Sanayi 4.0 katarında vagon olmak

Sanayi 4.0 başarılı bir şekilde uygulandığında, Türkiye’deki üretim sektörlerinin verimliliğinde 50 Milyar TL’ye varabilecek bir fayda kaydedilmesi potansiyeli mevcut. Kazanılacak rekabet avantajıyla %3’e varabilecek ilave bir büyüme hesaplanmakta, bunun

Dunya Gida - - İçindekiler - Necdet Buzbaş Türkiye Gıda Sanayii İşverenler Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı necdet.buzbas@tugis.org.tr

Dünyanın önde gelen liderlerini, akademisyen ve iș adamlarını Davos’ta toplayan, 46’ncı “Dünya Ekonomik Forumu”nun konusu Sanayi 4.0 ve etkileri olarak belirlenmiș idi. Zirvede verilen mesaj, gelecekte dünya ekonomisinin kaçınılmaz olarak Sanayi 4.0 temasıyla șekilleneceği ve yașanan son teknolojik gelișmelerin (dijital dönüșüm vb.) sağlıktan, finansa, tarımdan gıdaya pek çok sektörü etkileyeceğidir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2023 ve 2050 yılı hedefleri olarak, Türkiye’nin ihracatının yaklașık %94’ünü olușturan imalat sanayindeki ileri teknoloji ürünleri payının gelecek 10 yıl içerisinde yüzde 20’ye çıkarılması amacıyla “Geleceğin Teknolojileri ve Endüstrileri Programı”nı hazırladıkları ve uygulamaya bașladıklarını biliyoruz.

İmalat Sanayi katma değerini 10 yılda iki katına çıkaracak sektörler, bir çok ülkenin tecrübeleri incelendikten sonra beș odak sektör olarak șöyle sıralandı: kimya ve ilaç sanayi, gıda sanayi, yarı iletken elektronik ürünler, makine ve teçhizat, motorlu kara tașıtları. Sanayi 4.0 kapsamında stratejik önem tașıyan bilișim ve yazılım sanayisi de diğer odak sektörlerle yatay ilișkisi nedeniyle gruba dahil edildi. Sürekli gelișen teknoloji, sanayide üretkenliğin özellikle 18. yüzyılın sonlarından günümüze üç ana dalga șeklinde artmasıyla mümkün olmuștur. Buhar gücüyle çalıșan makinelerle yapılan bașlangıç, elektriğin üretime girmesi ve 1970’li yıllar sonrasında gittikçe yaygınlașan robotlu otomasyon akımıyla devam etmiștir. Günümüzde geldiğimiz nokta diğerlerinden oldukça farklı. Dijital teknolojilerle tetiklenen ve Sanayi 4.0 olarak adlandırılan bir devrimden söz ediliyor. Bu devrimle ortaya çıkan görünüm; artık sadece değer zincirlerinin kendi içlerinde otomasyonu olmayıp birbirleriyle entegre olmaları olarak tanımlanıyor. Entegrasyonun en önemli özelliği, tüm değer zinciri adımlarının birbirleriyle gerçek zamanlı ve sürekli iletișim içinde olması ve bu sayede akıllı ve kendisini uyarlayan bir sanayi sürecine ulașılacak olma vizyonudur. Bu vizyon; daha hızlı, daha esnek, kalitesi daha yüksek ve daha verimli bir sanayi yolculuğunu tanımlamaktadır.

Türkiye için Sanayi 4.0 yaklașımının kavramsal olarak tartıșılmasının ötesinde bunu fırsata çevirerek ekonomik bir perspektif kazandırılması hedeflenmektedir. Bu çerçevede Sanayi 4.0 dönüșümüyle dört önemli kategoride ișletmelerimizde gelișme kaydedilmesi beklenilmelidir. Verimlilik, büyüme, yatırım ve istihdam bahse konu kategorilerdir.

Sanayi 4.0 bașarılı bir șekilde uygulandığında, Türkiye’deki üretim sektörlerinin verimliliğinde 50 Milyar TL’ye varabilecek bir fayda kaydedilmesi potansiyeli mevcut. Kazanılacak rekabet avantajıyla %3’e varabilecek ilave bir büyüme hesaplanmakta, bunun karșılığı ise 150-200 milyar TL düzeyinde ek gelir anlamına gelmektedir. Bunu sağlayacak Sanayi 4.0 teknolojilerinin üretim sürecine dahil edilmesi için 10 yıllık süreçte (günümüz fiyatları ve ekonomik büyüklüğü baz alındığında) yılda yaklașık 10-15 milyar TL’lik yatırım yapılması gerektiği tahmin edilmektedir.

Türkiye’de İmalat Sanayi içinde brüt üretim

payı %18 olan gıda ve alkolsüz içecek sanayi için Sanayi 4.0 verimlilik dönüștürme maliyetleri %9-12 olarak tahmin edilmekte, toplam üretim maliyetinin verimliliği (getirisi) ise ilaveten %5-9 olarak hesaplanmaktadır.

Günümüzün ve geleceğin i htiyaçlarını karșılamak üzere mevcut ișletmeleri nasıl dönüștüreceğiz?

Bilișim ve iletișim teknolojileri müșterilere ürünle ilgili teknik özellikler, fiyat ve stok bilgilerine erișmede önemli güç sağladı. Dolayısıyla pazarda müșterilerin baskın rolü (tercihleri, talepleri ve beklentileri) belirginlești. İșletmeler rekabetçi kalabilmek için müșteriyi merkeze alan iș modellerine yönelmek zorundalar. Müșteriyi tatmin etmek için çeviklik ve inovasyon kaçınılmaz biçimde ișletmenin özellikleri olmak durumunda.

