“Yetiştiricilikte Avrupa’da Norveç’in ardından ikinci sıradayız”

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, su ürünleri yetiştiriciliğinin artık Türkiye’nin birçok ilinde yapıldığını hem bulunduğu bölgeye hem de ülke ekonomisine ciddi bir katkı sağladığını söyledi

Dunya Gida - - Haber - Özlem As ozlem.as@dunya.com

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Bașkanı Sinan Kızıltan, yetiștiricilikte büyük atakların yașandığını belirterek ihracatın yüzde 90’dan fazla kısmını yetiștiricilik ürünlerinin olușturduğunu söyledi.

Son yıllarda yatırımlar ve tanıtım ataklarıyla birlikte Türkiye’nin yetiștiricilikte Avrupa’da Norveç’in ardından ikinci sırada yer aldığını belirten Kızıltan, “Su ürünleri yetiștiriciliği artık Türkiye’nin birçok ilinde yapılabiliyor ve hem bulunduğu bölgenin hem de ülkemizin ekonomisine ciddi bir katkı sağlıyor. Dünya genelinde 80 ülkeye ihracat yapıyoruz. Ürünlerimiz dünyanın çeșitli ülkelerinde restoran ve marketlerde rahatlıkla bulunabiliyor ve beğeni ile tüketiliyor. Ürünlerimizin, yurdumuzda da hak ettiği saygınlığa ulaștığını görmek bizi motive ediyor. Ülkemizde, denizlerde levrek ve çipura, ayrıca yetiștiriciliği yapılan orkinos, iç sularda ise alabalık yetiștiriciliği ön planda. Yetiștiricilik ele alındığı zaman; 2015 yılı ihracatı 593 milyon 413 bin 580 dolar; 2016 yılı ihracatı 682 milyon 631 bin 283 dolar olarak gerçeklești. İhracatın yüzde 90’dan fazla kısmını yetiștiricilik ürünleri olușturuyor. En önemli ihraç ürünleriyse bașta levrek olmak üzere çipura, alabalık, orkinos, kaya levreği, sinarit, trança, hamsi olarak sıralanabilir” dedi.

2001-2016 yılları arasındaki 15 yıl içerisinde Türkiye’nin kültür balığı üretiminin 67 bin 244 tondan 253 bin 395 ton seviyesine yükseldiğini ifade eden Kızıltan, “2015 verilerine göre ülkemizde faal durumda olan su ürünleri yetiștiricilik tesis sayısı toplamı 2 bin 377 adet olup, bu tesislerin bin 950 adedi iç sularda, 427 adedi ise denizlerde kuruludur. Deniz kültür balıkçılığı faaliyeti yoğun olarak Ege Denizi’nde Muğla ve İzmir kıyı șeridinde yapılmaktadır. Ülkemiz deniz kültür balığı üretiminin yaklașık yüzde 60’lık kısmı Muğla ilinde, yüzde 35’lik kısmı ise İzmir ilinde gerçekleștiriliyorir. Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre 2016 İzmir’deki faal balık çiftliği sayısı 74 adet olarak kaydedildi.”

İhracatın yüzde 74’ü Ege Bölgesi’ne ait

Su ürünleri sektöründe geçen yıla oranla 299,2 milyon dolarla yüzde 4’lük, kg bazında ise yüzde 17’lik bir artıș gözlendiğini dile getiren Kızıltan, “Türkiye geneli su ürünleri sektörü 2016-2017 yılları ocak-haziran ayları esas alınarak değerlendirildiğinde, 403,8 milyon dolarla yüzde 4’lük, kg bazında ise yüzde 10 luk bir artıș gözleniyor. 2016-

2017 yılları karșılaștırmalı 6 aylık dönem (ocak-haziran) ele alındığında su ürünlerinde Türkiye geneli ihracatın yüzde 74’ü Ege Bölgesi’ne aittir. Su ürünleri sektöründe geçen yıla oranla 299,2 milyon dolarla yüzde 4’lük, kg bazında ise yüzde 17’lik bir artıș gözleniyor. Su ürünleri sektörü, Türkiye tarım sektörünün önemli alanlarından biridir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre 2015 yılında avcılık ve yetiștiricilik yoluyla elde edilen su ürünleri miktarının 672 bin ton olduğunu görüyoruz. Bu miktarın 431 bin tonu avcılık yoluyla, 240 bin tonuna yani toplam üretimin yüzde 35’lik kısmına karșılık gelen kısmı da yetiștiricilik yoluyla temin ediliyor. 1990 yılından bu yana su ürünleri üretiminde avcılığa dayalı su ürünleri üretimi karșısında yetiștiriciliğe dayalı üretimin payı önemli ölçüde arttı. Kültür balığı üretimi, ișlenmesi ve ihracatına yönelik ülkemizde ciddi yatırımlar gerçekleștirildi, buna bağlı olarak kültür balıkçılığı üretimi, 5 bin ton seviyelerinden 2016 yılına gelindiğinde 253 bin ton seviyelerine ulaștı” dedi.

