Karadeniz ihracatta yeni potansiyel yakaladı

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, su ürünleri ihracatında 2016 yılından bu yana önemli bir potansiyel olduğunu belirterek özellikle balık yağı, deniz salgangozu ve somonda dikkat çekici gelişmelerin yaşandığı

Dunya Gida - - Haber - Özlem As

Su ürünleri ihracatında 2016 yılından itibaren bölgenin çok önemli bir potansiyel yakaladığını belirten Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Bașkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, balık yağı ve deniz salgangozu ve somonda dikkat çekici gelișmelerin yașandığını söyledi. Gürdoğan, “Su ürünleri ișleme ve ihracatında bölge içinde ağırlık ise Trabzon ilindedir. Bölgede ve özellikle Trabzon ilimizde balık yanında ișleme faaliyeti sonucu üretilen balık yağı üretim ve ihracatı da ön plana çıkmakta; bu alanda yatırım yapan firmalarımız yüksek katma değerli ürün olarak balık yağını ilaç sanayi ve takviye edici gıda olarak ileri derecede ișlenmiș ürün olarak üretimine bașlayacaktır. Su ürünleri kategorisinde deniz salyangozu üretim ve ihracatında da bölgemizin önemli ihracat potansiyeli bulunmaktadır. Deniz salyangozu bașta Güney Kore olmak üzere uzak doğu ülkelerine ihraç edilmektedir. Özellikle su ürünleri ihracatında 2016 yılından itibaren bölgemiz çok önemli bir potansiyel yakalamıștır. Șöyle ki Japonya’dan gelen heyet sayesinde bölgemizde tatlı suda yavru olarak yetișip deniz kafeslerinde büyütülen somon balığı lezzet yönünden çok büyük beğeni alması nedeniyle Japonlardan yoğun talep alınmıș ve 2016 yılı son aylarında bașlayan ihracat

2017 yılında da artarak devam etmiștir. Fileto halinde Japonya’ya ihraç edilen dondurulmuș somon balığının, Karadeniz somonunun önümüzdeki dönemde ihracatının daha da artacağını öngörmekteyiz. Bölgeden ihraç edilen hamsi ise daha çok Avrupa Birliği ülkelerine ihraç edilmekte olup, bu ülkelerde de hamsi Türk nüfusu tarafından yoğun olarak tercih edilmektedir” diye konuștu.

Bölgeden, 2016 yılında 28,9 milyon dolar değerinde 12,8 bin ton su ürünleri ihracatı gerçekleștiğini belirten Gürdoğan sözlerine șöyle devam etti: “Bir önceki seneye oranla değer bazında yüzde 48 miktar bazında yüzde 57 artıș yașandı. 2017 yılı ilk altı aylık dönem incelendiğinde ise Japonya’ya gerçekleștirilen 1,8 milyon dolar ihracat nedeniyle balık filetosunda yüzde 100’lük bir artıș yașandı. Ülkemizde ve bölgemizde maalesef su ürünleri ihraç ürünü olarak yeterli düzeyde değerlendirilemiyor. Daha çok taze soğutulmuș olarak ihraç edilen su ürünlerinin katma değer ihtiva eden ișlenmiș ürün olarak ihraç edilmesi gerekmektedir. Bunun için ișleme tesisi sayısının arttırılması için Devletin yönlendirici ve teșvik edici politikalarına ihtiyaç vardır. Bölgemizde var olan tatlı sularda üretilen ürünlerin çeșit ve türlerinin arttırılması gerekmiyor. Ayrıca, avlanma sezonundan kaynaklı sorunların da çözümü gerekir avlanma sezonunun bilimsel bir yaklașımla yeniden ele alınarak gerekirse avlanma sezonunun kısaltılması su ürünlerinin daha etkin değerlendirilmesi açısından önemlidir. Bunun yanında, Karadeniz’de kalkan balığı, mersin balığı ve diğer yurtdıșı piyasalarda talep gören balık türlerimin yetiștirilmesi konusunda çalıșmalar yapılmalıdır” diye konuștu.

