Bitkisel kökenli yerli yakıtlar: Biyodizel ve alkol

Dunya Gida - - İçindekiler - Prof. Dr. Y. Onur Devres Devres Teknoloji ve Danışmanlık Hiz. Ltd. Şti.

Petrol fiyatlarının artması, temini ile ilgili belirsizlikler ve çevre ile ilgili önlemler sonucu yeni ya da yenilenebilir enerji kaynakları üzerine çalıșmalar yoğunlașmıștır. Günümüz için çok “yeni” olmasa da yeni enerji kaynaklarına örnek olarak hidrojen verilebilir. Enerji kaynağı olarak hidrojenin kullanıldığı, kimyasal enerjinin elektriğe çevrildiği yakıt hücreleri bugün FCV (“Fuel Cell Vehicle”) olarak adlandırılan araçlardan (Toyota Mirai FCV First Drive, Hyundai Tucson ix FCEV, Mercedes B-Class F-CELL, Nissan Terra FCEV vb.) tașınabilir elektronik cihazların pillerine (Apple US Patent Bașvurusu 20150249280, http://www.intelligentenergy.com/hydrogen-landscape/) kadar çok geniș bir uygulama alanına sahiptir. Araçlarda çözüm yönelimi yakıt hücresi ve elektrik hibrid (FCEV “Fuel Cell Electic Vehicles”) yönündedir. 5 kg hidrojen ile 500 km yol alınabilmektedir. Maliyetlerin düșmesi ile uygulamaların daha da gelișmesi beklenmektedir. Ancak Tesla’nın öncülük ettiği bir diğer grup BEV (“Battery Electric Vehicles”) üzerine yoğunlașılması gerektiğini belirtmektedirler. BEV’lerin önde gelenleri Renault Zoe, Tesla Model S, BMW i3, Volkswagen

e-Golf, Hyundai Ioniq olarak sıralanabilir.

Yerli otomobilin trafiğe çıkacağı tarih Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün, A Haber’de katıldığı bir canlı yayında açıkladığına göre 2019 Mart ayı olarak hedeflenmektedir. Șu andaki yaklașım ile FCV, FCEV ya da BEV bize uzak gibi durmaktadır. O zaman kısa vadede, yeni yerine yenilenebilir enerji tarafında yoğunlașmak Ülkemiz açısından daha doğru olabilecektir.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına en popüler örnek dizel motorlu araçlarda kullanılan biyodizeldir. Yenebilir enerji kaynaklarımızdan yağlı tohumlardan, özellikle kanola ve aspirden elde edilen yağların ya da hayvansal veya atık yağların baz ve katalizör yardımı ile ișlenmesi ile üretilir. Bakanlar Kurulu Kararı ve Maliye Bakanlığının tebliği ile biyodizel tamamen yerli tarım ürünlerinden elde edilse bile %100 biyodizel kullanımında %98 ÖTV tatbik edilmektedir. Gümrük Vergisi olmayan sadece ÖTV’ye tabi olan petrol ürünleri karșısında, hammaddelerine hem gümrük vergisi olan hem de bu șekilde yüksek oranda ÖTV’ye tabi tutulan biyodizel, ilgili sektörü sıkıntıya sokmuștur (http://www.albiyobir.org.tr/).

Bugün ülkemizde 1.5 milyon ton kurulu biyodizel kapasitesi bulunmaktadır. Türkiye’nin yıllık dizel ve fuel oil tüketiminin 18-19 milyon ton olduğu düșünülürse, ne derece büyük bir kapasiteye sahip olduğumuz ortaya çıkar. Bu kapasite ile Türkiye, kurulu biyodizel üretim kapasitesi itibarı ile Almanya’dan sonra dünya ikincisidir. Biyodizel yatırımı yapan firmalarımızın %65’i tarımdan gelmiș ve bunların %50’si yağ sıkma fabrikaları olup; söz konusu yatırım ile kapasite kullanım oranlarını yükseltmeyi amaçlamıșlardır (http://www.albiyobir.org.tr/).

Petrol piyasasında faaliyet gösteren rafinerici ve dağıtıcılar, tamamen yerli tarım ürünlerini kullanarak üretim yapan biyodizel üreticilerinden temin edecekleri biyo-

dizeli, mevzuata bağlı olarak akaryakıt ile en az yüzde iki oranında harmanlayabilirler. Harmanlama oranları ile ilgili denetimler Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından yapılmakta olup, bugüne kadar harmanlamalar isteğe bağlı bir șekilde gerçekleștiriliyordu. Ancak Sabah Gazetesi’nin 4 Haziran 2017 tarihli haberine göre, EPDK’nın motorin veya mazot olarak bilinen akaryakıt türüne, en az binde 5 biodizel harmanlanmasını 2018 bașından itibaren zorunlu hale getireceği öğrenilmiștir. Böylece akaryakıt piyasasında satılan her 200 litre mazotun, en az 1 litre biodizel içermesi sağlanacaktır. Türkiye’de toplam akaryakıt satıșları yıllık 22.3 milyon ton olup, %84’ünü mazot türleri olușturmaktadır. Söz konusu satıș miktarına uygulanacak binde 5’lik biodizel harmanlanması zorunluluğuyla 2018’de yıllık yaklașık 1.5 milyon üretim kapasitesinin 93,600 ton’unun satıșı garanti altına alınmıș olacaktır.

