“Doğanın nimetlerini, bitkileri ve ellerimi kullanıyorum

Güzellik ve bakım sektöründe otuz yıllık bir geçmişi olan aile büyüklerinin çalışmaları dolayısıyla Soydan “Anadolu’nun güzellik ritüellerini dünyaya tanıtmak istiyorum” diyor.

Dunya Extra - - YAŞAM KÜLTÜRÜ -

ugünkü konuğumuz güzellik ve bakım sektöründe 30 yıllık bir geçmişe sahip olan İnci Soydan. Siirtli, üç çocuk annesi olan Soydan, Antalya ve Ankara’dan sonra uzun süredir İstanbul’da müşterilerine tamamen doğal ve yenebilir malzemelerle hazırladığı kürlerle cilt bakımı uyguluyor. Amacı Anadolu’nun bakım ritüellerini herkese tanıtmak. Biz de doğal içerikleriyle rağbet gören merkezin kurucusu İnci Soydan’la geçmişi, başarısı ve gelecek planları hakkında samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Paylaşmasak olmazdı...

▶ Okuyucuların tanıması için tam olarak bugüne kadar ne yaptığınızı kısaca anlatır mısınız?

Aslen Siirtliyim, evlenip Van’a yerleştim. Üç kız çocuğum oldu. O yıllarda yerli ailelerin kadınlarının çalışması uygun görülmüyordu, bu yüzden eşim bir iş kurmama izin vermedi. Küçük şehirlerde yaşamanın sıkıntılarından biri. Ama Antalya’ya taşındıktan sonra eşim sözünü yerine getirdi ve bana bir işyeri açtı. Bu işe başladığımda patron olup kendime bakımlar yaptıracağımı düşünmüştüm. Ama işe başladığım günden beri işimin en ağır işçisi oldum. Neredeyse 30 senedir müşterilerimin cilt bakımını bizzat kendim yapıyorum. Hep güzellik sektöründe hizmet verdim. Antalya, Ankara derken, yolumuz İstanbul’a ulaştı. Planlarımızda yeni şehirler de var. Çünkü çocuklarım yetişti ve sektörde eğitimli ve tecrübeli birer işkadını oldular. Belli mi olur, ileride başka ülkeler bile olabilir.

▶Yaptığınız işi seçmenizde yaşadıklarınız mı etkili oldu, yoksa çocukluktan gelen bir motivasyon mu?

3 kızımı büyüttükten sonra bir işyeri açmak istedim. O zamanlar yeni taşındığımız Antalya’da gönlüme göre bir güzellik salonu yoktu. Büyük kızım spor hocası olmak istiyordu. Ben de mezun olduğunda işi hazır olsun istedim. Böylelikle eşimin de desteğiyle kapsamlı bir spor ve güzellik salonunu açtık. Daha salonun kuruluş aşamasında ben evde ortanca kızımın cildini tedavi ettim. Sonra arkadaşı, sonra onun arkadaşı derken, işyerim açılmadan cilt bakımı konusunda tanınan bir isim oldum.

▶ Anne ve babanızın, ailenizin hayattaki seçimlerinize etkisi oldu mu? Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Kesinlikle çok etkisi oldu. Ben diğer kız kardeşlerimin tersine erkek çocuğu gibi büyüdüm. Daha 5 yaşındayken babam beni bankaya para yatırmaya gönderirdi. Annemin dedesi o yıllarda en iyi bıttım sabunu üreten kişilerden biriydi, annemin teyzesi de şifacı bir kadındı ve kelleri tedavi eden ilaçlar hazırlardı. Dolayısıyla hem ticaretin hem de kozmetiğin içinde bir çocukluk geçirdim. Lüks kozmetiğin Türkiye’de olmadığı dö- nemlerde bile yurtdışından temin edip kullandım. Her zaman bakıma düşkün bir kadın oldum.

“KİTAP YAZMAK İSTİYORUM”

▶ Bu işi yapmaya ne zaman karar verdiniz? Bugün istediğiniz yere geldiğinizi düşünüyor musunuz?

