Ege'nin on parmağında on marifet prensesi: İZM R Yarın İzmir için çok önemli bir gün... Yunan ordusunun bu güzel şehrimizde Kordon ve Fuar gelse de, dığınızı bilmiyorsanız, kafanız karışabilir. Keyifli bir mola içine

Aklınıza önce ne ara-

Dunya Extra - - HAFTA SONU MOLASI -

sunan esnaf lokantaları, saatçi, derici, hediyelik eşya dükkânlarını bulabilirsiniz. İzmir’de geleneğin sürdüğü çok sayıda tarihi hamamın önemli bir kısmı da Kemeraltı’nda bulunuyor. Gelin, damat, sünnet ya da asker hamamı geleneklerinin yaşatıldığı bu hamamları, ister tarihi değerlerinden ötürü gezebilir, isterseniz girip arınabilirsiniz. Kemeraltı’nın her yerine dağılmış olan lokantalarda da herkesin kesesine ve damak zevkine göre karnını doyurması mümkün. Geleneksel yapının her anlamda korunduğu Kemeraltı’nda aradıklarınıza başka yerlerden daha ekonomik fiyatlarla ulaşabilirsiniz. Ama siz yine de, âdet yerini bulsun, pazarlık yapmaktan çekinmeyin. Herodot, İzmir’i “Yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklime sahip uygarlıklar vadisi” olarak tanımlıyor. Cahit Külebi’nin tarifi de İzmir’in hakkını veriyor: “Savaştepe Köprüsü’nden geçen trenler/ sel olur İzmir’e akar/ İzmir’in denizi kız, kızı deniz/ sokakları hem kız hem deniz kokar.” Bence en doğru nitelemelerden biri de Victor Hugo’nunki: “İzmir bir prensestir, bazen bir sevgili veya eş, bazen kız kardeştir, bazen de bir kız çocuğu.” Bu nedenle kafası karışır İzmir'e bakanın.

Kim olduğunuz, ne istediğiniz fark etmez. İzmir’de baktığınızı görürsünüz, ne ararsanız bulursunuz. Kendinizi sınırlamanız gerekmez. Deniz-kum-güneş, tarih, doğa, sanat, kültür, inanç, sağlık, gastronomi, spor ve aklınıza daha başka ne geliyorsa...

“İzmir’e yolunuz düşerse” demeyelim; yolunuzu düşürün, gerisini düşünmeyin. Ege’nin on parmağında on marifete sahip bu prensesi, her isteğinize onlarca seçenek sunmaya hazır bir şekilde sizi bekliyor olacak. Bunlara ulaşmak için saatlerce yol gitmenize de gerek yok. Pek çoğunu şehrin içinde, yürüme mesafesinde bulabileceksiniz. Nasıl ki biz tüm bunları bu satırlara sığdıramayacaksak, size de İzmir'de birkaç gün yetmeyecek... Bu yazıyı İzmir’e “yeni başlayanlar için” kısa bir tur olarak değerlendirin. İzmir’e özgü bir kahvaltı ile güne başlamak isterseniz tercihiniz, yanında çayla ya gevrek-peynir, ya boyoz - haşlanmış yumurta olmalı. “Gevrek ve boyoz nedir?” derseniz, birincisi bildiğiniz simidin İzmir versiyonu: “İzmir’de simide gevrek derler.” Boyoz ise yağlı bir çörek, ilk tadışınızda yadırgayabilirsiniz. Her ikisini de sabahları İzmir’in her köşesinde bulabilirsiniz. Bu keyfi deniz kenarında yaşamak isterseniz, İnciraltı’dan Bostanlı’ya kadar tüm Körfez çevresinde size bu olanağı sunacak mekânlar karşınıza çıkacaktır.

Kordon Boyu'na çıkınca...