Hedef pazarlar

Hedef pazarlar arasında bir sıralama yapıldığında ilk üçte; Amerika, Rusya ve B.A.E’nin yer aldığını belirten Kızıltan, sözlerine șöyle devam etti: “Adı geçen ülkelere ihracatımız yoğun olarak yapılmakla birlikte, daha yüksek değerlere ulașması için çalıșılmaktadır. Su ürünleri ihracatımızın çok büyük bölümü AB üyesi ülkelere yapılıyor. Ama aynı zamanda bu ülkelerden Yunanistan, İspanya, İtalya rakiplerimiz. Yani biz, Türkiye olarak aslında, aynı üründe dünya pazarlarında rakibimiz olan ülkelere daha fazla ihracat yapmaktayız. Ancak su ürünleri sektörü olarak, birçok ülkede her koșulda pazar daralması yașanabileceği gerçeği dikkate alınarak, mevcut pazarlarımıza daha fazla ihracatın yapılması yanında, yeni pazarların açılmasını sağlamaya çalıșıyoruz. Yapılan tanıtım çalıșmaları ile Türk su ürünlerinin yurt dıșı pazarlarda bilinirliliğinin artırılması, Türk ürünlerinin imajının güçlendirilmesi, balıklarımızın Türkiye ile özdeșleștirilip markalașması, firmalarımızın sahip olduğu pazar payının artırılması, bu itibarla ihracat değerlerimizin artırılması ve pazar sayımızın çeșitlendirilmesine çalıșıyor. Gerçekleștirilen tanıtımlar sayesinde de pazar çeșitliliği yaratıldı. 2016 yılında ihracatımız 683 milyon dolar olarak gerçekleșmiști, çalıșmalarımızın da etkisiyle 2017 yılını bir önceki yıla göre artıșla kapatacağımıza inanıyoruz.”

2017’de 800 milyon dolar ihracat

Sektörün, yakaladığı ivmeyle gelișmeye devam ederse hedef rakamlarının çok üzerine çıkacağını belirten Kızıltan, sektörün gelișimine yönelik önerilerini șöyle sıraladı:

“Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, özel sektör, üniversite ve araștırma enstitüleri ișbirliğinde yeni üretim alanları açılmalıdır. Yeni türlerin üretimlerinin teșvik edilmesi de önemlidir. Yeni türlerin üretimi konusunda Ar-Ge çalıșmalarının desteklenmesi, özel sektör, üniversite ve araștırma enstitüleri arasında ișbirliğinin güçlendirilmesi, ürün deseninin çeșitlendirilmesi, Kuluçka ișletmelerinde modernizasyon, sertifikasyon, yeni türlerin üretimi gibi konularda gelișimi sağlayacak destekleme modeli olușturulmalıdır. Ar-Ge, sektörün büyümesinde ve dıș ticaret değerlerinin artmasında her sektörde olduğu gibi su ürünleri sektöründe de önem tașımaktadır. Örneğin yetiștiriciliğin ana maddesi olan yemler ve yeni türler hakkında ülkemizde çalıșmalar yapılıyor ancak bu konulara daha çok önem verilmelidir. Küçük ișletmeler kümelenme aracılığıyla bir araya gelmeli, sürdürülebilirlik ve kaliteli üretimle rekabet edebilir duruma getirilmelidir. Sektör olarak 2023 yılında 1,5 milyar dolar ihracat öngörmüștük. Belki de bu değeri revize etmek gerekecek. Kısa vade olarak düșünürsek 2017 yılı sonunda ise; ihracatta 800 milyon dolara ulașılması hedeflenmektedir. Sektör, yakaladığı ivmeyle gelișmeye devam ederse bu değerin çok çok üzerine çıkacaktır. Ülkemiz kaynaklarının akılcı ve planlı kullanılması uluslararası rekabette güçlü olmamıza katkı sağlayacaktır.”

Sinan Kızıltan

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.