Karadeniz avcılıkta ilk sırada

Türkiye’nin komșu ülkeler ile kıyaslandığında balıkçı filosunun güç, sayı, teknoloji ve av araçları bakımından oldukça üstün bir konumda olduğunu kaydeden Gürdoğan, Karadeniz’e kıyı ülkeler içerisinde avcılık ve yetiștiricilik yoluyla elde edilen en yüksek su ürünleri miktarına da sahip olduğunu söyledi.

Gürdoğan, “Ülkemiz su ürünleri sektörü, halkımızın kaliteli protein ihtiyacını karșılamanın yanısıra üretiminin önemli bir kısmını ihraç ederek ülkemiz ekonomisine değer katmaktadır. Üç tarafı denizlerle çevrili olup gölleri, barajları, akarsuları ve kaynak suları ile su ürünleri potansiyeli olarak avlanan tür çeșitliliği ve miktarı bakımından bulunduğu coğrafi bölgede șanslı olan ülkemiz, komșu ülkeler ile kıyaslandığında balıkçı filomuz güç, sayı, teknoloji ve av araçları bakımından oldukça üstün bir konumdadır. Ülkemizde su ürünleri sektörü, deniz ve tatlı sularda yapılan balık avcılığı ile kültür balıkçılığını ve bu yolla elde edilen ürünlerin ișlenmesini kapsamaktadır. Balıkçı filosunun eriștiği kapasite ve kaynaklarımız avlanabilecek balık miktarı için gerekli olandan üç kat fazladır. Türkiye’nin Karadeniz’den avcılık yolu ile elde ettiği toplam ürün yüzde 83 iken, bunu yüzde 9.8 ile Ukrayna, yüzde 1.4 Rusya, yüzde 3 ile Gürcistan, yüzde 1 ile Romanya ve yüzde 2 ile Bulgaristan takip ediyor” dedi.

Sektörün GSYH’nın payı 0.3

Önemli dıș pazarlardan olan Avrupa Birliği’ne ülkemizden ihraç edilen hayvansal ürünün su ürünleri ve ağırlıklı olarak kültür balığı olması da sektör adına gurur verici olduğunu kaydeden Gürdoğan, “Avrupa Birliği’nin, hayvansal ürün ithalatında öngördüğü insan sağlığına elverișli kalite ve standartların ne kadar hassas ve kritik değerleri içerdiğini ve bizim bu ürünümüzü AB’ye ihraç edebildiğimizi dikkate alırsak, ülkemiz kültür balıklarının insan sağlığına elverișli kalite ve standartlarda üretildiğinin ve tereddütsüz tüketilebileceğinin en önemli ispatı olacaktır. Diğer önemli bir husus da, Ülkemizden AB’ye su ürünleri ihraç eden firmalarımızın ișleme ve paketleme tesislerinin AB yetkililerince ve Ülkemiz Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından denetlenerek onaylanmıș ve AB Resmi Gazetesinde yayınlanmıș olma özelliğini tașımalarıdır. Ancak sahip olduğu bütün bu niteliksel özelikler ve jeo-stratejik konumundan doğan avantajlara rağmen doğal olarak mevcut olan ekonomik potansiyeli ticaret anlamında uygun bir șekilde kullanamamakta ve bu sektörden elde edilen katma değer

ve dıș ticaret performans değerleri potansiyelin altında kalıyor” diye konuștu.

Türkiye’de balıkçılık sektörünün (içsu balıkçılığı, kültür balıkçılığı ve ișleme ve imalat gibi yan sektörler) Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın sadece yüzde 0,3’ünü temsil ettiğini belirten Gürdoğan sözlerine șöyle devam etti: “Ulusal ekonominin önemli bir parçası olarak görülmemektedir. Dıș ticaret açısından değerlendirildiğinde ise Türkiye’den 2016 yılında toplam 790 milyon 303 bin 664 dolar su ürünleri ihracatı gerçekleștirildiği görülmekte olup bu değer ile sektörün Türkiye toplam ihracatı içindeki payı yüzde 0,52 olup bu değer yüzde yarıma tekabül ederek potansiyelin çok altında olarak gerçekleșiyor.