İzmir’de deniz kenarı dendiğinde akla önce kentin simgelerinden biri olan Kordon gelir. Burada banklarda, çimlerde ya da restoran ve kafeteryalarda sohbet edip deniz havası alabileceğiniz gibi; birkaç yüz metrelik mesafede çok sayıda tarihi ve tematik müzeyi, dini yapıları gezebilir; “İzmir’in İstiklâl Caddesi” diyebileceğimiz Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde alışveriş yapabilir, sanat etkinliklerine katılabilir, velhasıl bütün bir gününüzü dolu dolu geçirebilirsiniz. Uğramadan geçmemeniz gereken yerlerden biri de Tarihi Kemeraltı Çarşısı. Aklınıza gelebilecek her türlü ihtiyacınızı otantik bir fon eşliğinde buradan karşılayabilirsiniz.

Tercihinizi doğa ile baş başa kalmaktan yana kullanacaksanız, İzmir Enter- nasyonal Fuarı’nın da düzenlendiği Kültürpark en yakın adres. Bunun yanında Balçova’daki Teleferik ve termal tesisler, İnciraltı Kent Ormanı, Sasalı Doğal Yaşam Parkı, Kuş Cenneti, hâlâ başınız dönmediyse Homeros Vadisi, Karagöl, Çiçekliköy sizi bekliyor olacak.

Tarihe meraklıysanız doğru yerdesiniz!

Eğer tarihe meraklıysanız, yine doğru yerdesiniz. İzmir’in simgelerinden tarihi Saat Kulesi’ni merkez aldığınızda birkaç kilometrelik çember içinde Tarihi Asansör’ü, gazeteci Hasan Tahsin için yapılan İlk Kurşun Anıtı’nı, Hükümet Konağı’nı, Milli Kütüphane’yi, Kızlarağası ve Abacıoğlu hanlarını, Basmane sokaklarını, Agora Açıkhava Müzesi’ni, İzmir’in ilk kurulduğu yer olan Yeşilova Höyüğü’nü, Smyrna-Tepekule Ören Yeri’ni, Havagazı Fabrikası’nı, halen kullanılan Pasaport İskelesi’ni gezebilirsiniz. Kadifekale’de tarihi keşfederken, kenti kuşbakışı gören konumuyla İzmir’in bugünkü hâlini de izleme fırsatı yakalarsınız. Dedik ya İzmir’i gezmekle, yazmakla bitirmek kolay değil, yorucu. Ama tatlı bir yorgunluk bu. Dinlenmenin en güzel yolu da çeşit çeşit deniz ürünleri, kendine özgü otları ve zeytinyağlılarıyla güzel bir akşam yemeği olabilir. Sağlıkla özdeşleştirildiği için dünyada yükselen bir trend haline gelen Akdeniz mutfağının birbirinden güzel örneklerini İzmir’de bulabilirsiniz. Özetle, ne istediğinizi biliyorsanız, Ege'deki bu prenses sizi eli boş göndermeyecektir. Bu da İzmir’e özel bir fast food: Kumru. Çeşme Kumrusu olarak da biliniyor. İki türlü yapılıyor. Birisi daha mütevazı. Sokak simitçilerinde, unlu mamül dükkanlarında satılıyor ve daha çok kahvaltı niyetine yeniyor. Küçük bir susamlı sandviç ekmeğinin arasına koyulmuş beyaz peynir, domates ve yeşil biberden oluşuyor. Diğer türlüsü çok daha iddialı. Aynı susamlı sandviç ekmeği ısıtılır, arasına bol miktarda kızartılmış sucuk, salam, sosis, peynir konur, yetmez domates ve salatalık turşusu eklenir. Soslar da cabası! Ekmeğin iki yakası bir araya gelmez. İzmir’in zeytinyağlıları, balığı, köftesi, otları gibi daha sağlıklı yemekleri de meşhurdur, ama şehir dışından gelenlerin en çok rağbet ettiği yiyecekler arasında kumru da onlardan geri kalmaz.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.