Balık tüketimi düşüyor

Dunya Gida - - Önsöz - Ayşe DİNÇER

Türkiye’de balıkçılığın geliștiği söyleniyor. Ancak kanaatimce balıkçılık ve su ürünleri konusunda daha çok yol almamız ve ciddi yatırımlar yapmamız gerekiyor. Dünyanın 16 ülkesi iç sularında 200 bin tonun üzerinde balık avlarken dünya toplamının yüzde 80’ini ellerinde bulunduruyor. Bizim de bu pastadan pay almak için hem avcılık hem de özellikle kültür balıkçılığını yaygınlaștırmamız, üretimleri arttırmamız lazım. Türkiye balıkçılığının yüzde 74’ünü elinde tutan Ege Bölgesi’nde 2016’da 683 milyon dolar olan ihracatın bu yıl 800 milyon dolar civarında olması bekleniyor. 2023 hedefi ise 1.5 milyar dolar. Bunlar güzel ve teșvik edici rakamlar. Konuya bașka bir açıdan baktığımızda ise farklı bir tablo görebiliriz. 2016’dan 2017’ye toplam balık miktarını yüzde 17 artırırken ciro bazında yüzde 1.8 geri gitmișiz. Yani ortalama birim fiyatımız 6.5 dolardan 5.7 dolara gerilemiș. Levrek ve alabalık ihracatında fiyat bazında düșüșler yașanırken orkinosda hem fiyat hem miktar artmıș. Güzel haber ancak 2016 TÜİK verilerine göre su ürünleri üretimi bir önceki yıla göre yüzde 12.4, avcılık yüzde 22.4 azalmıș. Yetiștiricilik ise yüzde 5.4 artmıș. Dünyada kültür balıkçılığı hızla gelișiyor. Özellikle gelișmekte olan ülkelerde yatırımlar artıyor. Asya’da Çin, Endonezya ve Myanmar; Avrupa’da Norveç ve Güney Amerika’da Șili ve Peru kültür balıkçılığında bașı çeken ülkeler. Kültür balıkçılığının gözdesi 25 ülke arasında Türkiye 23. sırada yer alıyor. Listenin bașında Çin var. Dünya genelinde ticareti yapılan balıklar baktığımızda alabalık ve somonun bașı çektiğini ardından orkinos, torik ve palamut grubunun geldiğini görüyoruz. Bu nedenle son yıllarda düșüș gösteren alabalık üretimimizi yurdumuzun akarsu ve göllerinde yaygınlaștırmalıyız.

FAO raporuna göre dünyada kișibașı balık tüketimi 20 kg civarında. Üç tarafı denizlerle çevrili irili ufaklı göl ve nehirleri olan ülkemizde TÜİK verilerine göre 2007’de kișibașı 8.5 kg’a kadar çıkan tüketim, 2013’de 2002 yılının rakamına yani 6.5 kg’a düșmüș. Son yıllarda da 5 kg civarına düștüğü söyleniyor. Bence vahim bir durum. Son derece sağlıklı, kıyı bölgelerimizde oturanların neredeyse canlı olarak, iç kesimlerdeki tüketicilerin de soğuk zincir sayesinde tazeliğini koruyarak kolayca erișebilecekleri bu protein kaynağının tüketiminin düșmesini sadece fiyata bağlamak doğru değil. Ülkemizde maalesef bir tanıtım eksikliği var. Üretim yapılıyor, tanıtılmıyor sonra da ürünler satılmıyor gerekçesiyle herkes konușmaya bașlıyor. Bilgi kirliliği olușuyor. Eğer yeterince tüketilemiyorsa bunda üreticilerin, ilgili derneklerin, kooperatiflerin, Bakanlığın, diyetisyen, akademisyen ve doktorların hasılı tüm paydașların payı var. Bu arada tüketim deyince sadece balık mı? Midye, yengeç, karides, kerevit gibi su ürünleri veya deniz börülcesi gibi deniz bitkileri de gündelik menülerimizde bulunmalı.

Bu sayımızda “Gastronomi Kenti: Gaziantep” özel dosyamızı iç sayfalarımızda okuyabilirsiniz. Dosyayı hazırlayan Gaziantep Büromuza çok teșekkür ederiz.

Bir sonraki sayımızda bulușmak üzere

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.