BÜYÜMEDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK TARTIŞMASI

Capital (Turkey) - - CAPITAL’DEN - Okaraca@ekonomist.com.tr

İlk çeyrekte büyümenin beklentilerin üzerine çıkarak yüzde 5 olarak gerçekleşmesi büyümenin sürdürülebilirliği konusunda tartışma yarattı.

Ekonomi ilk çeyrekte beklentilerin üzerinde büyüdü. Beklentiler yüzde 3,5 dolayında iken gerçekleşme yüzde 5’i buldu. Ancak bu büyümenin bazı geçici faktörlerin ürünü gibi görünmesi ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda bir tartışma yarattı. İlk çeyrekteki büyümenin en önemli kaynağı olan hanehalkı tüketimindeki artış dayanıksız tüketim mallarına yönelik harcamalar sayesinde gerçekleşti. Dayanıksız tüketim malı harcamalarının ise sürekli hızlı artış göstermesi zor. İlk çeyrekteki büyümenin bir başka kaynağı olan yatırım harcamalarındaki artışı inşaat yatırımlarının yükselmesi sağladı. İnşaat yatırımlarının da sürekli yükselmesi zor görünüyor. İlk çeyrekteki büyümenin bir başka önemli kaynağı olan kamu tüketiminin de bütçe açığını büyüteceği için sürekli arttırılması mümkün değil. Büyümenin sürdürülebilir olması için yatırım harcamalarının daha çok makine ve teçhizata, hanehalkı tüketiminin de daha çok dayanıklı tüketim mallarına yönelik olması gerekiyor.

TÜRKİYE EKONOMİSİ 2017’NİN İLK ÇEYREĞİNDE BEKLENTİLERİN üzerinde büyüdü. Ekonomik kamuoyundaki beklentiler bu dönemde yüzde 3,5 dolayında büyüme çıkacağı yönündeyken gerçekleşme yüzde 5’i buldu. Böylece geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 1,3 küçülen ve dördüncü çeyreğinde yüzde 3,5 büyüyebilen ekonomi biraz hızlanmış oldu. Ancak büyümedeki bu hızlanmanın bazı geçici faktörlerin ürünü gibi görünmesi ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda bir tartışma yarattı. Bir kesim ekonomideki büyümenin yeniden hızlanmasını kutlarken, bir kesim ise bu büyümenin devamının gelmeyebileceğinden endişe duyuyor. Doğrusu, ilk çeyrekteki büyümenin ayrıntılarına bakıldığı zaman, bu endişelerin çok da yersiz olmadığı anlaşılıyor. İlk çeyrekteki büyümenin dört önemli kaynağı var ve bunlardan üçü geçici faktörlere dayalı gibi görünüyor. Bu da sürdürülebilirlikleri konusunda kuşkuya yol açıyor.

TÜKETİMİN AYRINTILARI

İlk çeyrekteki büyümenin en önemli kaynağı hanehalkı tüketim harcamalarındaki artış oldu. Bu dönemde hanehalkı tüketim harcamaları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 yükseliş gösterdi. Bu kalemin gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı yüzde 62’yi bulduğu için de buradan ilk çeyrekteki büyümeye 3,1 puanlık katkı geldi.

Türkiye’de ekonomik büyüme genellikle hanehalkı tüketimine dayalı olarak hızlandığı için ilk bakışta burada bir sorun yok gibi görünüyor. Ancak hanehalkı tüketim harcamalarının ayrıntılarına bakıldığında durum biraz değişiyor. Bu veriler ilk çeyrekte hanehalkı tüketim harcamalarını dayanıksız tüketim mallarına yapılan harcamaların yükselttğini gösteriyor. Bu dönemde dayanıksız tüketim malı harcamalarında yaşanan artış yüzde 8’i buluyor. Geçen yılın son çeyreğinde yüzde 12,9 artış göstererek hanehalkı tüketimini hızlandıran dayanıklı tüketim malı harcamaları ise ilk çeyrekte sadece yüzde 0,6 artmış durumda. Doğası gereği dayanıksız tüketim malı harcamalarında sürekli hızlı artış yaşanması mümkün görünmüyor. Bu da eğer dayanıklı tüketim malı harcamaları yeniden yükselişe geçmezse hanehalkı tüketimindeki artışın böyle devam etmesinin zor olduğunu düşündürüyor.