Karadeniz’de su ürünleri sektörü

Gerçekleșen ihracat kapsamında yaklașık 18 ülkeye hamsi ihracatı yapıldığını ifade eden Gürdoğan, “Hamsi ihracatında bașı Fransa, Belçika ve İtalya çekiyor. Toplam hamsi ihracatının yüzde 60’ı bu üç Avrupa ülkesine yapılıyor. Özellikle Türk nüfusun yoğun olduğu ülkelerde büyük rağbet gören hamsi, ișlenmiș salamura olarak sadece İtalya’ya ihraç edilmektedir. Ülkemizde deniz ürünleri avcılığı ile yapılan üretimde ilk sırayı yüzde 40’lık oran ile Doğu Karadeniz Bölgesi almaktadır. 2016 yılı TÜİK verilerine göre Türkiye’de avlanan toplam 588 bin 715 ton deniz ba

lıkları arasında 55 bin 731 ton ile hamsi avlanan deniz ürünlerinden yaklașık yüzde 43 oranında pay alarak ilk sırada yer almıș ve bunun da yaklașık yüzde 64’ü Doğu Karadeniz Bölgesi’nden elde edilmiștir. Doğu Karadeniz Bölgesini de yaklașık yüzde 16 ile Marmara, yüzde 13 ile Batı Karadeniz, yüzde 7 ile Ege ve yüzde 0,1 ile Akdeniz Bölgesi izledi” dedi.

Bölgesel olarak avlanan miktara bakıldığında Türkiye’de Doğu Karadeniz yüzde 40 gibi çok önemli bir konumu olduğunu fakat genel su ürünleri ihracatında bölgenin sadece yüzde 3,5 oranında bir payı bulunduğunu belirten Gürdoğan, “Yine de, istatistikler her ne kadar düșük gerçekleșmeleri ișaret etse de bu, bölgemizde su ürünleri sektörünün potansiyelinin düșük olduğu anlamına gelmez. Zira, bölgede bu sektörden 20 bin civarında istihdam sağlanmakta ve halkın en önemli geçim kaynaklarından birini balıkçılık faaliyetlerinden elde edilen gelirler teșkil etmektedir. Ekonomik hareketlilik ve iç tüketim eklenince bu kazançlar ihracata yansımamaktadır. Bu durum aynı zamanda iç tüketimden ziyade endüstriyel bir yaklașımla ve modern pazarlama tekniklikleri ile ürünlerin ișlenerek uluslararası pazarlara gönderilmesi konusunda bazı yetersizliklerin ve sıkıntıların olduğunu da göstermektedir. Aynı zamanda bu durum, doymuș ve ticari potansiyel olarak önü çok açık olmayan sektörlerden ziyade gelișmeye müsait, potansiyeli olan, istihdam sağlayan sektörlere ağırlık vermemiz gerektiğini de ișaret eder niteliktedir. Mikro bazda sektörün durumu değerlendirilecek olursa; Doğu Karadeniz Bölgesi (Trabzon, Giresun, Ordu, Rize, Artvin) su ürünleri üretimi ve ihracatında son yıllarda çok hızlı gelișme göstermektedir. Gerek tatlı su ve gerekse denizlerde yetiștirilen su ürünleri yanında, denizden avcılığı yapılan balık ve hamsi Avrupa Birliği kriterlerine sahip ve gerekli izinleri alınan tesislerde ișlenerek bașta Avrupa Birliği olmak üzere birçok ülkeye ihraç edilmektedir” dedi.

Ahmet Hamdi Gürdoğan

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.