Bir diğer yenilenebilir enerji kaynağı, benzinli araçlarda kullanılabilen etanol ya da metanol gibi alkollerdir. Araçlarda yakıt olarak alkol kullanılması yeni bir yaklașım değildir. Nikolaus Otto içten yanmalı motoru icat ettiği 1862 yılında benzin mevcut değildi. Ford’un tasarladığı ilk araç olan T modeli (1908) bugünkü kadar saf olmayan benzin, alkol ya da her ikisinin farklı karıșımları ile çalıșabiliyordu. Ancak günümüze dek petrol fiyatlarının, alkol fiyatlarına göre düșük kalması araçlarda alkol kullanımını sınırlandırmıștır.

Etanol mısır, arpa, șeker pancarı, șeker kamıșı ve patatesten elde edilebilmektedir. Genel

olarak ișlem ba- samakları boyut küçültme, fermentasyon ve distilasyon kademelerinden olușur. Tarım ürünlerinden elde edilen alkolün değerlendirilmesinde en önemli kıstas, 1 litre alkolün yanması ile elde edilen enerji ile 1 litre alkol elde edilmesi için harcanan enerji arasındaki fark olup net enerji değeri (NED) olarak tanımlanmaktadır. Elde edilmesi için harcanan enerji ürünün yetiștirilmesi (ekim, gübreleme, sulama, ilaçlama vb. dâhil), hasat, tașıma ve distilasyonu kapsamaktadır. Amerikan Tarım Bakanlığı’nın yaptığı bir çalıșmada mısırdan elde edilen etanolün enerji değeri ile eldesi arasında 1.67/1.0 oranı olduğu saptanmıștır. Dekar bașına %1 verim artıșı NED’i %0.37 artırmaktadır. Bu nedenle tarım koșulları NED ile ilgili değerlendirmeleri doğrudan etkilemektedir.

Benzin-etanol karıșımları için hava/yakıt oranın değiștirilmesi gerekir ve enjeksiyonlu araçlar bu bakımdan daha uygundurlar. Örnek olarak %85 etanol, %15 benzin karıșımı için hava/yakıt oranı 9/1 olmalıdır. Hâlbuki bu değer benzin için 14.7/1’dir. Aslında %100 etanol kullanmak da mümkündür. Ancak benzinin eklenmesi motor soğuk iken çalıșmayı kolaylaștırmakta ve düșük vergili alkolün insanlar tarafından kullanımını engellemektedir. Orta batı ABD’de tarımsal üretimi desteklemek amacı ile E10 (Etanol %10, benzin %90), E15 ve E85 (Etanol %51-%83) tipi yakıtlarda 2016 yılında toplam 41 milyon ton etanol kullanılmıștır. Bir diğer değerlendirmede bunun üretilmesi için gerekli mısır ile 500 milyon kișinin bir yıllık tüketiminin karșılanabileceği belirtilmiștir. Bu da bir gıda maddesinin, besin ya da yakıt

olarak kullanılması arasındaki tercihini zorlaștırmaktadır.

Ülkemizde Türkiye Șeker Fabrikaları A.Ș. bünyesinde yer alan Eskișehir, Turhal, Erzurum ve Malatya Șeker Fabrikaları (119 milyon ton/yıl) ile Konya Șeker Sanayi’nin Çumra Fabrikası’nda (84 milyon ton/yıl) yan ürün olarak melastan etanol üretilmektedir. Ancak yakıt olarak kullanılabilmesi için içerisinde bulunan %5 oranındaki suyun buharlaștırılması gerekmektedir. Bunlara ek olarak, mısır ve buğday kullanarak biyoetanol üretimi yapan Bursa ve Adana’da olmak üzere iki firma da bulunmaktadır. Piyasadaki bazı akaryakıt dağıtım firmaları BioBenzin vb. adları altında, etanol ile harmanlanmıș kurșunsuz benzini piyasaya sürmüș durumdadırlar.

Benzin’de ÖTV litre bașına 2.5 TL, motorinde ise 1.8 TL’dir. Bu șekildeki bir maliyet girdisi ile tarımsal üretim yapılması (toprak hazırlık, ilaçlama vb. masraflar); dolaylı olarak bu maliyetin gübre ve ilaç fiyatlarına yansıması ile kanola, aspir, mısır, arpa, șeker pancarı üretiminin de diğer ülkelere göre pahalı gerçekleșeceği açıktır. Bundan dolayı Dünya șeker borsaları kristal șeker fiyatı son altı ay içinde 16.4-20.87 US cent/pound (36-46 US cent/kg) olurken Türkiye Șeker Fabrikaları A.Ș. (TȘFAȘ) fiyatı 2.68 TL/kg (76 US cent/kg); Avrupa’da etanol fiyatları 0.45-0.50 €/lt olurken TȘFAȘ fiyatı 3.47 TL/lt (0.88 €/lt)’dır. Yıllık 1.5 milyon ton ham bitkisel yağ ithalatı da varken, biyodizel ya da alkol katkılı yakıt üretimi yerli tarımsal tedarike sadece küçük bir katkıda bulunabilecektir.

Sonuç: Ne yeni ne de yenilenebilir. Ülkemizde enerji konusunda yepyeni yaklașımlar üretilmesi gerekmektedir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.