ALACALI INŞAAT, KONUT SEKTÖRÜNE ODAKLANACAK

Dunya Insaat - - Prefabrİkasyon -

Bir Karahan Grup markası olan ve 1987 yılından bu yana 10 milyon metrekarenin üzerinde yüksek performanslı yapılara imza atan Alacalı İnşaat, Japonya ve Amerika’dan getirdiği teknolojilerle Türkiye’de konut projeleri inşa edecek. Alacalı İnşaat Genel Müdür Yardımcısı Birol Doyranlı, dünyadaki ön üretimli yapı sektöründeki yenilikleri takip ederek, ülkemizde uygulamak misyonu ile 1999 yılında Asya kıtasının en büyük üretim tesisine sahip Kurosawa firması ile ALA-SAWA Sistemi (ard germeli yapı sistemi) konusunda know-how anlaşması yaptıklarını söyledi. Daha sonra ön üretimli betonarme yapıların projelendirilmesi konusunda uzman, 50 yıl tecrübeye sahip Amerikan CEG firması ile ortaklık yaptıklarını hatırlatan Doyranlı, ALACEG adı ile kurdukları firmalarının yaklaşık üç yıldır Amerika’ya proje hizmeti verdiğini vurguladı.

Doyranlı, geçtiğimiz aylarda Japon Sumitomo Mitsui ile de iş birliği anlaşmasına imza attıklarını belirterek, “Japonya’da çok katlı yapılarda yaklaşık 30 yıldır başarı ile uygulanan, SQRIM Sistemi (groutlu tüp sistemleri) olarak adlandırılan, patentli ön üretimli çok katlı yapım sisteminin Türkiye’deki uygulayıcısı olduk. Çok yakın zamanda SQRIM Sistemi ile yeni projelere imza atacağız” dedi. Önümüzdeki dönemde ana müteahhit olarak ön üretimli betonarme yapılar üretecekleri kaydeden Doyranlı, hızlı, kaliteli, ekonomik ve yüksek deprem dayanımlı çok katlı yapıları anahtar teslimi olarak müşterilerine sunacaklarını aktardı. Doyranlı, konut sektörüne odaklanacaklarını vurguladı. Doyranlı, “Sahip olduğumuz teknolojik yapım sistemlerini kullanarak yılda 4 bin konut hedefine yönelik yeni projeler geliştiriyoruz. Hedefimiz Japonya’da olduğu gibi 50 katlı yapıları da ön üretimli olarak yapmak. Japon ve Amerikalı partnerlerimiz ile birlikte Afrika ve Kuveyt bölgelerinde anahtar teslimi projeler konusunda büyük ölçekli çalışmalarımız devam ediyor” diye konuştu. Doyranlı, ön üretimli yapı elemanlarını kullanılarak 200 bin metrekare inşaat alanına sahip bir binanın kaba inşaatını yedi ayda bitirebileceklerine dikkat çekti.

Yurt içinde mega projelerin çözüm ortağı olduklarının altını çizen Doyranlı, “İstanbul Atatürk Havalimanı ilave dış hatlar terminali ve iskele binası, Esenboğa Havalimanı terminal, iskele ve otopark binaları, İstanbul Yeni Havalimanı terminal ve iskele binalarının döşeme elamanları, Fenerbahçe Ülker Arena, Galatasaray Türk Telekom Arena ve Beşiktaş Vodafone Park’ın tribün basamakları üretim ve montaj işlerini ger-

çekleştirdik. Ytong’un Dilovası’nda yaptığı yeni üretim tesisi ve Diler Grubu’nun Antalya’da gerçekleştirdiği 6 bin kişilik Cornelia Kongre Merkezi kısa zaman önce teslim ettiğimiz işlerden bazıları” diye konuştu. Doyranlı, orta-yüksek hacimli ve yerleşik tesislerine uzak projeleri, mobilize olarak proje alanına yakın bölgede üretim yeteneğine sahip olduklarını belirterek, bu yöntemle ülkemizde beş, yurt dışında iki farklı bölgede mobilize olarak projeleri tamamladıklarını dile getirdi. Geçtiğimiz aylarda yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nde SQRIM ve ALA-SAWA sistemlerinin yer almasına öncülük ettiklerini belirten Doyranlı, ülkemiz ile benzer deprem riski taşıyan, gelişmiş ülkelerde uzun yıllardır uygulanan bu teknolojik yapı sistemlerinin ülkemizde de uygulanmasının yolunu açtıklarını aktardı. Doyranlı, DÜNYA İnşaat Dergisi’nin sorularını şöyle yanıtladı:

- Alacalı İnşaat’ın faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

DOYRANLI: Geçen yıl sektörde 30’uncu yılımızı kutladık. Trakya bölgesinde, yerleşik ön üretimli betonarme yapılar üretmek için kurulan ilk tesisiz. Üretim tesisimiz Tekirdağ Muratlı’da yer almaktadır. Sanayi yapıları ile başlayan tecrübemizi son 10 yılda lojistik depo tesisleri, alıveriş merkezleri, havalimanı, stadyum, konut, hastane, hotel, kongre merkezi, okul gibi nitelikli yapılara çevirdik. Sektörde 10 milyon metrekareyi aşan tecrübemiz ile hep büyük projelerin çözüm ortağı olduk. Bununla birlikte, Amerikan CEG ile Alacalı İnşaat’ın ortaklığıyla 2015 yılında kurulan ALACEG Mühendislik; ön üretimli beton tasarımı, uygulama projeleri ve diğer yapısal mühendislik hizmetleri konusunda faaliyet gösterirken, 2016 yılında kurulan UNTEKNIK firması, dünya çapında depreme dayanıklı ön üretimli yapılarda kullanılan Japon NMB (Splice Sleeve) groutlu tüp sistemlerinin Türkiye distribütörlüğünü yapmaktadır.

- Firmanızın gelecek dönem hedefleri ve yatırım planlarını iletir misiniz?

DOYRANLI: Yurt içinde, Alacalı İnşaat markasının müşterilerimize verdiği güven doğrultusunda ve müşterilerimizden gelen talepler nedeni ile ana müteahhit olarak anahtar teslimi işler yapma kararı aldık. Böylece projenin her aşamasında, her tip yapı için, uzmanı olduğumuz ön üretimli yapıların hız, kalite, ekonomi olarak özetlenebilecek farklılıklarına, kullandığımız teknolojik sistemlerin yüksek deprem dayanımını avantajını da ekleyerek müşterilerimize en uygun çözümü anahtar teslimi olarak sunacağız. Bu amaçla makina ve ekipman parkımızı iki kat arttıracağız. Böylece ülkemizde genel müteahhitlik hizmetlerinde hak ettiği yeri tam olarak bulamayan ön üretimli yapı elemanlarını kullanılarak konvansiyonel yöntemlerden 2.5 kat daha az sürede bitirebileceğiz.

- İç pazar ve ihracat faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeni hedef pazarlar var mı?

DOYRANLI: Yakın zaman önce, 150 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın en büyük havalimanı olarak planlanan İstanbul Yeni Havalimanı’nın terminal ve iskele binalarına ait 650 bin metrekare, 30 bin adet, ön üretimli döşeme elemanlarının tasarımı ve montajını gerçekleştirdik. Ytong’un Dilovası’nda yaptığı yeni üretim tesisi ve Diler Grubu’nun Antalya’da gerçekleştirdiği 6 bin kişilik Cornelia Kongre Merkezi kısa zaman önce teslim ettiğimiz işlerden bazıları. Konut sektöründe ise yaptığımız görüşmeler ile sahip olduğumuz teknolojik yapım sistemlerini kullanarak yılda 4 bin konut hedefine yönelik yeni projeler geliştiriyoruz. Hedefimiz Japonya’da olduğu gibi 50 katlı yapıları da ön üretimli olarak yapmak. Japon ve Amerikalı partnerlerimiz ile birlikte Afrika ve Kuveyt bölgelerinde anahtar teslimi projeler konusunda büyük ölçekli çalışmalarımız devam ediyor.

- İnovasyon ve Ar-Ge alanlarındaki çalışmalarınız nedir?

DOYRANLI: Dünyadaki ön üretimli yapı sektöründeki yenilikleri takip edip ülkemizde uygulamak misyonu ile rotamızı 1998 yılında Japonya’ya çevirdik. 1999 yılında Asya kıtasının en büyük üretim tesisine sahip Kurosawa firması ile ard germeli yapılar konusunda know-how anlaşması yaptık. Yüksek deprem dayanımlı C50 beton kalitesine sahip ALA-SAWA Sistemi ile 20 yıldır birçok projeye imza attık. 2005 yılında Van’da ALA-SAWA Sistemi ile inşa ettiğimiz sekiz katlı ard germeli ön üretimli konut binası 2011 yılında 7.2 büyüklüğündeki depremi hasarsız atlattı. Çevresindeki birçok bina yıkılıp, ağır hasar görürken, bu binanın gösterdiği performans Japonya’da televizyon kanallarında haber olarak yayınlandı. Sonraki hedefimiz Amerika oldu. Ön üretimli betonarme yapıların projelendirilmesi konusunda uzman, 50 yıl tecrübeye sahip CEG firması ile ortaklık yapıp, İstanbul ofisini hayata geçirdik. ALACEG adı ile kurulan firma yaklaşık üç yıldır Amerika’ya proje hizmeti vermektedir. İkinci Japonya seyahatimizi çok katlı yapılarda yüksek deprem performansı gösteren tüplü-groutlu olarak adlandırılan bağlantı elemanlarını yerinde incelemek amacı ile yaptık. Yapılan görüşmeler sonucunda konusunda

lider NMB firması ile yaptığımız anlaşma neticesinde bu ürünlerin Türkiye distribütörü olduk.