Antalya’ya taşındığımızda artık ev kadını olmak istemiyordum. Bir iş yapmak istiyordum. Kapsamlı bir merkez kurdum. Akabinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı estetisyenlik okulunu kurdum. Fakat o yıllarda insanlar bu mesleğin önemini henüz kavrayamamışlardı. Dolayısıyla aktif olarak hiç çalışmadan kapattım. O okulu devam ettirmek isterdim, çünkü şimdi gerek yurtdışından gerekse yurtiçinden eğitim almak isteyenler geliyor. Bu meslekte henüz istediğim yere gelmiş değilim, çünkü halen yapmak istediğim çok şey var. Bir kitap yazmak, ürünlerimi seri üretime geçirmek, bilgilerimi okullarda aktarmak ve Anadolu’nun güzellik ritüellerini tüm dünyaya ta- nıtmak istiyorum. Böyle bakınca, kendimi daha yolun başında görüyorum.

“YENİ NESİL ÖĞRENME HEVESLİSİ DEĞİL”

▶ Yaptığınız iş dünden bugüne ne kadar değişti?

Her şeyde olduğu gibi sektör çok bozuldu... Yasal açıdan çok fazla zorluklar çıkıyor. Bu bir bakıma iyi, sektörü korumak için yapılan kurallar, ama mevcut işvereni çok zorluyor. Ayrıca, yeni nesille birlikte hizmet sektörü bitme noktasına gelecek. Hiçbir şekilde personel yetiştirip uzun vadeli çalıştıramıyoruz. Ben İstanbul’da ortanca kızımla beraber çalışıyorum. Antalya’da büyük kızım, Alanya’da kız kardeşim bu işi yapıyor. Bunların yanı sıra teknoloji çok hızlı gelişiyor, cilt ve zayıflama ünitelerinde teknolojinin gelişimini çok yakından takip ediyoruz. ▶ Bu işte eğitimin, ilişkilerin ve tecrübenin payı size göre yüzde kaçtır? Özellikle sizin mesleğinizde...

Bence eğitim yüzde 50, tecrübe yüzde 50... Ama ilişkiler de bu mesleğin olmazsa olmazı. Bu mesleğe gönül verecek gençlerin, aldıkları her bilgiyi pratiğe dökmeleri lâzım. Araştırma yapmaları lâzım. Karşılarına bir cilt geldiğinde, reaksiyon gösterdiğinde, o cilde nasıl müdahale edeceklerini bilmeliler. Gençler çok şanslı, ellerindeki akıllı telefonlarla saniyeler içerisinde bütün bilgilere ulaşmaları mümkün. Bu şansı en doğru şekilde kullanmalarını ümit ediyorum. Yeni açılan salonlar için de tecrübe çok önemli. Şimdi yeni açılan salonlara danışmanlık yapıyorum. Daha salon açarken, doğru cihazlara yatırım yapsınlar, doğru lokasyon seçsinler ve daha stratejik bir planlama yapsınlar... ▶ Hiç unutamadığınız bir anı var mı? Sizi çok güldüren ya da şaşırtan, belki de kızdıran...

2009 yılında, Gazi Üniversitesi Kozmetoloji Derneği’nden bir telefon geldi. “Yılın En İyi Day Spa’sı seçildiniz, akşamki ödül törenine bekliyoruz” dediler. Bu derneğin toplantısından kızımın haberi varmış, ama bizim hiçbir başvurumuz olmadı. Üstelik çok büyük paralar harcanmış yüzlerce SPA varken, 8 aylık bir işletmenin ödül alabilmesine ihtimal vermedik. Açıkçası, işletildiğimizi düşündük... Daha sonra asistanım arayarak gecenin detaylarını öğrendi, ben de apar topar Ankara’ya gittim. Kapıdan içeri girer girmez, büyük bir övgüyle karşılanınca, hemen kızıma mesaj attım, “Gerçekmiş!” diye. Bu tabii bizi hem çok şaşırtan, hem çok sevindiren, hem de çok sorumluluk yükleyen bir olay oldu...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.