Dünya benim mutfağımdır

Dunya Gida - - Önsöz - Ayşe DİNÇER

Eylül ve ekim ayları gıda sanayii için yeniliklerin sunulduğu; sürdürülebilirlik, E-ticaret, izlenebilirlik, gıda güvenliği gibi konuların gündeme geldiği; geleceğimizi ilgilendiren konuların tartıșıldığı, fuar ve etkinliklerin düzenlendiği bir dönem. Tabii en önemli kutlama 16 Ekim Dünya Gıda Günü vesilesi ile yapılıyor. Bu yıl FAO’nun belirlediği tema “Göçün geleceğini değiștirin. Gıda güvenliği ve kırsal kalkınmaya yatırım yapın “. Bunun yanı sıra hem ülkemizde hem de yurtdıșında önemli fuar ve etkinlikler var. Foodİst, İstanbul’da ilk kez düzenlenen bir fuar olarak bașarılı idi. Umarım önümüzdeki yıllarda hem yurtiçi hem yurtdıșı firmaların ilgisini çeker ve bu vesile ile İstanbul gıda bașkentlerinden biri olur. Gıda bașkenti deyince tabii akla ilk olarak Köln ve Anuga Gıda Fuarı geliyor. Fuarı gezdim. Bu yıl 34.kez düzenlenen fuar, her zamanki gibi kalabalık ve profesyonellerin daha çok faydalandıkları bir etkinlik oldu. Genelde fuarların kan kaybettiği söyleniyor. Fakat bu Anuga için doğru değildi. 7405 katılımcı ve 198 ülkeden 165 bin ziyaretçinin gezdiği fuar, dünyanın ilgisini çekmiști. Bu dijital çağda makinelerle insanların birbirlerini ve ortamları görerek konușabildiği mal alım satımı yaptığı dönemde ciddi bașarı. Dünya ticaret erbabı en gelișmiș imkanları kullanıyor ancak yine de 5 duyusuna güveniyor. Fuarlarda alıcı; malı yakından görüyor, elliyor, kokluyor, tadıyor. Firma yetkilileri ile görüșüp güven duymak istiyor. Bu nedenle bir kez daha vurgulamak isterim. Eğer İstanbul’u gıda bașkenti yapmak istiyorsak fuar ve etkinliklerimizde çok daha yüksekleri hedeflememiz, iyi tanıtım yapmamız ve uluslararası olabilmek için yurtdıșından ciddi katılımcı ve ziyaretçi çekmemiz lazım. Anuga’da ziyaretçilerin yüzde 75’i katılımcıların yüzde 90’ı Almanya dıșından gelmiș ve herkes memnun. Bu bașarılar kolay elde edilmiyor. Fuar idareleri, yerel yönetimler, medya ve daha pekçok paydașın bu bașarıda payı var. Bir de anlamadığım nokta neden aynı konuda fuarların aynı tarihlerde Istanbul’da yapılıyor olması. Kazan- kazan prensibi değil kaybet-kaybet prensibi ile etkinlikler yapılması. Hem katılımcı hem de ziyaretçiler bölünüyor. Daha dikkatli olmamız lazım. Anuga’da bu yıl uzun zamandır görmediğim kadar yeni konsept ve ürün gördüm. Gıda sanayii epeydir vaktini ürün çeșitlemekle geçiriyordu. Sağlıklı, organik, tuzsuz, șekersiz, yağsız...Klasik ürünlerde de aroma ve lezzet çeșitlemeleri. Hatta aynı ürüne ambalaj değișikliği...Artık bu modalar geçti. Bilinçli tüketici tüm ürünlerin sağlıklı kriterlerle üretilmesini istiyor. Yepyeni konseptler var. “Dünya benim mutfağımdır” felsefesi her yerde. Yeni eğilimler arasında soğuk demleme çay ve kahveler ile yüksek proteinli ve süper gıda eklenmiș ürünler çok dikkat çekiyor ve tüketicinin beğenisini kazanıyor. Yağlar ve karbonhidratların çok konușulan sağlığa etkileri nedeniyle proteinler bu yıl ön plandaydı. Proteini bol yoğurt, yüksek proteinli ve süper meyveler eklenmiș dondurma, vișne-bademli protein topları, yüksek proteinli latte kahve ile mercimek ve meșe palamutu unundan yapılan makarnalar Anuga’da sergilenen inovatif ürünlerden bazıları oldu.

Kayseri’de organik tarım ve iyi tarım uygulamaları konusunda ciddi çalıșmalar var. Bu sayımızın ekinde Kayseri Büromuzun hazırladığı “Kayseri’de Organik Tarım ve iyi Tarım Uygulamaları” ekimizi ilgiyle okuyacağınızı düșünüyorum. Kayseri Büromuza emekleri için çok teșekkür ederim.

Bir sonraki sayımızda bulușmak üzere

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.