“Dijitalleşme kurumsal stratejinin bir parçası olmalı”

Siemens Tedarik Zinciri Direktörü ve Tedarik Zinciri Yönetimi Derneği (TEDAR) Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Günal, dijitalleşmenin tedarik zinciri yönetimi için olmazsa olmaz olduğunu belirterek tedarik zinciri yönetiminin şirketten ayrı tutulmaması gerek

Dunya Gida - - İçindekiler - Özlem As

Siemens Tedarik Zinciri Direktörü ve Tedarik Zinciri Yönetimi Derneği (TEDAR) Yönetim Kurulu Bașkanı Tuğrul Günal, dijitalleșmenin öncelikle kurumsal stratejinin bir parçası olması gerektiğini belirterek tedarik zinciri yönetiminin bu kapsamda kendi dijitalleșme yol haritasını detaylı, șeffaf ve tüm paydașlarını kapsayacak șekilde olușturmasının șart olduğunu söyledi.

Günal, “Doğru bir tedarik zinciri yönetimi sağlamak için ilgili tüm yetki ve sorumluluklarla donatılmıș, tüm fonksiyonları bünyesinde barındıran yetkin çalıșanlar ve günümüz teknolojilerini kullanan bir tedarik zinciri yapılandırması en önemli gereklilikler arasında geliyor. Bu gerekliliklerin sağlandığı bir tedarik zinciri yönetimi yapılandırması, șirketlere çok büyük bir rekabet avantajı sunar. Bu türde bir yapılanma sağlanamadığı takdirde ise pazar payı, ciro veya karlılıkta artıș olması pek mümkün değil” diye konuștu.

Tuğrul Günal ile dijitaleșmenin tedarik zinciri yönetiminde kullanımı ile ilgili konuștuk.

Dijitalleșme tedarik zinciri yönetiminde gelecek için neler vaat ediyor?

Dijitalleșme diğer her alanda olduğu gibi tedarik zinciri yönetimi için de olmazsa olmaz bir gereklilik. İstatistikler, tedarik zinciri yönetimi șirketlerinin hem șimdi hem de gelecekte en fazla yatırım yapacakları alanların bașında dijitalleșmenin geldiğini gösteriyor. Ancak mevcut duruma baktığımızda tedarik zinciri yönetimi liderlerinin yaklașık yarısının etkili bir dijitalleșme stratejileri olduğunu görüyoruz. Burada, tedarik zinciri yönetimini șirketten ayrı tutmamak gerekir. Çünkü dijitalleșme öncelikle kurumsal stratejinin bir parçası olmalı ve tedarik zinciri yönetimi bu kapsamda kendi dijitalleșme yol haritasını detaylı, șeffaf ve tüm paydașlarını kapsayacak șekilde olușturmalı.

Dijitalleșmenin tedarik zinciri yönetimine sağlayacağı pek çok avantaj var. Dijitalleșme, kurumsal hafızanın oluș- masını sağlamakla birlikte veri bazlı, gerçek zamanlı öngörüler dolayısıyla etkili değerlendirme ve karar almayı sağlıyor. Paydașlarla iș birliğinin yanı sıra satıș, planlama, satın alma, talep, lojistik gibi tedarik zinciri yönetimi süreçlerinde entegrasyonu kolaylaștırıyor. Mekandan bağımsız erișim

ve kontrol imkanı, kayda değer oranda esneklik kazandırırken dijital performans yönetimi, dijital kalite yönetimi, dijital koruyucu bakım ve dijital servisler gibi dijital çözümler kayda değer oranda zaman ve ișgücü tasarrufu sağlıyor. Tüm bunlar tedarik zinciri yönetimi ve dolayısıyla kurum için șeffaflık, verimlilik ve rekabetçiliğin artması anlamına geliyor.

Türkiye’de akıllı lojistik sistemlerinden bahsedebilir miyiz? Sektör bu konuda nerede?

Bu konuda Türkiye genelinde yüksek bir farkındalık olduğunu söylemek mümkün. Birçok kurumsal șirketin, dijitalleșmeye yönelik yoğun mesai harcadığını ve ekiplerini güçlendirdiklerini görmek memnuniyet verici. Bununla birlikte tüm sektörler genelinde henüz tam anlamıyla kurumsal bir yapıya kavușmamıș șirketlerin bu alanda atması gereken önemli adımlar var. Çünkü dijitalleșmeye adapte olmayan, akıllı sistemleri uygulamaya almayan ve özellikle lojistikte müșterileri ve iș ortakları ile elektronik entegrasyonu sağlamayan firmaların yakın gelecekte mevcudiyetlerini sürdürmeleri ne yazık ki mümkün görünmüyor.

Dijitalleșmeye ayak uydurmada insan kaynakları ve șirket politikalarına bakıldığında hangi konularda yol alınması gerekir sizce?