Ürün reçetesini olușturan hammadde, malzeme, enerji, ișçilik vb. gibi unsurların maliyetleri düzenli olarak artıyor. Bunun yanında küresel hale gelen rekabet nedeniyle kar oranlarında ise düșüș eğilimi gözlemleniyor. 20’nci yüzyılın son çeyreğinde maliyetleri düșürebilmek için uygulanan yalın yönetim ve teknik araçlar günümüzde halen geçerli olmakla birlikte daha ileri iyileștirmeler ve yüksek katma değerli gelecek için ek katkılar sağlamaktan uzaktalar.

Mevcut durumda ișletmelerin çoğunluğu geleneksel makinelerinin otomasyon ve standardizasyon sınırlılıklarıyla boğușuyor. Buna ișgücünün çağın gereklerine uygun niteliklere sahip olmaması da eklenince bu ișletmeler pazarın meydan okumasıyla karșı karșıya kalıyorlar. Günlük operasyonlar ve bakım- onarım gerekleri kullanılabilir zamanın ve bütçenin neredeyse tamamını alırken, pazarın yeni taleplerini karșılayacak iyileștirmelere ve inovasyona kaynak kalmıyor. Halbuki rekabetin bu kadar sertleștiği pazarda kalıcı ve sürdürülebilir olmak ve büyümeye imkan sağlamak için ișletmelerin inovasyon yeteneklerini geliștirmeye, pazardaki taleplere yönelik ar-ge ve inovasyon ișlerine kaynak ayırmaya ihtiyaçları var. Yeni çağın meydan okuma șekli; “Ya inovasyon ya hiç!”

Geleneksel ișletmelerde değer yaratma fonksiyonu, büyük oranda iș süreçlerinin yönetimi üzerine odaklıdır. Bir bașka ifadeyle değer olușturmanın odağı ișletmenin içindedir. Halbuki günümüzde değer olușturmanın odağı ișletmenin dıșına, müșterilerin yer aldığı ekosisteme tașınmıștır. Artık süreç iyileștirme ve geliștirme ile yeni iș modelleri müșteri ile iletișim üzerine kuruluyor. Yeni pazar ve teknoloji șartlarında pazardaki müșteri taleplerinin karșılanması ve pazara yenilikçi ürün veya hizmet sunumlarının yapılmasına yönelik konulardan birisi ve en önemlisi bilișim – iletișim teknolojileri (BİT)’nin kullanılmasıdır. Bu konuyu iki farklı ișletme fonksiyonu ile ilișkilendirmek yerinde olur. Birincisi inovasyona ve ürün geliștirmeye yönelik, ikincisi imalat sürecine…

Günümüz șartlarında bilișim ve iletișim uygulamaları önceki dönemlere göre çok fazla oranda ar-ge, ür-ge ve inovasyon süreçlerine eklemlenmiș haldedir. Bu bakıșla gerek inovasyon gerekse imalat fonksiyon ve süreçleri ișletmenin tamamını akıllı hale dönüștürecektir.

Akıllı ișletmeye dönüșümü sağlayacak olan stratejik yol haritası nedir, nasıl olmalıdır? Mevcut durumda büyüklü küçüklü pek çok sanayi ișletmesi geleneksel imalat donanımı ile çalıșıyor. Bunlar genelde bu çağın teknolojik düzeyine oranla daha düșük otomasyon özelliklerine sahip ve bir kısmı ișletme içinde uygulamalarla farklılaștırılmıș makine parklarıdır. Gıda sanayi yüzde 95 ağırlıkla bu grubun içinde yer almaktadır.

Geleneksel biçimde yapılanmıș bir ișletmenin mevcut bilișim – iletișim altyapısını, makine parkını da akıllı ve bağlantılı hale getirerek kısa sürede değiștirmek pek çok nedenden dolayı mümkün olamaz. Ayrıca kısa zamanda yapılmaya çalıșılan bir dijital dönüșüm girișimi pek çok riski içinde barındırır. Bir diğer önemli nokta, kurulu ișletmedeki iș süreçlerinin yapıları birbiriyle olan etkileșimleriyle ilgilidir. Yeni durumda makineler ve süreçler bir sistem bütünlüğü içinde düzgün bir iș ve dijital bilgi akıșı sağlayacak biçimde kesintisiz ișbirliği içinde çalıșabilmelidir. Ayrıca yeni yapılanma, makinelerin ve süreçlerin ihtiyaç durumunda birbirlerini yedeklemelerine de olanak sağlayacak seçenekleri içermelidir.

Gıda ișletmelerimizin büyük kısmında makineler, bir sistem bütünlüğü içinde fonksiyon gerçekleștirmemekte ve süreçler kesintili sürmektedir. Böyle bir durumda akıllı ișletmenin olușturulmasına nereden ve ne șekilde bașlanacağı önemli bir sorudur. Ancak gerçek olan, akıllı ișletme olușturulmadan önce bir sonraki adım robotik süreç otomasyonunu hedef alan otomasyonun gerçekleștirilmesidir. Otomasyondan otonoma geçiș ise yeni bir dönüșüm vizyonu ve stratejisi bekler, sancılı bir dönemdir. Zira ișletmenin mevcut becerileri, uzmanlıkları ve kaynakları (zaman ve yatırım maliyeti) yeterli olmayabilir

Kaynaklar

Türkiye’nin Küresel Rekabetçiliği için bir gereklilik olarak Sanayi 4.0 TÜSİAD-T /2016-03/576

Endüstri 4.0 Ekstra Gürcan Banger Dorlion Yayınları 2017

Türkiye İmalat Sanayinin Büyümesi ve Verimliliğinin Geleceğinde Endüstri 4.0’ın Rolü. Esra Kabaklarlı, Burak Sencer Atasoy Konya 2016

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.