“İnsan sağlığı hiçbir sebeple riske atılmamalıdır”

Dunya Gida - - İçindekiler - Sadık Çelik Keyveni Kurumsal Hazır Yemek Yönetim Kurulu Başkanı

Sektörel görüş

İnsanların büyük çoğunluğu et, tavuk ve balığa beslenmesinde geniș bir yer ayırıyor. Hem lezzet hem de günlük protein ihtiyacı bakımından kırmızı ve beyaz et büyük rağbet görüyor. Ama gelir-gider dengesi içerisinde beyaz et en çok tercih edilen oluyor. Beyaz et, sağlık uzmanları tarafından, protein açısından en temiz ve en kaliteli besinlerden biri olarak biliniyor ve kabul ediliyor. Ancak beyaz etin dünyada ve ülkemizde üretim süreci uzun zamandır bir tartıșma konusu olarak öne çıkıyor. İșini hakkıyla yapan üreticiyi tenzih ederek söylüyorum ama 48 günde üretilen beyaz et, ister istemez halkın gözünü korkutuyor. Ağırlık kısa sürede civcivden 2 kg’a kadar yükseliyor. İkinci sorun olarak da, üretimde bilinçsizce kullanılan hormonlar ve antibiyotikler var. Üretenlerin kar hırsı devreye girdiğinde süreç șüphe doğurabiliyor. Bizim gibi hazır yemek üreten firmalar açısından baktığımızda, ucuz maliyetli yemek yemek isteyen șirketlere sunmak için büyük bir avantaj oluyor. Çünkü kırmızı etin maliyetini hiçbir firma istenildiği kadar karșılayamıyor. Ancak gıda alanının avantajlarla yönetilmemesi gerekiyor. İnsan sağlığı hiçbir sebeple riske atılmamalıdır. Bu konuda bir denge, fren mekanizmasının mutlaka sağlanması gerekiyor. İnsanların beyaz eti tüketirken biraz daha fazla bedel ödeyerek iyi firmalardan, emin oldukları üreticilerden satın almaları sağlık açısından çok daha doğru olur. Biz de Keyveni olarak üretimimizde beyaz eti kullanıyoruz. Ancak en sağlıklı olduğuna inandığımız ürünlere ulașıp, mutfağımız için onları temin ediyoruz. Bu noktada satın alma kısmı çok önemlidir. Ülkemizde kırmızı et çok büyük fiyatlarla satılıyor. Çünkü büyük ve küçükbaș hayvanların üretimi ve yetiștirilmesi zor ve külfetli bir süreç alıyor. İșçilik ve bakım maliyetleri ile yakıt ve yem gibi girdiler son derece pahalı. Doğal olarak kırmızı etin piyasadaki değeri de neredeyse altınla eș değer ölçülerde geziyor. Dolayısıyla protein ve et ihtiyacı bakımından beyaz etin satıș oranı, kırmızı ete göre pastada çok

daha büyük bir yer kaplıyor. Beyaz et üretimi konusunda İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin son derece bașarılı olduğunu söyleyebilirim. Yaklașık olarak bir yıldan önce yetiștirilmiș olan kümes hayvanlarını pazara kabul etmiyorlar. Bizim üreticimizin ise denetimin eksikliği, mevzuatların yetersizliği, șartların mevcut durumu veya fiyatlar konusunda maalesef zorlandığını düșünüyorum. Bedel ödeme konusunda genel olarak üstümüze düșeni yerine getirdiğimiz söylenemez. “Her șey ucuz olsun” anlayıșına tüketiciler olarak en bașta biz prim veriyoruz. Talep ettiğimiz her șeyin bir maliyeti ve bedeli vardır. Ancak kimse bunun farkında değil. Bugün sektördeki 4 çeșit tabldot yemeğin fiyatı 5 – 9 TL arasında değișiyor. Beyaz et konusunda çok acımasızca bir rekabet var. Kendi adıma bunun doğru bir iș olmadığına inanıyorum. Hayvanlar açısından baktığımızda da ortaya çok acı bir tablo çıkıyor. Yüzlerce hatta binlerce kümes hayvanı zor koșullarda yetiștiriliyor. Halbuki bunların temiz havada, temiz gıdalarla beslenerek gelișimlerini tamamlamaları ve yașam haklarını sıhhatli bir șekilde kullanmaları gerekiyor. Öyle olmayınca doğal olarak etlerine de kușkuyla yaklașıyoruz. Bu söylediklerim belki de bazı beyaz et üreticilerinin ișine gelmeyecektir. Çünkü 5 TL’ye satılan tavuğa sağlıklı tavuk diyemeyiz. Çünkü bu ișin içinde hormon da var, antibiyotik de var, atıklar da var. İnsan sağlığı açısından çok büyük tehlike yaratılıyor. Kanserden kalp, damar hastalıklarına ve alzheimer’e kadar etki ediyor. Tüm bu olumsuzluklara ucuz protein alanı diye göz yumulduğunu düșünüyorum. Catering firmaları üretim sürecinde tavuğa ciddi anlamda yer veriyor. Șirketlerin çalıșanlarına ucuz yemek yedirmeye çalıșmaları ve yaban- cıların sektörü konsolide etmeleri sebebiyle hazır yemek sektörü yatırım yapıp gelișemiyor. Bu tip olumsuzluklar bizim yeterli oranda kırmızı etli menü yapmamıza engel oluyor. Tüketici kırmızı et yemek istiyor ama baktığınızda beyaz et için geçerli olan uygunsuz koșullar kırmızı et için de geçerli. Orada da üretim süreci doğru ve sağlıklı olarak ișlemiyor. Besi hayvanları, gün yüzü görmeden yetiștirilmeye çalıșılıyor; bilinçsizce antibiyotik ve hormon uygulaması burada da kullanılıyor. Biz Keyveni olarak, mevcut șartlar içerisinde en doğru ürüne ve markaya ulașmaya çalıșıyoruz. Fransa’dan piliç getiremiyoruz ama Türkiye șartlarında en iyi marka ve üretim yeri hangisiyse ürün satın almamızı oradan yapıyoruz. Elimizden gelenin en iyisini müșterilerimize sunmak için canla bașla çalıșıyoruz.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.