Doğanın döngüsü

Dunya Gida - - Önsöz - Ayşe DİNÇER

Not etmișim. Bu yıl 5 Ağustos’ta gitmeye bașlamıșlar. Haziranda geldiler, son kafileyi de 1 Eylül’de İstanbul semalarında gördüm. Mutlaka öncesi sonrası da vardır. Her yıl hiç üșenmeden gelir 2-3 ay kalır dönerler. Leyleklerden bahsediyorum. Gıda ile ne alaka diyeceksiniz. Çok alakalı. Șöyle ki doğanın bir takvimi ve döngüsü var. Canlılar; güneșin, yıldızların konumuna; toprağın, suların, havanın ısısına ve daha birçok doğa ve çevre etkenine bağlı olarak yașamlarını sürdürüyor. Bizim için önemli olan doğal ortamda bize besin sağlayan ürünlerin sağlıklı yetișmesi. Denizlerdeki göllerdeki ısı değișikliği su canlılarını, topraktaki erozyonla kaybolan değerli mineral ve katmanlar tarım bitkilerini etkiliyor. Ağaçlardan elde ettiğimiz meyveler ve diğer yiyecek maddelerinin çeșitlerini kaybediyoruz veya kalitesi düșüyor.

Mesela bu yıl yaz çok sıcak geçti. Meyveler erken olgunlaștı, yaz güneșini sindire sindire büyüyemedikleri için lezzetlenemediler. Denizler ısındığı için balıklar yağlanamadı tadı yavan kaldı. Doğanın düzenini bozdukça ağzımızın tadı da bozuluyor. Gıda güvenliği diyoruz hep mikroplar, hijyen, hormon, GDO gibi konulara odaklanıyoruz. Doğanın düzeninin bozulması, bu bozuk ortamda yetișen ürünlerin güvenli olup olmaması da araștırılması gereken konular arasında. Geçen yıl yaptığım salçaların bir kısmını bitiremedim. Halbuki en güzel yaz domatesleri ile yapmıștım. Çünkü bütün kıș marketlerde domates satıldı. Alınabilir fiyata. Benim çocukluğumda kıșın domates bulunmazdı. Birçok yaz sebzesi meyvesi gibi. Patlıcan mevsimi vardı mesela. Haziran ayında bașlardı. Karpuz kabuğu denize düșmeden denize girilmezdi. Kabak, fasulye gibi sebzelerin; yaz ve kıș meyvelerinin turfandası olur çok pahalıya satılırdı. Sonuçta diyeceğim șu: Her yerde her mevsim yetișen yiyecekler (kırmızı, beyaz etler; sebzeler, meyveler; su ürünleri, bakliyat vs) doğal mı? Doğalsa neden mevsim dıșı doğaya aykırı zamanda yetișiyorlar? Doğal değilse bunların yenilmesi içilmesi güvenli mi? Yoksa cevap, son zamanların moda söyleminde mi saklı. Dünyada o kadar çok aç insan var ki ve o derece hızla sayı artıyor ki gıda güvenliğini birileri tartıșırken biz yememize ve yașadığımıza bakalım. Açlığın çaresi yok ne yazık ki. Tok olalım da doğal döngüde yetișmeyen ürünleri yedik diye hastalanırsak ‘tıp’ nasıl olsa iyileștirir. Ona bakarsanız organik de bir yere kadar güvenli. Mesele, yiyeceklerin doğanın döngüsünde doğru zaman, yer ve iklimde yetișmesi. Yapay ıșıkta daracık yerde yemle beslenip gelișen tavuğun ‘fabrikasyon’ yumurtası güvenli mi? Evet. İnsan açsa, insanı besliyor açlıktan ölmesini önlüyor. Ama bahçelerde gezinen, doğal beslenen tavuğun yumurtası ile kıyaslanınca güvenlik katsayısı çok düșük. Eskiden evlerde tavuk pișerdi kokusu iștah açardı. Șimdi pek de kokmadığı gibi iștah kapattığı zamanlar da oluyor.

Gıda güvenliğini bir de bu yönden ele alarak, doğaldan, doğanın döngüsünden ne kadar uzaklaștığımızla ilintilendirmenizi tavsiye ederim.

Bir sonraki sayımızda bulușmak üzere...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.