Çiftçiye para veren değil para kazandıran tarım politikası gerekli

Dunya Gida - - Söyleşi - Özlem As

Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, “Gençlerimiz köyünü terk etmesin’ diye onlara para vererek konuyu çözemeyiz. Bizler öncelikle, ‘Bu gençler köyünü neden terk ediyor ve terk etmemesi için ne yapmalıyız?’ sorusunun yanıtını bulmalıyız” diyor.

Çiftçinin aklında, ‘Bu ürünü ektiğimde satabilir miyim, zarar eder miyim?’ korkusu olmaması gerektiğini belirten Eskiyörük, “İstersek; Devletin politikalarıyla Anadolu’nun her ilçesinde bu modeli olușturarak daha yașanır bir Türkiye yaratabiliriz. Desteklemeler üretimde kalitenin artması, çiftçinin örgütlenmesi için kullanılmalı. Aile çiftçiliğinin yașayabilmesi ancak ve ancak etkin bir kooperatifçilik modeliyle mümkün olabilir.”

diyerek önerisini sunuyor Mahmut Eskiyörük: “Geçmiș yıllarda șirketlere verilen sıfır faizli kaynakların kooperatiflere verilmesini öneriyorum. Bu kaynaklarla İneklerin TOKİ’si adı verdiğim ortak hayvancılık ișletmeleri yapalım. Bu proje tamamen 10 tane ineği olan, küçük aile ișletmecilerini yașatmak adına yapılsın.”

Tire Süt Kooperatifi Türkiye’nin en büyük süt kooperatifi. Üretimde sürdürebilirliği sağlamıș, üreticisine kazandıran; onu koruyan bir sisteme sahip. Bașarısı aldığı ödüllerle de tescilli.

Kooperatif Bașkanı Mahmut Eskiyörük, Dünya Gıda Dergisine nasıl bir sistem kurduklarını anlattı ve çiftçinin sorunlarına karșı çözüm önerilerini paylaștı.

Tire Süt Kooperatifinde sistem nasıl işliyor?

Tire Süt Kooperatifi 1967 yılında birkaç üreticiyle kurulmuș ve günümüzde 2000’den fazla ortak, günlük 300 ton süt, 325 personel, 38 milyon TL öz varlık, 230 milyon TL ciro ile Türkiye’nin en büyük süt kooperatifidir. Temel misyonumuz üreticinin maliyetlerini düșürüp, ürün kalitesini artırarak üreticinin daha fazla kazanç elde etmesi ve üretimini yerinde sürdürmesidir.

Kooperatif FAO tarafından “Dünyanın En iyi Örnek Kırsal Kalkınma Modeli” seçilmişti. Hangi kriterlere sahip olduğu için seçildi?

Son yıllarda tarımla ilgisi olmayan șirketlerin süt hayvancılığına girmesiyle, üretim plansız bir șekilde artmıștır. Ancak tüketim aynı oranda artmadığı için arz fazlası olușmuștur. Bunun sonucunda 2016 yılı ocak ayında alevlenen süt krizi sektörü zora sokmuș, ülke genelinde süt fiyatları düșmüștür. 1.15 TL olarak belirlenen çiğ süt referans fiyatına rağmen, kriz sürecinde süt 80 kurușa kadar gerilemiști. Bu süreçte kamuoyuna konuyla ilgili çözüm önerilerimi sundum ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız yerinde bir karar alarak süte müdahale edip Tozlaștırma Projesi bașlattı ve ülke genelinde krizin alevini söndürdü.

Diğer yandan bir çok bölgede kriz etkisini çok sert hissettirirken Tireli üreticiler bu sıkıntılı süreçten diğerleri kadar etkilenmedi. Tire Süt Kooperatifi’nin 2 bini așkın ortağı, İzmir Büyükșehir Belediyesi’nin desteği ve güçlü örgütlenme modeli sayesinde ülke genelindeki krize karșı direnmeyi bașardı. Tire Süt Kooperatifi iște bu ve bunun gibi korumacılık özelliği sayesinde 2012 yılında Dünyanın Örnek Kırsal Kalkınma Modeli, 2015 yılında da Kırsalda Refahı arttırma ve Sosyal korumacılık ödülü aldı.

