“İstediği işi yapma şansına erişmiş insanlardanım”

Nurdan Tümbek Tekeoğlu, çeşitli kuruluşlarda farklı görevlerde geçen çeyrek asrın ardından kariyerine öğretim üyesi ve sinemacı olarak devam ediyor. Tekeoğlu, “Sinema bizi tanımadığımız kültürlere, ülkelere, onların insanlarına götüren bir sanat. Erişemed

Dunya Extra - - YAŞAM KÜLTÜRÜ -

u haftaki konuğum sıradışı bir hanımefendi. Nurdan Tümbek Tekeoğlu. İyi bir eğitim, ciddi bir özel sektör deneyimi, sonra akademisyenlik ve sinemacılık. Tüm bunlar bolca cesaret, alabildiğine nezaket ve sarsılmaz bir liderlikle pekişmiş. Söyleşi bittiğinde ayağa kalktım ve elini o şekilde sıkmak istedim. Noktasından virgülüne dokunmadan Nurdan Hanım ile yaptığım söyleşiyi “Paylaşmasak Olmazdı” dedim. Okudukça bana hak vereceksiniz.

▶Okuyucuların tanıması için tam olarak bugüne kadar ne yaptığınızı kısaca anlatır mısınız?

Avusturya Lisesi ve Boğaziçi Sosyoloji Bölümü mezunuyum. Öğrencilik yıllarında Tekfen, Setur, Vip, Visitur gibi şirketlerde hep yarı zamanlı çalıştım. 1988 yılında Türkiye’nin ilk AVM’si Galleria’nın Pazarlama Bölümü’nde müşteri temsilcisi olarak iş hayatına atıldım. Sırasıyla RAM Dış Ticaret, Gelişim Yayınları, Egebank, Garanti Bankası Bayraktar Holding, Siemens, The Ritz Carlton gibi şirketlerde pazarlama ve iletişim alanında çeşitli yöneticilik kademelerinde çalıştım. Kariyerimin doruğuna bir Alman perakende kuruluşu olan Metro AG Türkiye Temsilciliği görevi ile geldim. Bu arada Marmara Üniversitesi’nde de pazarlama alanında master ve doktora yaptım. İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Mustafa Aydın’ın daveti ile Metro AG’den 2011 Ocak ayında ayrıldım. 6 yıldır çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak ders veriyorum. Şu anda da İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde öğretim üyesiyim. Firmalara pazarlama ve iletişim alanında danışmanlık yapıyorum. Sinemaya, Metro’da öğrencilere yönelik kısa film yarışması düzenleyerek ısındım. 9 sene boyunca TÜRSAK ile yarışmalar düzenledik ve birinci gelenleri yurt dışına eğitime gönderdik. Eşim Orhan Tekeoğlu da o sıralar Milliyet Gazetesi’nde idi ve bir belgesel projesi olan “İfakat”tan bahsetmişti, Doğu Karadeniz’in dağlık kesimlerinde kadınların doğaya karşı verdiği mücadeleyi anlatan... Filmin, yapımcı olarak sorumluluğunu üstlendim. O da yönetmen olarak “İfakat”ı çekti ve film TRT’nin “Belgesel” yarışmasında 2011’de ödül aldı. Ve sinema yolculuğumuz bu şekilde başladı. Sonra da bir sinema filmi olan “Öyle Sevdim ki Seni”yi çektik. Sinemalarda gösterildi ve Moskova ile Kiev festivalleri seçkisine alındı. 1990’da Rusya’dan Türkiye’ye gelen kadınların dramını anlatıyordu. Kanada Film Festivali’nden “En İyi Yabancı Film Ödülü”nü aldı. Daha sonra Orhan Tekeoğlu’nun 50 festivalde gösterilen, bir İngiliz televizyon kanalının belgeseldeki karakterleri beğenip söyleşi yaptığı “Sıradışı İnsanlar”, Mehmet Tığlı’nın yönettiği 20 ödüllü “İkiz Yıldızlar”, kendi filmim “İki Yaka Yarım Aşk” ve şim- di de Orhan Tekoğlu’nun “Vargit Zamanı” çalışmalarım arasında.

▶ Yaptığınız işi seçmenizde yaşadıklarınız mı etkili oldu, yoksa çocukluktan gelen bir motivasyon mu?

Yaptığım işte sinemaya olan sevgim büyük rol oynadı. Özellikle Metro’nun Türkiye Temsilcisi iken sosyal sorumluluk alanında düzenlediğimiz Metro Kısa Film Yarışması, iki kez ana sponsor ol- duğumuz Altın Portakal Film Festivali, defalarca destek olduğumuz TÜRSAK’ın “Randevu İstanbul” organizasyonu ve “İfakat”ın seçildiği ulusal ve uluslararası festivallerde ilham verici insanlarla tanışmam büyük etken oldu.

▶ Anne ve babanızın, ailenizin hayattaki seçimlerinize etkisi oldu mu? Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Annem Aynur Tümbek bir tiyat- ro hayranı. Çocukluğunda Tepebaşı’nda otururlarmış ve Tepebaşı Dram Tiyatrosu’nu, ismini Türkiye’nin tiyatro tarihine kazımış isimlerini anlatır dururdu. Tiyatrodaki oyunları üç dört kez izlermiş. Resimle uğraşıyor ve sinemaya da düşkün. Hatta bu sene çektiğim ilk kısa filmim olan, Selda Alkor, Sezai Aydın ve Zafer Kayaokay’ın başrolde oynadığı, Mübadele ile ilgili “İki Yaka Yarım Aşk”ta küçük bir rolü var. Babam Nuri

▶ Sosyal medya yaptığınız işte ne kadar etkili?

Çok önemli. Bir kitlesel fonlama sitesi olan Fongogo'da bu yaptığım dördüncü film projesi ve 4 filmimin de kaynağını buradan buldum. Damlaya damlaya göl oluyor. 50 TL’den 2 bin TL’ye kadar insanlar size bağışta bulunuyor ve siz de projenizi gerçekleştirebiliyorsunuz. Peki nasıl başarılıyor? Ben ağırlıklı olarak Facebook’tan faydalanıyorum. Çevremle bire bir ile-

▶ Bu işte eğitimin, ilişkilerin ve tecrübenin payı size göre yüzde kaçtır? Özellikle sizin mesleğinizde.

Üçünün toplamında yüzde 80... Kesinlikle...

▶ Bu işte ekmek var mı? Varsa nereden başlamalı? Sinemada ekmek ancak komedi ve korku filmlerinde var. Eğer festival filmi ve toplumsal içerikli filmler yapıyorsanız çok zor. Oralarda da ciddi lobiniz olması lâzım. Binlerce film arasından seçilmek kolay değil,,.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.