“Et tüketimindeki açığı kapatmaya talibiz”

Dunya Gida - - İçindekiler - Necmettin Ceylan Özlem As

BESD-BİR Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği tarafından iki yılda bir düzenlenen 4. Uluslararası Beyaz Et Kongresi, 27-30 Nisan tarihleri arasında bin 500 kișinin katılımıyla Antalya’da gerçekleștirildi.

33 ülkeden bilim insanı, uzman ve sektör paydașlarının katılımıyla 3 gün süren kongrede sektör güncel ve bilimsel yönleriyle masaya yatırıldı.

Kongre BESD-BİR Genel Sekreteri Ahmet Ergün konușmasıyla bașladı. Kongre Bașkanı Prof. Dr. Necmettin Ceylan, BESD-BİR Bașkanı Dr. Sait Koca, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniș’in konușmalarıyla sürdü.

Kongrede yapılan konușmalardan öne çıkan bașlıklar...

“Sürdürülebilir tavuk üretimi öncelik olmalı”

Sürdürülebilir tavuk eti üretimine dikkat çeken Prof. Dr. Necmettin Ceylan, “Çevre, hayvan refahı ve tüketici hassasiyetlerini ön planda tutmak durumundayız” diye konuștu

Günümüzde dünya genelinde 795 milyon kișinin, yetersiz beslenme nedeniyle fizyololojik açlık çektiğini belirten Ceylan, alarm zillerinin çaldığını söyledi.

Ceylan, “Her yıl beș yașından küçük 2,7 milyon çocuk, aynı nedenle hayatını kaybediyor. Her yıl açlık veya yetersiz beslenme yüzünden hayatını kaybeden kiși sayısı ise 11 milyon. Alarm zilleri çalıyor. Rakamlar çok ciddi” dedi.

Dünyanın son 8 bin yılda tükettiği kadar gıdayı önümüzdeki 40 yılda tüketeceğini belirten Ceylan, gıda ihtiyacının karșılanabilmesi için ürettiğimizin 3 kat fazlası gıda üretimine ihtiyaç olacağını ve bu artıșın 2.5 katı bilim, teknoloji ve yeni araștırmalardan sağlanacak gelișme ve iyileșmelerle mümkün olacağını söyledi.

Bu noktada sürdürülebilirliğin devreye girdiğini dile getiren Ceylan sözlerine șöyle devam etti: “Bu süreci yașarken ön planda tutmamız gereken önemli konulardan biri de kongremizin de ana temasını olușturan sürdürülebilir tavuk eti üretimi olacak. Sürdürülebilir tavuk eti üretim modeli tüm çevremizi ve ilgili olduğumuz alanları ve hassasiyetleri önceleyen bir üretim sistemini algılamak gerekir” dedi.

81 il, 81 ari bölge olarak tanımlandı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniș ise yaptığı konușmada uluslararası ticarette ülkenin hastalıktan ari olmasının çok önemli olduğunu bu nedenle tavuk vebasından ari talimatını yayınladıklarını belirterek “Dıș ticaretin önündeki en büyük engelin hayvan hastalıkları olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunların bașında da kuș gribi gelmektedir. Maalesef 2015 yılında kanatlı eti sektörü bu hastalık vesilesi ile ekonomik olarak etkilendi. Bakanlık olarak bu hastalığın yayılmasını önleyici biyogüvenlik talimatını yayınladık, ișletmeler sürekli denetleniyor. Uluslararası ticarette ülkenin hastalıktan ari olması çok önemli. Tavuk vebasından ari talimatını yayınladık. 81 il, 81 ari bölge olarak tanımlandı. Bu, sektörün bizden önemli bir talebiydi ve gerçekleștirdik” diye konuștu.

Protein ihtiyacının büyük bölümününün halen kanatlı etinden karșılandığını dile getiren Daniș, “Kırmızı et olarak sıkıntılarımız var. Üretimde özellikle büyük bir baskı var. Yılda 400-500 bin büyükbaș hayvan ithal ediyoruz. Beyaz et tüketimimizi ne kadar arttırabilirsek, kırmızı et konusundaki baskıları o oranda azaltırız” dedi.

Kanatlı et tüketimi dünya ortalamasının üzerinde

Türkiye’de tüketimde hayvansal protein açığı olduğunu ve bunu kapatmaya talip olduklarını dile getiren Dr. Sait Koca, kısa bir süre içerisinde dünya ortalamasının üzerine çıkmayı hedeflediklerini söyledi.