Ayrıca Tire Süt Kooperatifi olarak üretimin ve üretimin devamlılığının sağlanması için verdiğimiz mücadele sonuçlarını vermeye bașlayınca dikkatler kooperatifimize yoğunlaștı. Bunun sonucunda Milli Prodüktivite Merkezi beni “Yılın İșadamı” seçerken, Sabancı Vakfı “Fark Yaratan Kuruluș” olarak Tire Süt Kooperatifi’ni deklare etti. EBSO, kooperatifimize “Marka Yaratma, İstihdama Katkı ve Üretim Kalitesi” dallarında 3 ödül birden verdi. Avrasya Tüketici Derneği, ülke genelinde yaptığı tüketici araștırması sonucunda Kooperatifimizi “Yılın Markası” seçti. Diğer önemli bir husus da 2015 yıllında T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da Güvenilir Gıda Üretimi Bașarı Ödülüne layık gördü.

Tire Süt Kooperatifinin önümüzdeki döneme ilişkin planları nelerdir?

Türkiye’deki ișletmelerin yüzde 70’i küçük aile ișletmesidir. Bu üreticiler 5-10 ineğiyle geçinip hayatlarını sürdürüyorlar. Çünkü hiçbir lüksleri yok; tek istedikleri köylerinde hayatlarını devam ettirebilmek.

Ancak neden yapıldığını kimsenin anlamadığı bir șekilde, köylerin adı mahalle olarak değiștirildi ve bu insanlara yașam alanları zora sokuldu. Zira, belediye bașkanları yasal mevzuatlar gereği köydeki vatandașlarımıza ‘Burası bir mahalle ve burada hayvancılık yapamazsınız, ineklerinizi buradan götürün’ demek zorunda kalıyor. Vatandaș da haklı olarak nereye gideceğini bilmiyor. Bu insanlara, ‘Artık, hayvancılık yapma’ derseniz, zaten o zaman asıl problem olan köyden kente göç yașanıyor.

Peki, çözüm ne?

Ben çözüm olarak, geçmiș yıllarda șirketlere verilen sıfır faizli kaynakların kooperatiflere verilmesini öneriyorum. Bu kaynaklarla ineklerin TOKİ’si adı verdiğim ortak hayvancılık ișletmeleri yapalım. Bu proje tamamen 10 tane ineği olan, küçük aile ișletmecilerini yașatmak adına yapılsın. Onların hayvanlarını bu barınaklara tașıyalım ve burada ineklerine kendileri baksınlar. Bu sayede de köylerimiz pırıl pırıl olsun. Bu tesisin ortasına sağımhane yapalım ve herkes ineğini aynı yerde sağsın ki; o zaman sağılan süt çiftlik sütü olacak ve satıșı, piyasa sütüne göre en az 10-15 kuruș daha değer kazanacak.

Sadece bu șekilde sütten elde edilen artı kazanç bile bu yatırıma, 7-8 yılda geri dönüșüm sağlıyor. Bu sayede hem ruhsat sorunu ortadan kalkacak hem de insanlar bilinçli üretim yapacağı için, kalite sorunu ortadan kalkacak. Bunun yanına biyogaz tesisi ekleyelim ve hayvanların dıșkılarından yakıt elde edelim. Elde ettiğimiz bu yakıtları da ilave edeceğimiz seraların ısıtılmasında kullanalım. Kadınlarımız da böylece bu seralarda üretim yapsın. Köyün ekonomik düzeyi bu șekilde yükselsin ve köyler cazibe merkezi haline gelsin. İște, bizim İneklerin TOKİ’si Proje’mizin özeti bu. Anadolu’nun yapısını bozmadan, elimizdeki kaynakları mevcut yapıyı iyileștirmek ve geliștirmek için kullanırsak, hem sosyal hem de ekonomik açıdan büyük kazanımlar elde ederiz.

