Mikroalgler gıda olarak tüketilebilecek

Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürü Rızvan Süyek, DHA ve EPA açısından vazgeçilmez öneme sahip olan mikroalglerin, çeşitli ülkelerde bebek mamasından yoğurtlara; ekmekten enerji içeceklerine kadar çok geniş bir alanda kullanıl

Dunya Gida - - Söyleşi - Özlem As

Su türlerinin korunması geliștirilmesi konusunda önemli çalıșmalara imza atan Akdeniz Su Ürünleri Araștırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü, mikroalg türlerinin araștırılması ve gelecekte insan gıdası olarak direkt olarak su ürünleri ürün portföyü içinde kullanım imkanları üzerinde çalıșıyor.

Akdeniz Su Ürünleri Araștırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürü Rızvan Süyek, DHA ve EPA açısından vazgeçilmez öneme sahip olan mikroalglerin, çeșitli ülkelerde bebek mamasından yoğurtlara; ekmekten enerji içeceklerine kadar çok geniș bir alanda kullanıldığını belirterek ülkemiz için de bu konuda çalıșma yürüttüklerini anlattı.

Enstitüde de ayrıca balık ve sebzenin bir arada yetiștirildiği akuaponik sistemlere ilișkin önemli çalıșmalar bulunuyor.

İște Rızvan Süyek’in verdiği bilgilerin detayları...

Su ürünleri türlerini korumaya yönelik çalıșmalarınız nelerdir?

Sucul türlerin korunmasına yönelik çabalarımız üçyolla ya- pılmaktadır. Birincisi hedef türün doğrudan kaynağında desteklemek, ikincisi türün yetiștiriciliğini yaparak doğal ortamda av baskısını azaltmak ve üçüncüsü populasyonların bolluk durumunu tespit ederek alınması gerekli tedbirleri belirleyerek karar vericilere tavsiyelerde bulunmak șeklindedir. İlk yaklașımda örnek olarak sazan verilebilir. Enstitümüz 1980’lerin bașlarından beri Türkiye çapında sulama göletlerine balıklandırma desteği yapmaktadır. Özellikle iklimi soğuk bölgelerdeki göletlere yönelik olarak soğuğa dayanaklı hat geliștirme amacıyla ıslah yapılması planlanmaktadır. Bu girișimin sonuçlarını birkaç generasyon sonra almak mümkün olacaktır. Türleri korumaya yönelik ikinci yaklașıma doktor balıkları ve orfozun kontrollü șartlarda üretimi örnek gösterilebilir. Bu türlerin üretimi konusunda hayli yol kat edilmiș olup, türlerin doğal populasyonları üzerindeki baskının hafifletilmesi beklenmektedir. Üçüncü yakjlașımda ise Akdeniz’de ARAMA I araștırma gemisiyle devam eden projelerde örneklemeler yapılmakta ve türlerin populasyon durumları hakkında bilgiler elde edilmektedir. Proje sonucunda elde edilecek verilerin analizi ile populasyonların durumları tespit edilerek, gerekli öneriler yapılacaktır.

Enstitüde balık ve sebzenin bir arada yetiștirildiği bir sistem kurulmuștu. Devam ediyor mu?

Balık ve sebzenin bir arada yetiștirildiği sistemler akuaponik olarak adlandırılmaktadır. Akuaponik, kapalı bir sistemde tutulan balıklardan çıkan çözünmüș atıklarla sebze-meyve yetiștirme yöntemidir. Bu sistemlerde geleneksel metotlarla yetiștirilen balık ve sebze yetiștiriciliğinden daha az su kullanılmaktadır. Toprak gerektirmediği için tarım için kullanılmayacak arazi kaynaklarının ekonomiye kazandırılması söz konusu olabilmekte ve çatı, teras, balkon gibi kentsel yapılarda üretim yapmak mümkün olmaktadır.

Akuaponik sistem çalıșmalarımız Batı Akdeniz Tarımsal Araștırma Enstitüsü Müdürlüğü (BATEM) ile Akdeniz Su Ürünleri Araștırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü (AKSAM) ortak çalıșması șeklinde enstitümüzde devam etmektedir. Mevsimsel olarak sazan ve alabalık yetiștiriciliği ile yine mevsimsel olarak marul, çilek, maydanoz, lahana ve enginar yetiștiriciliği denenmiștir. Bunlardan marul ve çilek oldukça olumlu sonuçlar vermiștir. Șu anda sazan ve patlıcan yetiștiriciliği devam etmektedir. Tarımsal Araștırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından desteklenen ‘Akuaponik Sistemde Leonardit ve Leonardit Kaynaklı Humik Asit Kullanımının Sebze ve Balık Üzerine Etkisi’ projemiz BATEM ile ișbirliği çerçevesinde gerçekleștirilecektir.

Su ürünleri yetiștiriciliğinde ve avcılığında teknoloji kullanımı ne durumda?