YATIRIMIN AYRINTILARI

İlk çeyrekteki büyümeye yatırım harcamaları da az da olsa katkıda bulundu. Bu dönemde yatırım harcamalarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,2 artış yaşandı. Bu da ilk çeyrekteki ekonomik büyümeye 0,6 puanlık katkı yaptı.

Yatırım harcamalarında az da olsa artış yaşanması da ilk bakışta sevindirici görünüyor. Çünkü genelde yatırım harcamalarındaki artış sadece bugünkü büyümeyi olumlu etkilemekle kalmıyor, gelecek dönemdeki büyüme için de temel oluşturuyor. Ancak ilk çeyrekteki yatırım harcamalarının ayrıntılarına

bakıldığı zaman bu özelliğe sahip değil gibi görünüyor. Çünkü bu dönemde yatırım harcamalarını inşaat yatırımlarındaki hızlanma yükseltmiş bulunuyor. Geçen yılın son çeyreğinde yüzde 3,5 olan inşaat yatırımlarındaki artış bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 10’u buldu. Buna karşılık gelecek dönemdeki büyümeye kaynaklık edebilecek esas yatırım türü olan makine ve teçhizat yatırımlarında geçen yılın üçüncü çeyreğinde başlayan düşüş bu yılın ilk çeyreğinde iyice derinleşti. Geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 3,9 ve dördüncü çeyreğinde yüzde 0,4 düşen makine ve teçhizat yatırımları, bu yılın ilk çeyreğinde de yüzde 10,1 düşüş gösterdi. İnşaata dayalı olması yatırım harcamalarındaki artışın sürdürülebilirliği konusunda da kuşku yaratıyor. Bu arada inşaata dayalı yatırımların istihdama katkısının da makine ve teçhizat yatırımları kadar olmadığını belirtelim.

KAMU TÜKETİMİ

İlk çeyrekteki büyümeye önemli bir katkı da kamu tüketiminden geldi. Bu dönemde kamu tüketimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,4 yükseliş gösterdi. Bu da ilk çeyrekteki ekonomik büyümeye 1,3 puanlık katkıda bulundu.

Ekonomik kamuoyunun ilk çeyrekteki büyümenin sürdürülebilirliği konusunda kuşku duymasına da en çok işte bu yol açıyor. Çünkü bütçede dengeleri bozduğu için kamu tüketimini sürekli olarak bu ölçülerde artırmanın mümkün olmadığını herkes biliyor. Nitekim geçen yılın ilk yarısında da kamu tüketimini patlatan hükümet ikinci yarıyılda frene

basmak zorunda kalmıştı. Nisan ayında yapılan anayasa referandumu nedeniyle ilk çeyrekte kamu tüketiminde gazı kökleyen hükümetin yılın geri kalanında yeniden frene basmak zorunda kalabileceği düşünülüyor. Bu da kamu tüketiminden büyümeye gelen katkının böyle devam etmesinin zor olduğu anlamına geliyor.

DIŞ TALEBİN KATKISI

İlk çeyrekteki ekonomik büyümeye dış talep de önemli bir katkı verdi. Bu dönemde mal ve hizmet ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,6 artış gösterdi. Bu da ilk çeyrekteki ekonomik büyümeye 2,4 puanlık katkı yaptı.

