En sevilmeyen başkan

Capital (Turkey) - - GÜNDEM - IAN BREMMER Eurasia Group Başkanı

onunda bu da oldu. Donald Trump, resmen dünyanın en güçlü adamı. Bu durum yüzünden yurtiçinde ve yurtdışında yığınla insan kedere boğuldu. Yeni başkanı bekleyen dağ gibi yığılmış meydan okumaların fevkalade ürkütücü olduğu bir sır değil. Nereden bakarsanız bakın Trump, bugüne kadar başkan seçilmiş, en sevilmeyen insan olacak. Kendisinden duygusal anlamda hoşlanmayan Amerikalılara ulaşmaya çalışmak yerine Trump, ilk aşamada kendisini Cumhuriyetçilerin adayı olma konumuna taşıyan beyaz ve haklarından mahrum bırakılmış oyları arttırdı ve onların desteğini Beyaz Saray’a taşımış oldu. Gelecek 4 yıl içinde Donald Trump, Oval Ofis’de sıkı bir takip altında olacak.

Dürüst olmak gerekirse Hillary Clinton da belki arkasında kendisini destekleyen sempatik bir Kongre olmasa da karşısında benzer şekilde bölünmüş ve coşkulu bir seçmen kitlesi bulabilirdi. Ancak öngörülebilir bir Clinton, global sahnede çok daha istikrar sağlayıcı bir güç olabilirdi. Trump ise tam tersi.

SİSMİK KAYMA OLACAK MI?

Müttefikler şimdi merakla bekliyor, zira Trump Amerikan halkına sunduğu kampanyanın bel kemiğinde, güvenlik taahhütlerinden vazgeçme, Amerika’nın NATO’daki üyeliğini açıkça, şiddetle sorgulama ve ticarette korumacılık sözleri vermişti. Kabadayılık taslayanla bir dâhiyi birbirinden ayırt etmek zordur. Ancak şayet Donald Trump önerdiklerinin dörtte birini bile gelecek 18 ay içinde uygulamayı başarırsa bu durum global politikalarda Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonraki en sismik kayma olur. Ardından da yurt dışında kaçınılmaz olarak tepkileri kışkırtacak Müslümanlara yasaklar ve sınırlara duvarlar örülmesi gelecek.

Konu Amerikan dış politikası olduğunda Donald Trump’ın dizginleri ele almasından bile daha önemli yapısal sorunlar da var. Trump politika sahnesine çıkmadan önce ABD’nin uluslararası etkinliğinin azaldığı bir gerçek. Orta Doğu, Suudi Arabistan ve İran’da çok sayıda ülkedeki çatışmaları körükleyen vekalet savaşları sürdürülüyor. Irak, Suriye ve Yemen’de savaşlar sürüyor. Düşük petrol fiyatları hükümetlerin ondan kaynaklanan meydan okumalarla başa çıkmalarını zorlaştırıyor. Bu bölgede herhangi bir Amerikan başkanının ne gibi bir fark yaratabileceği net değil.

ÇİN VE AVRUPA

Amerika’nın en uzun süreli ve en benzer zihinli müttefiki Avrupa, bugün bölünmüş ve zayıf durumda. Brexit dramı daha yeni başlıyor. Atlantik’in her iki yakasında da popülizm yükselişte ve önümüzdeki yıl İtalya, Fransa ve Almanya’da zor geçecek seçimler yapılacak. Göçmen krizi halen çözülemedi. Rusya ve Türkiye ile olan ve giderek çetrefilleşen ilişkilerin nasıl yönetileceği konusunda birlik yok. Washington bu meydan okumalara karşı neredeyse kelimenin tam anlamıyla ilgisiz.

Asya’nın büyük bir bölümü kendilerini Çin’in uzayan gölgesi altında buluyor. Seçimden önce Asya ülkeleri Pekin’e karşı dengeleyici bir güç olan Trans Pasifik Ortaklığı’na (TPP) katılmak gibi stratejik bir tercihte bulundu. ABD kongresindeki TPP yalpalamaları onların durup düşünmesine neden oldu. Donald Trump’ın seçilmesi, sadece Pekin’in daha istikrarlı görünmesine ve bu çılgın ekonomik süper gücün kendi ekonomik vagonlarını hızlandırmasına yol açacak.

Şimdi sıra Rusya’da. Putin, son 18 ayı ABD’nin gücünün altını oymaya ve seçimin her aşamasını etkilemeye çalışmaya harcadı ve asıl hedefi, ABD’de bir süredir hor görüldüğünü düşündüğü Amerikan istisnailiği anlayışını zayıflatmaktı. Çoğu insanın gözünde başarılı da oldu.

Sonuçta Trump’ın yüzleşeceği büyük meydan okumalar arasında başkanlığın sadece kendi çabasının bir ürünü olduğunu varsaymak olabilir. Zira Washington’daki politik atmosfer son 8 yıl içinde iyice toksikleşti ve ABD’nin gücünün sınırları çok daha aşikar hale geldi. Trump bu gerçeklerin altını çizerek ve bunları sadece kendisinin düzeltebileceğini iddia ederek iktidara geldi. Gelin öyle olacağını umalım, çünkü bunlar artık onun sorunu.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.