Dijitalleșme, beraberinde kaçınılmaz olarak yeni pazar beklentileri ve gerekliliklerini getiriyor. Örneğin bir kurum içindeki fonksiyonlar arasında çok daha yakın ve hızlı bir șekilde iș birliği kurabilme yeteneği kazanmak çok önemli. Bu da genel anlamda tüm kurumsal yapıların sundukları ürün ve hizmetleri yeniden değerlendirmelerini gerektiriyor.

Dijitalleșmeyle birlikte insan kaynaklarında karșılașılan en büyük zorluklar arasında çalıșan profillerinin dijitalleșmeye adapte edilmesi ve çalıșanları yeni dijital dünyada çalıșabilecek olgunluğa ulaștırmak yer alıyor. Bu doğrultuda yönetim șeklinin de gözden geçirilmesi önem kazanıyor. Etkili iletișim, bilgi paylașımı, geri bildirim sağlamak, resmiyet veya hiyerarși yerine verimliliğe ve katkıya odaklanmak, ofis tasarımını yeni çalıșma sistemlerine uygun hale getirmek, esnek çalıșma saatleri ve yan haklar sunmak, liderliği paylașmak gibi özellikler yönetim tarafından hayata geçirilebilir.

Satınalma özelinde baktığımızda da dijitalleșmeyle birlikte gerçekleșmesi beklenen birtakım yenilikler olduğunu görüyoruz: Gelecekte satınalma departmanları koordinatör, kontrolör ve kontrat yöneticileri olarak çalıșacak, satınalma departmanları danıșmanlık bölümleri haline gelecek. Satınalma çalıșanlarının görevleri artan bir șekilde büyüyerek ürün geliștirmeye ve arabirim yöneticilerine yaklașacak.

Satınalma çalıșanları ise veri analistleri ve çerçeve koșulların yöneticileri olacak. Bu kapsamda tüm görev tariflerinin yeni döneme göre yeniden ele alınması, mevcut yetkinlik ile gerekli yeni yetkinlikler arasındaki farkların tespit edilmesi ve tespit sonrasında bu farkların giderilebilmesi için her çalıșana yönelik yoğun eğitimlerin verilmesi gerekiyor. Ancak dönüșümün uzun bir yolculuk olacağı unutulmamalı. Dolayısıyla bu türdeki yeniden yapılanmalar yalnızca üst yönetimin girișimi ve kararlılığı ile sağlanabilir.

Tedarikçi zinciri yönetimi sırasında en çok hangi așamada ya da hangi birimde sıkıntı yașanmaktadır?

Özellikle öne çıkan bir alandan bahsetmek mümkün değil ancak bu konuda her alanın kendi içinde, kendine has zorluklar barındırdığını görüyoruz.

Doğru bir tedarik zinciri yönetimi ne gibi avantajlar sağlar? Tam tersine sıkıntıların yașandığı bir zincir yönetimi firmayı nasıl etkiler?

Doğru bir tedarik zinciri yönetimi sağlamak için ilgili tüm yetki ve sorumluluklarla donatılmıș, tüm fonksiyonları bünyesinde barındıran yetkin çalıșanlar ve günümüz teknolojilerini kullanan bir tedarik zinciri yapılandırması en önemli gereklilikler arasında geliyor. Bu gerekliliklerin sağlandığı bir tedarik zinciri yönetimi yapılandırması, șirketlere çok büyük bir rekabet avantajı sunar. Bu türde bir yapılanma sağlanamadığı takdirde ise pazar payı, ciro veya karlılıkta artıș olması pek mümkün değil.

Sürdürülebilir gıda için tedarik zinciri yönetiminin önemi nedir?

Sürdürülebilirlik, gelecek kușakların kullanacağı kaynakları bugünden tüketmeden olanlara bırakmanın teminidir. Son yıllarda sürdürülebilir gıda konusunda farkındalığımız artmıș olsa da bu alanda faaliyet gösteren uluslararası ve ulusal kurumlar iyileștirmeye açık alanları tespit etmeye ve gerekli önlemlerin alınması için destek olmaya devam ediyor. Bu konuda 58 ayrı kriter ve 1500 verinin değerlendirildiği Küresel Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi’ni baz aldığımızda, ülkemizin değerlendirmeye katılan 25 ülke arasında 19. sırada yer aldığını görüyoruz. Gıda sektöründe ‘tarladan sofraya’ prensibinden hareketle tedarik zinciri yönetiminin önemini değerlendirdiğimizde, üretim, ișletme, dağıtım ve saklama konularını ele almamız gerekiyor. Bu açıdan, tedarik zinciri yönetiminde taraflar arasında eksiksiz bir veri akıșını sağlamak kaçınılmaz bir gereklilik. Böylelikle izlenebilirlik ve dolayısıyla kalite kontrol sertifikalandırma ile daha güçlü bir șeffaflık sağlanabilir.

Tuğrul Günal

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.