Gıda güvencesi toprakları korumakla başlar

Dunya Gida - - İçindekiler -

TEMA Vakfı, 16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle bir açıklama yayınlayarak tarım alanları ve tarımsal istihdamdaki azalmanın gıda güvencesini etkilediğine dikkat çekti. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Bașkanı Deniz Ataç, gıda güvencesinin; bütün insanların aktif ve sağlıklı bir yașam için ihtiyaç duyduğu gıdaya her zaman erișebilmesini ifade ettiğini hatırlatarak “Bugün dünya açlık ve yoksulluk kıskacındayken karșı karșıya kalınan savașların ve göçlerin temelinde gıdaya erișimin olduğunu söyleyebiliriz. Bugün aslında sürekli bașka insanların tabağından yiyoruz. Süpermarket raflarını hep dolu görüyoruz ve hiç boșalmayacağını düșünüyoruz. Fakat unutmayalım ki gıda tükenmez değil. Aldığımız her lokmanın küresel sonuçları var. Her gece 1 milyar insan yatağa aç giriyor. Bütün bu adaletsiz paylașım ve gıdaya erișimin önündeki engeller dünyayı yașanamaz hale getiriyor” dedi.

Hızla artan nüfusla birlikte azalan tarım alanlarının gıda üretiminde yetersizliğe yol açabileceğini söyleyen Deniz Ataç, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine değindi. Ataç, “Verilere göre tarım alanları 2001 yılında 26,4 milyon hektar iken 2016 yılında 23,7 milyon hektara geriledi. Yılda ortalama 180 bin hektar kayıpla 15 yılda toplam 2,7 milyon hektar (yaklașık iki İstanbul büyüklüğünde) azalma olduğu görülüyor. Tarım alanlarındaki azalma tarımsal istihdamda da azalmayı tetikliyor. 2002 yılında tarımsal istihdam 7,46 milyon kiși iken, 2016 yılı nisan ayında yüzde 28 azalıș ile 5,35 milyon kișiye geriledi. Bu durum artan nüfus ile birlikte gelecekte gıda güvencesinde ciddi bir sorun ola- bileceğine ișaret ediyor. Çünkü Türkiye nüfusunun 2020 yılında 82 milyonu așacağı tahmin ediliyor. Bu, 2015’ten 2020 yılına kadar 5 milyonluk bir nüfus artıșına denk geliyor. Yalnızca tahıl üretimi dikkate alındığında bile üretimin 1 milyon ton artması gerektiği görülüyor. Eğer verimlilik artıșı sağlanamazsa yaklașık 400 bin hektar (yaklașık 535 bin futbol sahası büyüklüğünde) tarım alanına daha ihtiyaç duyulacak. Net bir șekilde ifade etmek gerekirse tarım topraklarımızı kesinlikle korumamız gerekiyor” dedi.

Gıda güvencesini tehdit eden unsurlarla birlikte alınabilecek önlemlere de değinen Deniz Ataç, “Türkiye’de 1989-2010 yılları arasında yaklașık 2,4 milyon hektar arazinin tarım dıșına çıkarılmasına yönelik talepte bulunuldu. Bu kapsamda 827 bin hektar alanın tarım dıșı faaliyet için kullanımına izin verildi. Buna göre amaç dıșı kullanım taleplerinde her üç talepten birine izin verildiği görülüyor. Türkiye’de tarım arazilerinin tarım dıșı kullanımının en yaygın görüldüğü alanlar sırasıyla sanayi, kentleșme, turizm, madencilik ve ulaștırma șeklinde sıralanıyor. Bu nedenle öncelikle tarımsal üretim kapasitesi yüksek verimli alanların amaç dıșı kullanımlarının önüne geçilmesi gerekiyor” dedi.

Kırsal kalkınma çalıșmalarına önem verilmeli

Kırsal kalkınma çalıșmalarının tarım alanlarının korunması, istihdam, göç ve gıda güvencesi konularında çare olabileceğinin altını çizen Ataç, “Kırsal alanda yașayan nüfusun büyük bir bölümü tarımsal faaliyetle geçimini sağlıyor. Ancak artan nüfus ile tarımdan sağlanan gelir yetersiz kalıyor. Tarım arazilerinin çeșitli nedenlerle parçalanmasıyla tarım ișletmeleri düșük gelirli küçük ișletmelere dönüșüyor. Tarımsal üretimde makine kullanımının artmasıyla iș gücüne olan talebin azalması gibi ekonomik nedenlerle köyden kente göç gerçekleșiyor. Yașanan göç, tarımsal üretimde çalıșacak genç iș gücünün azalmasına yol açıyor. Terk edilen araziler atıl kalıyor. Tarımda üretimin ve verimin düșmesi, kırsal yoksulluğun artması gibi birçok sorunu ortaya çıkarıyor. Bu kapsamda kırsaldan kente göçün azaltılması ve tersine göç hareketinin bașlaması için kırsal kalkınma projeleri ve yatırımları artırılmalı. Aile çiftçiliğinin korunması ve kırsal nüfus yașam standartlarının artması için düzenlemeler yapılmalı” diyerek sözlerini tamamladı.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.