‘Gençlerimiz köyünü terk etmesin’ diye onlara para vererek konuyu çözemeyiz. Bizler öncelikle, ‘Bu gençler köyünü neden terk ediyor ve terk etmemesi için ne yapmalıyız?’ sorusunun yanıtını bulmalıyız. Ben bir köylü çocuğuyum. Benim ailem beni, bilinçli çiftçi olabilmem için üniversiteye göndermedi, çiftçilik yapmamam için okuttu. 40 yıl önce neyse bugün de aynı șeyler yașanıyor. Bugün çiftçi, çocuğunu çiftçilik yapmasın diye üniversiteye gönderiyor çünkü çiftçinin garantisi yok. Çiftçilik, güvenceli bir meslek haline getirilmeli. Çiftçinin aklında, ‘Bu ürünü ektiğimde satabilir miyim, zarar eder miyim?’ korkusu olmamalı. Böyle olduğu takdirde kimsenin köyünü terk edeceğini düșünmüyorum. Tire Süt Kooperatifi modeli Türk tarımının kalkınmasında, göçün önlenmesinde ve sosyal yapının iyileșerek barıșın sağlanmasında çözüm olacak örnek bir modeldir. İstersek; Devletin politikalarıyla Anadolu’nun her ilçesinde bu modeli olușturarak daha yașanır bir Türkiye yaratabiliriz.

Türkiye’de süt hayvancılığı, tarımda üreticiler sıkıntılı. Girdi maliyetleri, pazarlama vs nedenlerle üretici kazanamıyor. Bu sorunun kaynağında sizce ne yatıyor?

Süt Hayvancılığında bir ișletmenin sürdürülebilirliğinin sağlaması için 1 litre süt ile en az 1,5 kilogram yem satın alınabilmelidir. Ayrıca dönemsel iniș çıkıșlar yașanmamalı yem ile süt fiyatları arasındaki makas dengeli bir șekilde devam etmelidir.

Ancak ülkemizde yașanan dönemsel dalgalanmalar üretimin devamlılığını tehdit etmektedir. Çünkü fiyatların dengesizleștiği dönemlerde üretici üretimi sürdürebilmek için bankalara yüksek faizlerle borçlanmaktadır. Bundan sonra faizler normale dönse de borç batağına saplanan üreticinin kazancı faize gitmektedir ve bir türlü dengeyi bulamamaktadır. Ülkemizde son 9 yıllık yem ve süt paritesi așağıdaki gibidir. Süt fiyatları yeșil, yem fiyatları sarı renkli bandın içinde olması gerekir.

Kooperatifleşme tarım ve hayvancılıkta kalkınma için rolü nasıl olmalıdır?

Öncelikle kooperatifleșme öncelikli devlet politikası haline getirilmelidir. Maalesef șu anda Türkiye’de aile ișletmeleri yerine șirket tarımcılığı yaygınlaștırılmaya çalıșılıyor. Aile ișletmeleri birer birer yok ediliyor. Bu politika ülkenin temeline dinamit koymaktan farksızdır. Küçükleri yok etmek yerine kooperatiflerin çatısı altında birleștirerek büyümelerini ve gelișmelerini sağlamalıyız. Aile ișletmelerinin kooperatiflere dönüștürülmesinin yolu açılmalı. Bu bir kültür haline dönüșmeli. Çiftçiye tarımsal üretimden para kazanabileceği politikalar üretilmeli, yollar gösterilmeli. Devlet yardımı çok ama çiftçide para yok. Çiftçiye para veren değil, para kazandıran bir tarım politikası üretilmelidir. Ayrıca Türkiye’de tarımsal üretim bir an önce planlanmalı ve desteklemeler üretimde kalitenin artması, çiftçinin örgütlenmesi için kullanılmalı. Aile çiftçiliğinin yașayabilmesi ancak ve ancak etkin bir kooperatifçilik modeliyle mümkün olabilir. Köyden kente göçün önlenmesi de ancak küçük çiftçinin kalkındırılması ile mümkündür.

Mahmut Eskiyörük

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.