Duvardaki sineğin gözünden bakabilmek...

Dunya Gida - - İçindekiler -

“Dünkü toplantıda yöneticim ekip arkadașlarımın içinde bana hoșuma gitmeyen sözler sarf etti.

Akșam eve geldim. Zihnimde olayı düșündüm durdum.

Sabah kalktığımda hâlâ olayın etkisindeydim. Bir türlü olayın etkisinden kurtulamıyordum. Canım ișe hiç gitmek istemiyor. Ne yapacağımı șașırdım. Ben bunu hak etmedim.

Çözüm ne olmalı idi?”

Yukarıdaki senaryo çok tanıdık gelebilir. Hemen her zaman böyle durumlarla karșılașmak ișten bile değil.

Peki biz bu durumu nasıl yönetebiliriz? Böylesi bizi inciten anları uzattıkça uzatırız. Uzun süreler boyunca etkisinde kalır ve kurtulamayız. En sonunda bu yașadıklarımızı kalıcı hale getiririz.

Kalp kırılması, hayal kırıklığı, ihanete uğramak, öfke gibi bizi acıtan duyguları uzaklaștırmak için ancak sıcak sistemden, soğuk sisteme geçerek kurtulabiliriz.

Sıcak sistem, tepkiseldir, basittir ve duygusaldır.

Beynimizin amigdala bölümünün bedenimizi ele geçirmesidir. Verdiğimiz her tepki așırı duygusal ve çözümsüzdür. Sı- cak sistemde kalmak bizim uzun zamanlı yașadığımız acıtan duyguların içinde kalmamızı ve durumun dıșına çıkmamızı engeller.

Yașadığımız yüksek stres sıcak sistemin her an etkinleșmesine neden olur.

Soğuk sistem ise bizim biraz daha olay üzerinde düșünmemizi sağlayan, çözüme yaklaștıran, bizi etkin düșünmeye davet eden sistemdir.

Hal böyle olunca incinmiș benliğimizi korumak için soğuk sistemde kalınması gerekir.

Demek ki böyle incindiğimiz durumlarda yapılan en büyük hata sürekli olarak “neden” ile bașlayan soruları ardı ardına kendimize sormaktır.

Bu, bizi yașadığımız duygusal acının içerisine daha da fazla sokarak daha fazla öfke, kırgınlık, acı çekmemize sebep olur.

Oysa bunun tam tersi olan durum ise aramıza mesafe koymak ki, bu soğuk sistem ișleyișidir, bizi daha çözümcü ve acının içerisinden çekip yolumuza yeni çözümlerle devam etmemizi sağlar.

En büyük ayrım ise duruma sıcak sistem ile yaklașanlar yani olayın somut detaylarını halen yașarmıș gibi anlatırken,

tersine, hislerini ve onların nedenlerini uzaktan duvara konmuș bir sineğin gözüyle anlatanlar, sıkıntılarını etkinleștirmek yerine olayı bir daha değerlendirerek daha düșünceli, daha az duygusal yaklașıyorlar.

Kısacası ne kadar böyle durumlarda kiși kendine yaklașan yani sıcak sistemle hareket ederse o kadar olayı tekrar tekrar yașıyorken, soğuk sistemle yaklașan yani duvardaki sineğin gözüyle anlatanlar daha uyumlu olabiliyor. Ve iyileștirici gücü yakalayabiliyorlar.

Denemeye değer diye düșünüyorum. Bize acı veren olaylara duvardaki sineğin gözüyle bakabilmeyi bașardıkça daha çözümcü ve uyumlu olma șansımız artacak.

Sonbaharın bașlangıcı eylül ayında yeni alıșkanlıklar edinmek ve bizi ilerletmeyen eski alıșkanlıklarımızı değiștirmeye bașlamak için en uygun zaman olduğunu düșünüyorum...

İncinmișliklerimize duvardaki sineğin gözüyle bakabildiğimiz güzel bir ay diliyorum.

Kaynak : Walter MischelOtokontrolde ustalașmak

DÜNYA GIDA DERGİSİ Eylül 2018

Esra Teoman Profesyonel KoçKurumsal Eğitmen www.adimkocluk.com www.siradisibasari.com

DÜNYA GIDA DERGİSİ Eylül 2018

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.