Mal ve hizmet ihracatında işler uzun zamandır kötü gidiyordu. Bu kalemde en son 2014’ün ilk çeyreğinde çift haneli artış görülmüştü. Geçen yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde mal ve hizmet ihracatı düşüş göstermişti. Üçüncü çeyrekteki düşüşün yüzde 9,3’ü bulması, bu dönemde ekonominin küçülmesinin önemli nedenlerinden biri olmuştu. Geçen yılın son çeyreğinde yüzde 2,3 artış gösteren mal ve hizmet ihracatı böylece başını yeniden suyun üzerine çıkarmıştı. Küresel ticaretten gelen toparlanma sinyalleriyle birlikte ise bu yılın ilk çeyreğinde hızlanmayı başardı.

İlk çeyrekteki büyümenin kaynakları içinde sürdürülebilirlik konusunda en az kuşku çekeni bu gibi görünüyor. Ancak bunun da büyük ölçüde küresel ekonomideki gelişmelere bağlı olduğunu unutmamak gerekiyor. Küresel ekonomide işler yeniden tersine dönerse dış talepten büyümeye gelen katkı da tekrar azalabilir.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ŞARTLARI

Ekonomideki büyümenin sürdürülebilir olması için daha çok yatırımlara dayanması, yatırımların

da inşaattan çok makine ve teçhizat yatırımlarından oluşması gerekiyor. Sürdürülebilir büyüme için hanehalkı tüketiminin de daha çok dayanıklı tüketim mallarına yönelik olması şart. Bunlar için ise ekonomik birimlerin geleceğe güven duyması şartı bulunuyor. Ekonomik birimler geleceklerinden endişe duymaya başladıklarında harcamalarını kısma yoluna gidiyor. İşsiz kalma korkusu tüketicilerin dayanıklı tüketim malı harcamalarını ertelemelerine yol açıyor. İflas etme veya borçlarını ödemekte zorlanma korkusu da şirketlerin yatırım planlarını rafa kaldırmalarına neden oluyor.

İlk çeyrekte ekonomideki büyüme biraz hızlandı ama yukarıda gösterdiğimiz gibi bu hızlanma makine ve teçhizat yatırımlarına ve dayanıklı tüketim malı harcamalarına dayanmıyor. İlk çeyrekte makine ve teçhizat yatırımlarında çok ciddi bir gerileme yaşanırken dayanıklı tüketim malı harcamaları ise yerinde saymış bulunuyor. Bu da ekonomik birimlerin geleceğe güveninin hala çok zayıf

olmasından kaynaklanıyor. Bu güveni güçlendirmek için hükümetin bazı adımlar atması şart görünüyor. Bize kalırsa da bu adımların hukuk sistemini reforme etmek, demokrasiyi güçlendirmek ve dış ülkelerle olan ilişkileri yumuşatmaya çalışmak yönünde olması gerekiyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İHTİYACI

Genç bir nüfusa sahip olan Türkiye’de her yıl yüzbinlerce genç işgücü piyasasına giriyor. Bizim hesaplarımız, sadece işgücü piyasasına yeni giren gençleri istihdam edebilmek için bile ekonominin her yıl yüzde 5,5-6 arasında büyümesi gerektiğini gösteriyor. Büyüme son yıllarda bu seviyenin altında kaldığı için 2012’de yüzde 8,4 olan işsizlik oranı geçen yıl yüzde 10,9’a ulaştı. İşsizlik oranını yeniden tek haneye çekebilmek için önümüzdeki dönemde yüzde 6’nın da üzerinde bir büyüme temposu tutturmamız gerekiyor. Öte yandan refah düzeyimizin gelişmiş ülkeler seviyesine makul bir sürede yükselebilmesi için de mümkün olduğunca hızlı bir büyüme performansına ihtiyacımız var.

İşte bunlar Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme ihtiyacının iki temel nedenini oluşturuyor. Büyümeyi sürdürülebilir bir hale getiremediğimiz takdirde işsizlik sorununun günden güne ağırlaşması ve toplumsal sorunlara yol açması ihtimali bulunuyor. Gelişmiş ülkelerin refah seviyesine bir türlü yaklaşamamamız da aynı tehlikeyi içinde barındırıyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.