Koca, “Dünyada 2016’da kiși bașı kanatlı eti tüketimi 15,7 kg. Büyükbaș 9,2 kg, domuz eti 15,8 kg, küçükbaș hayvan eti 1,9 kg. Dünyada 2016 yılında kiși bașı toplam et tüketimi 42,7 kg. Türkiye’de ise kiși bașı büyükbaș hayvan eti 13,3 kg, kanatlı eti 23,2 kg, küçük baș hayvan eti 1,4 kg. Toplam tüketim rakamı ise 37,9 kg. Türkiye, kiși bașına et tüketimi dünya ortalamasının altında. Bunda Müslüman ülke olmamız nedeniyle domuz eti tüketiminin olmaması en önemli etken. Oysa; gerek kiși bașına büyükbaș hayvan eti, gerekse kanatlı eti tüketimimiz, dünya ortalamasının üzerinde. Sektör olarak domuz etinden kaynaklanan açığımızı kapatmaya talip olduk ve bunu sağlamak için de her türlü çabayı göstermekteyiz. 2025 yılı projeksiyonunda Türkiye’nin et tüketimini 48,7 kg’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Ülke olarak biz yükselișe geçerken; dünya et tüketimi ortalaması domuz etine rağ- men 43,9 kg ile Türkiye’nin gerisinde kalacak” dedi.

Dünyada kanatlı eti üretimi diğer etlere oranla daha fazla artarak, 2025 yılında en fazla üretilen konuma geçeceğini belirten Koca, “2016 yılında dünya kanatlı eti üretimi 115 milyon tondu. 2025 yılında 131 milyon ton olması bekleniyor” diye konuștu.

Satılan tavuk ayaklarının büyük kısmını Çin’e gönderdiklerin fakat Çin ile doğrudan ticaret yapılamadığını belirten Dr. Sait Koca, aracılar ve ilave nakliye nedeniyle 2016 yılında Türkiye’nin ekonomik kaybının 14 milyon dolar olduğunu sözlerine ekledi.

Suudi Arabistan en büyük hedef pazar

2016 yılında 66 ülkeye yapılan ihracatın yarısından fazlasının Irak’a yapıldığını belirten Koca, “2016 yılında 387 milyon dolar ihracat yaptık. Bu yıl ihracatın yüzde 10 civarında artmasını bekliyoruz. Mevcut pazarları büyütme ve yeni pazarlara girme çalıșmalarımız ise sürüyor. Ortadoğu çok büyük bir pazar. Suudi Arabistan, Arap Emirliklerini hedefliyoruz. Bu bölge çok büyük bir pazar, 1 milyon 300 bin ton kanatlı eti ithalatları var. Șu anda biz 10-15 bin ton gönderiyoruz. en çok sektörün

hayatta kalma mücadelesi verdiği 2015 ve 2016 yıllarında kanatlı et üreticileri olarak yatırım yapmaya devam ederek mevcudu korumaya odaklandık ve bunu da bașardık.

1990 yılında 217 bin ton olan kanatlı eti üretimi, 2016 yılında 2,1 milyon tona çıkmıștır. Kanatlı eti üretimi 1990-2016 yılları arasında 10,2 kat, 20002016 yılları arasında 2,8 kat artmıștır. Sektör olarak 2017 yılından umutluyuz. 2025 yılında kanatlı eti üretiminin 3,33 milyon tona ulașması hedeflenmektedir. Önümüzdeki dönemde yatırımlarla büyümeye, istihdam yaratmaya ve ülke ekonomimize katkı sağlamaya devam edeceğiz.” dedi.

AB’ye ihracat umudumuz kalmadı

20 yıldır hedef pazar olan Avrupa Birliği’ne ihracatla ilgili yasal izinlerin bir türlü tamamlanamadığına dikkat çeken Koca “Bu ișin olmayacağına artık inandım. Bu konuda pek bir heyecanımız kalmadı. AB’nin ithalat yaptığı ülkelerle Türkiye’yi karșılaștırdığımızda; onlardan geri olmadığımızı, hatta bazılarından çok daha iyi olduğumuzu biliyoruz. AB’nin tutumunun siyasi olarak yorumluyoruz. Bakanlığımızın AB’ye ihracat konusunu askıya almaya karar vermesi yanlıș olmayacaktır. Sektör olarak biz de böyle bir kararın arkasında oluruz, destekleriz” dedi.

Dr. Sait Koca

Mehmet Daniş

Necmettin Ceylan, Sait Koca, Ahmet Ergün

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.