‘MERKEZ’ FAİZDE İNDİRİMİ DURDURDU M

Capital (Turkey) - - ETKİNLİK -

ARTIK 2016’NIN SON İKİ AYINA GİRDİK. BU YIL EKONOMİDE umduğumuzu pek bulamadık. Şimdi gözler, 2017’ye çevrilmiş durumda. Hükümet 2017’ye ve de sonraki iki yıla ilişkin planlarını çoktan yaptı. Bu planlara dayanarak 2017 yılı bütçe tasarısını da hazırladı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sundu. Meclisteki görüşmeler yıl sonuna kadar tamamlanacak ve bütçe tasarısı yılbaşından önce yasalaşıp 1 Ocak’tan itibaren uygulanmaya başlayacak. Hükümet bu işlerle uğraşırken özel sektörde de benzer çalışmalar yapılıyor. Herkes yıl sonuna kadar planlarını yapıp 2017’ye her türlü olasılığa karşı hazır bir şekilde girmek istiyor.

Biz de yıllardan beri Capital’in kasım veya aralık sayısında gelecek yılın ekonomik görünümüne ilişkin bilgilerimizi ve düşüncelerimizi sizlerle paylaşıyoruz. Bu yazıda da aynı şeyi yapacağız. Konjonktür’ün dördüncü sayfasında yer alan kutuda, hükümetin geçen ay açıkladığı 2017-2019 dönemine ilişkin Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin ayrıntılar var. Konjonktür’ün beşinci sayfasında da IMF’nin geçen erkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu (PPK), üç temel para politikası faizinden biri olan gecelik borç verme faizini mart ayından bu yana sürekli aşağı çekiyordu. Bu indirim süreci geçen ay durdu. PPK, gecelik borç verme faizini 7 ayda yüzde 10,75’ten yüzde 8,25’e kadar indirmişti. Geçen ayki toplantısında ise bu düzeyde sabit bıraktı.

Merkez Bankası, para politikasını üç temel faiz oranına dayanarak yönlendiriyor. Bunları bir hafta vadeli repo borç verme faizi, gecelik borç verme faizi ve gecelik borç alma faizi oluşturuyor. Bunların son ikisi arasındaki bölge ise “faiz koridoru” olarak tanımlanıyor. Merkez Bankası, geçen yıl ağustos ayında, faiz koridorunu peyderpey daraltıp sonuçta 2011 yılı öncesindeki gibi para politikasını tek faizle yönlendirme kararı almıştı. Gecelik borç verme faizinde mart ayından beri yapılan indirimler işte bu sadeleştirme stratejisinin adımları olarak ay yayınladığı son World Economic Outlook (WEO) raporunda yer alan küresel ekonomiye ilişkin tahmin ve öngörüleri içeren bir kutu bulunuyor. Bu iki rapor gelecek yıla ilişkin planlar yapanlar için iyi birer bilgi kaynağı oluşturuyor. Burada da bu raporlardaki bilgilere dayanarak 2017’ye ilişkin kendi düşüncelerimizi sizlere aktarmak istiyoruz.

BÜYÜME NE OLUR?

Her zaman için ekonomide gelecek yıla ilişkin en çok merak edilen ve en kritik şey büyüme oranının sunuluyordu. Ancak indirimin hep faiz koridorunun üst sınırından yapılması bunun aynı zamanda parasal gevşeme anlamına gelmesine yol açıyordu. Enflasyonun yüzde 5’lik hedefin çok üzerinde seyrettiği bir ortamda parasal gevşemeye gidilmesi ise piyasaların Merkez Bankası’na olan güvenini iyice erozyona uğratmıştı.

Esasında beklentiler, PPK’nın faiz indirimine ekim ayında da devam edeceği yönündeydi. Çünkü eylül ayında enflasyon beklenenden düşük çıkmış ve yıllık bazda yüzde 8’den yüzde 7,3’e inmişti. Bunun da Merkez Bankası’na gecelik borç verme faizini bir miktar daha indirmek için yeterli gerekçeyi verdiği düşünülüyordu.

Doğrusu bu düşünce çok yanlış da değildi ama Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyenin altına indirmesinden sonra döviz kurlarında yaşanan yükseliş işleri bozdu. Dolar kurunun 3,10 TL’nin üzerine kadar çıkması, Merkez Bankası’nın faiz indirimi konusunda cesaretini kırdı. Çünkü son aylarda yapılan indirimlerle reel faiz o kadar düşük bir seviyeye gelmiş durumda ki daha fazla indirimin bir sermaye çıkışını tetiklemesi ihtimali bulunuyor. Bu durumda kurlarda yaşanabilecek bir tırmanışın ise hem enflasyonu sıçratmasından hem de “bilanço etkisi” yoluyla bir krize yol açmasından korkuluyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.