M ı

Dunya Gida - - Katkıda Bulunanlar -

r a t

Birleșmiș Milletler, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) bu yıl “Gıda ve Tarımın Geleceği, Eğilimler ve Zorluklar” bașlıklı çok önemli bir rapor yayınlamıștır. Bu raporun amacı, tarım ve gıda sistemlerinin karșı karșıya olduğu ve 21. yüzyılda yüzleșeceği zorlukların doğasını ortaya koymaktır. 15 küresel eğilim analizi, tehlikede olanın ve nelerin yapılması gerektiğinin küresel olarak kavranmasının önemini ortaya koymaktadır. Eğilimlerden çoğu güçlü bir șekilde birbirine bağlı olup, herkes için gıda güvenliği ve yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması, tarımın sürdürülebilir hale getirilmesi için önemli noktaları vurgulamaktadır. Bütün insanlar ve tüm gezegen için güvenli ve sağlıklı bir gelecek sağlamak için gıda ve tarımın tam potansiyelini gerçekleștirmek için tarımsal sistemlerde, kırsal ekonomilerde ve doğal kaynak yönetiminde büyük dönüșümlere ihtiyaç duyulacağı açıklanmaktadır. Belirlenen 15 küresel eğilim așağıdaki bașlıklarda toplanmıștır (ANON 2017);

1. Nüfus artıșı, kentleșme ve yașlanma

2. Küresel ekonomik büyüme, yatırım, ticaret ve gıda fiyatları

3. Doğal kaynaklar için artan rekabet

4. İklim değișikliği

5. Tarım verimliliği ve yenilikler

6. Sınır așırı zararlılar ve hastalıklar

7. Çatıșmalar, kriz ve doğal afet

8. Yoksulluk, eșitsizlik ve gıda güvensizliği

9. Beslenme ve sağlık

10. Yapısal değișim ve istihdam

11. Göçler ve göçler sonucunda tarımda erkek nüfusun azalması

12. Gıdaları değiștiren sistemler

13. Gıda kaybı ve atık

14. Gıda güvenliği ve beslenmesi yönetimi

15. Kalkınmanın finansmanı

Benzer çalıșmalar birçok kurum ve hükümetler tarafından son yıllarda giderek artan bir șeklide analiz edilmektedir (ANON, 2016a ve 2016b). Bir dizi küresel eğilimler gıda güvenliğini, yoksulluk ile gıda ve tarım sistemlerinin genel sürdürülebilirliği etkilemektedir. Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar yaklașık 10 milyara ulașması beklenmektedir. Bu da tarımı dolayısı ile gıda talebini artıracaktır. Mütevazı bir ekonomik senaryo göre talep bugüne göre yüzde 50 oranında artacaktır. Gelir artıșı düșük ve orta gelirli ülkelerde diyet geçișini hızlandıracaktır. Et, meyve-sebze ve tahıl tüketiminde de bununla orantılı olarak bu talebin eklenmesiyle doğal kaynaklara baskı artacaktır (Anon, 2012a; Anon, 2012b).

Ekonomik büyüme ve nüfus dinamiklerine bağlı olarak ekonomilerin yapısal değișimi sürmektedir. Tarımın top- lam üretim ve istihdam içindeki payındaki azalma bölgeler arasında farklı hızlarda gerçekleșmekte ve farklı zorluklar ortaya koymaktadır. Tarımsal yatırımlar ve teknolojik yenilikler verimliliği artırmakta, ancak verimin artıșları yavașlamaktadır. Genel olarak gıda da düșük fiyat talebi baskı olușturmaktadır. Gıda kayıpları ise tarımsal üretimin önemli bir bölümünü olușturmakta olup, bunu azaltmak hedeflenmektedir. Bu da üretim artıșına olan ihtiyacı azaltacak en önemli parametredir. Ancak, gerekli verimlilik artıșındaki ivme ürünlerin gereği gibi depolanamaması, tașınmaması ve teknolojik ișlemenin kullanılmaması ile engellenebilir. Doğal kaynakların, biyolojik çeșitliliğin kaybedilmesi ve sınır ötesi zararlılar ve bitki ve hayvan hastalıkları, bu durumu etkilemektedir. Tarımda zararlılar, antimikrobiyallere karșı direnç kazanmaktadır.

İklim değișikliği, güvensiz bölgeler yaratmakta, ürün ve hayvancılık üretimini, balık stokları ve balıkçılık ürünlerini tehlikeye atmaktadır. Mevcut tarımla, tarımda artan talepleri yerine getirmek, doğal kaynaklarda, artan sera gazı emisyonları ve daha fazla ormansızlașma ve arazi bozulması beraberinde daha yoğun rekabete neden olacaktır (Anon, 2010).

Açlık ve așırı yoksulluk 1990’lardan beri küresel olarak azaltılmaktadır. Ancak, çoğu kırsal alanda yașayan yaklașık 700 milyon insanın bugün hâlâ gelir düzeyi çok düșüktür. Buna ek olarak, yadsınamaz bir ilerleme kaydedilmesine rağmen yetersiz beslenme oranlarını düșürmek ve beslenme düzeylerini arttırma çalıșmalarına rağmen sağlık açısından neredeyse 800 milyon insan kronik aç ve 2 milyar mikro besin eksikliği yașamaktadır. Yoksul yanlısı kalkınmayı teșvik çabalarına rağmen 2030’da yaklașık 650 milyon insan yetersiz beslenmeye devam edecektir. Küresel sistemde yoksulluğun azaltılması, yaygın eșitsizliklerin kaldırılması ve de yoksulluğun ortadan kaldırılmasının engellenmesi gıda sistemlerinin en kritik parçaları haline gelecektir.

Gıda sistemlerinde en kritik nokta, sermayeye yoğunlașmaktadır. Bu durum girdi sağlama ișleminden gıda dağıtımına kadar olmaktadır. Küçük ölçekli üreticiler ve topraksız haneler kaybeden ilk kișilerdir. Bunlar da tarım dıșı istihdam olanaklarını aramaktadır. Bu, özellikle erkeklerin artan göç akımlarını yönlendirmektedir. Bu da kırsal hanelerin, “kadınlașması” na öncülük etmektedir.

Dünyanın birçok yerinde çatıșmalar, krizler ve doğal felaketler sayı ve yoğunlukça artmaktadır. Gıdaların bulunabilirliğini azaltmakta buda gıda ve sağlık hizmetlerine erișim bozulmaktadır. Bu durum sosyal koruma sistemlerini baltalayarak, etkilenen birçok kișiyi bastırarak insanları felakete ve açlığa geri döndürmektedir. Sıkıntı göçlere neden olmakta ve insani yardım ihtiyacını artırmaktadır. Șiddetli ça-

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.