öncü göstergelerde temmuz ayında görülen düşüşte büyük ihtimalle 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişiminin de etkisi bulunuyor. Bu darbe girişimi ve sonrasındaki gelişmeler yüzünden üretimde ve dış ticaret işlemlerinde de aksamalar yaşanmışa benziyor.

15Temmuz’daki darbe girişimi ve sonrasında yaşanan gelişmeler, tüketicinin ve üreticinin ekonomiye güvenini farklı şekilde etkiledi. Bu gelişmeden sonra tüketici güveni yükselirken üreticinin güveni ise düşüş gösterdi. Bu son cümlenin ilk kısmındaki durum pek mantıklı görünmese de yayınlanan veriler bize böyle söylüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her ay Tüketici Güven Endeksi ile dört sektörel güven endeksinden yararlanarak Ekonomik Güven Endeksi (EGE) isimli bir gösterge hesaplayıp yayınlıyor. Bu endeksin ağustos ayındaki değeri 72,66 olarak gerçekleşti. Bu değer temmuz ayında 95,73 düzeyindeydi. Buna göre EGE’nin değeri ağustos ayında yüzde 24,1 gibi çok yüksek bir oranda düşüş göstermiş bulunuyor.

Ancak EGE’yi oluşturan alt endekslere bakıldığında ilginç bir durum göze çarpıyor. Bu alt endekslerden Tüketici Güven Endeksi ağustos ayında yüzde 11,1 yükseldi. Buna karşılık aynı ayda Reel Kesim Güven Endeksi yüzde 3,1, Hizmet Sektörü Güven Endeksi yüzde 9,7, Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi yüzde 2,3 ve İnşaat Sektörü Güven Endeksi ise yüzde 4,2 düşüş gösterdi. Yani 15 Temmuz sonrasında tüketicinin morali düzelirken üreticinin morali bozulmuş gibi görünüyor.

Burada güven endekslerinin her ayın ilk 15 günü içinde yapılan anketlere dayanılarak hazırlandığını belirtmekte fayda var. Bu, güven endekslerinin temmuz ayına ilişkin değerlerinde 15 Temmuz’daki darbe girişiminin hiçbir etkisi olmadığı anlamına geliyor. Bu şekilde ağustos ayındaki değişimi tamamen darbe girişimi ve sonrasında yaşanan gelişmelere bağlayabilmek mümkün oluyor.

15 Temmuz sonrasında üreticinin moralinin neden bozulduğunu anlamak çok zor değil. Darbe girişimi ve sonrasında başlatılan olağanüstü hal (OHAL) uygulaması, geleceğe ilişkin belirsizliği artırdığı için zaten çok iyi durumda olmayan iç talepte ek bir zayıflamaya yol açmışa benziyor. Bunun etkisi özellikle hizmet sektörlerine hemen yansıdığı için de üreticilerin

ÜÇÜNCÜ ÇEYREK UMUTSUZ

Temmuz ayında görülen “iş günü etkisi” üçüncü çeyreğin tamamında da gözlenecek. Ağustos ayındaki işgünü sayısı geçen yıldan yarım gün fazla ama eylül ayında da geçen yıldan 1 gün az iş günü var. Çünkü geçen yıl bir bölümü hafta sonuna denk Kurban Bayramı tatilinin bu yıl tamamı hafta içine denk geldi. Böylece üçüncü çeyrekte geçen yıldan 3,5 gün daha az iş günü çıkıyor. Bu durum bu dönemdeki büyümeyi olumsuz etkileyecek.

Bunun üzerine “15 Temmuz etkisi”nin de binecek olması nedeniyle maalesef üçüncü çeyrekte büyümeden fazla umutlu olamıyoruz. 15 Temmuz’daki darbe girişimi ve sonrasında başlatılan OHAL uygulaması, geleceğe ilişkin belirsizliği artırarak bir süredir zaten çok güçlü olmayan iç talebi iyice zayıflatmış gibi görünüyor. Dünya ekonomisindeki büyüme de yavaş olduğu geleceğe güveninin azalması normal görünüyor.

15 Temmuz sonrasında Tüketici Güven Endeksi’nde yaşanan artışa ise mantıklı bir açıklama bulmak kolay değil. Biz bunun ancak tüketicilerin vatanseverlik duygularıyla ankete gerçekte olduğundan daha olumlu cevaplar vermeleriyle açıklanabileceğini düşünüyoruz. Buna da “vatanseverlik etkisi” adını veriyoruz.

“Vatanseverlik etkisi” tüketici güvenini kağıt üzerinde yükseltebilir ama bunun ekonomiye bir faydası olacağını sanmıyoruz. Çünkü anketlere olumlu cevap vermek kolay ama böyle bir ortamda özellikle büyük montanlı alışverişler yapmaya cesaret etmek zor. Böyle dönemlerde tüketici işsiz kalma tehlikesi nedeniyle genelde harcamalarını kısma yoluna gider. Nitekim ekonomiden de bu yönde veriler geliyor. Örneğin ağustos ayında otomotiv satışları geçen yıla göre yüzde 13,5 düşmüş bulunuyor. Konut kredisi faizlerindeki düşüşe ve kampanyalara rağmen bu ayda konut satışları da yıllık bazda sadece yüzde 2’lik artış göstermiş durumda. Tüketicinin harcamalarını kısması ise genelde ekonomideki büyümenin yavaşlamasına neden olur. Şu anda da bu süreci yaşıyoruz.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.