Su ürünleri yetiștiriciliğinde önemi giderek artan, bir dönem ülkemizde yosun hapı olarak da piyasaya sürülen ve halen bazı türler için üretimi yapılan mikroalg üretimiyle ilgili araștırma çalıșmalarının bir kısmı “Antalya Körfezi Fitoplankton Süksesyonunun Tespiti ve Fizikokimyasal Parametrelerle İlișkisinin Araștırılması” projesi ile de ayrıca irdelenmektedir. Bu proje ile Antalya Körfezi’ndeki fitoplankton türlerinin tespit edilip sınıflandırılması, sayıca ve tür çeșitliliği açısından yıllık değișimlerinin gözlenmesi ve bazı fizikokimyasal değișkenlere göre gösterdiği değișiklikler araștırılmaktadır. Bunun yanında biyoteknolojik özellikleri bakımından potansiyel kültüre edilebilir mikroalg türlerinin araștırılması ve gelecekte insan gıdası olarak mikroalglerin direkt olarak su ürünleri ürün portföyü içinde kullanım imkanlarının araștırılması planlanmaktadır. DHA ve EPA açısından vazgeçilmez öneme sahip olan mikroalgler, çeșitli ülkelerde bebek mamasından - yoğurtlara; ekmekten - enerji içeceklerine kadar çok geniș bir alanda kullanılmaktadır. Kültüre edilmelerinde fotobiyoreaktörler, hasat edilmelerinde filtrasyon, flokülasyon ve santrifüj sistemleri, yağ ekstraksiyonunda solventler ve DHA–EPA üretiminde ise süperkritik akıșkan, ekstraksiyon, dondurma, distilasyon ve transesterfikasyon gibi teknolojilerden fayda-

lanılması düșünülmektedir.

Akdeniz Bölgesinde su ürünlerinin potansiyeli nedir?

Ülkemizde 2010 yılı itibariyle çipura-levrek ağırlıklı olarak deniz balıkları üretimi yapan toplam 17 kuluçkahane varken bu sayı günümüzde satın almalar, küçülmeler gibi çeșitli nedenlerle 9’a kadar düșmüștür. Bu kuluçkahanelerden yalnızca ikisi Akdeniz Bölgesi’nde (Antalya ve Adana) yer alıp çoğunluğu Ege Bölgesi’nde konumlanmıștır. TÜGEM verilerine göre 1457 iç su ișletmesi Türkiye genelinde faaliyet göstermektedir. Akdeniz Bölgesi’ndeki tüm illerde iç su balık yetiștiricilik tesisi bulunmaktadır. Çift kabuklu tesisleri Marmara ve Ege Bölgeleri’nde daha yoğun faaliyet göstermektedir. Akdeniz Bölgesi’nde bu konuda yetiștiricilik faaliyetlerinin oligotrofik koșullar nedeniyle off-shore olarak yapılması diğer bölgelere nazaran dezavantajlı görünmektedir. Bunun sebebi çift kabukluların ana besin maddesini olușturan fitoplanktonun Akdeniz’de diğer denizlere oranla daha az bulunmasıdır. Karada kontrollü koșullar altında çift kabuklu üretimi konusuyla ilgili çeșitli çalıșmalar yapılmıș olup Fransa ve İtalya gibi ülkelerdeki gibi Türkiye’nin Akdeniz kıyıları için de buradaki oligotrofik koșulların avantaja çevrilip (toksin üreten alg patlamalarının nispeten çok daha az meydana gelmesi ve su kalitesine bağlı olarak çift kabukludaki et kalitesinin bozulması) uygun çift kabuklu türlerin yetiștiriciliği yapılabilir.

Son gelișmeler çerçevesinde sektörün gelișimini nasıl değirlendiriyorsunuz?

Türkiye, su ürünleri üretiminde, yetișmiș ișgücü ve potansiyeli ile hızla büyüyen bir ülkedir. Özellikle Ege ve Akdeniz’de üretimin açık deniz kafes balıkçılığına dönüștürülmesi ile kapasiteler hızla artmıștır. Sektörün büyümesinde önemli bileșenlerden biri olan yavru balık kuluçkahaneleri gerekli altyapı ile donatılmıș durumdadır. Deniz balıkları yetiștiriciliğine diğer AB ülkelerine göre sonradan bașlanılması avantaja dönüștürülmüș, tesislerin kurulma așamalarında güncel teknoloji ve altyapı ile faaliyete bașlanmıștır.

Su ürünleri yetiștiriciliği alanında ülke olarak iyi durumda olsak da tüketim konusunda büyük sıkıntılarımız var. Kiși bașı 6-7 kg /yıl gibi çok düșük miktarda balık tüketimimiz var. Bunun çeșitli yollarla arttırılması son derece önemli.

Özellikle Akdeniz’de tür ve miktar bakımından çok önemli bir azalma olmasa da iklim değișikliğine bağlı olarak Kızıldeniz üzerinden gelen türler (balon balığı, aslan balığı vb) yerel türler üzerinde baskı olușturmaktadır. Geçiș yapan bu türlerin olumlu ya da olumsuz etkileri hakkında tam bir fikir sahibi olabilmek için daha birçok çalıșma yapmak gerekmektedir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.