- Yakın zamanda piyasaya sunacağınız yeni bir ürün/yenilik bulunuyor mu?

DOYRANLI: İkinci Japon firması ile anlaşmamızdan sonra, adım adım çok katlı yapıları yüksek deprem dayanımlı ve konvansiyonel yöntemlerden 2.5 kat daha hızlı üretmek ve uygulamak üzere Ar-Ge çalışmalarımıza hız verdik. Hızlı, kaliteli, ekonomik ve yüksek deprem dayanımlı çok katlı yapılar misyonu ile bu kez geçtiğimiz aylarda Japonya’nın en büyük firmalarından biri olan Sumitomo Mitsui ile iş birliği anlaşmasına imza attık. Japonya’da çok katlı (50 kat) yapılarda yaklaşık 30 yıldır başarı ile uygulanan, SQRIM Sistemi olarak adlandırılan, patentli ön üretimli çok katlı yapım sisteminin Türkiye’deki uygulayıcısı olduk. Çok yakın zamanda SQRIM Sistemi ile yeni projelere imza atacağız.

- Teknolojinin sektöre ve ürünlerinize yansımasını değerlendirir misiniz?

DOYRANLI: Ülkemizde ön üretimli betonarme yapılar, yapıların karkas ve döşeme sistemlerinin fabrika koşullarında, çelik kalıplarda üretilmesi, hızlı ve ekonomik biçimde montajı olarak algılandığı için, çoğunlukla teknoloji sadece üretim aşamasında kalıyor. Oysa bizim üzerinde durduğumuz teknoloji, yapısal elemanların birleşiminde (kolon-kiriş, kolon-kolon, kolon-temel) kullanılması gereken teknolojidir. Maalesef ülkemizde ön üretimli yapılarda birleşimlerde kullanılan teknoloji, hala ilkel düzeyde ve istenilen seviyede değil. Benzer deprem aktivitesine sahip gelişmiş ülkelerde 30-40 yıl önce vazgeçilen sistemler hala ülkemizde kullanılmaya devam etmektedir. 18 Mart 2018 tarihinde yayınlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nde SQRIM ve ALA-SAWA sistemlerinin yer almasına öncülük ettik. Böylece ülkemiz ile benzer deprem riski taşıyan, gelişmiş ülkelerde uzun yıllardır uygulanan bu teknolojik yapı sistemlerinin ülkemizde de uygulanmasının yolunu açtık.

- Sektörde gelişen akıllı bina çözümleri ve teknolojileri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu çözümlerin prefabrikasyon sektörüne yansıması nasıl?

DOYRANLI: Akıllı bina denince, bilgisayar ve teknoloji ile donatılmış, kullanıcının konforunu ve güvenliğini sağlarken tasarruf etmesini de sağlayan bir yapı akla gelmektedir. Binanın enerji verimliliği, güvenlik, iletişim ve haberleşme, otomasyon sistemlerinin yapı elemanlarına entegre edilmesi için gerekli her türlü aksesuar (enerji panelleri, otomatik güvenlik mekanizması rezervuarları, izolasyon malzemeleri), ön üretimli yapı elemanlarının fabrika ortamındaki üretiminde hatasız olarak bırakılmaktadır. Böylece yapı kalitesi artarken inşaat hızı azalmaktadır. Maalesef akıllı bina tanımı içinde yer almayan deprem yalıtımlı binalar, özellikle hastaneler ülkemizde yaygınlaşmaya başlamıştır. Yeni Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nde yer alan bu tür yapılar için en uygun yapım metodu, ön üretimli inşaat metodudur. Yalıtım birimlerinin (izolatör) üretim ve testleri yapılırken, fabrikada üst yapı elemanlarının üretimi devam etmektedir. Böylece konvansiyonel yapım yönteminde olduğu gibi üst yapıya devam etmek için, yalıtım elemanlarını bekleme zorunluğu ortadan kalkmakta ve inşaat hızı bu beklemeden etkilenmemektedir.

- Sektörünüzün geldiği nokta hakkında genel bir değerlendirme yapar mısınız?

DOYRANLI: Dünyadaki gelişmiş ülkelerde bir “gelişmişlik kriteri” olarak karşımıza çıkan, tüm yapılardaki ön üretimli yapı elemanlarının kullanım oranlarına baktığımızda, ülkemizde ön üretimli yapıların toplam inşaat sektöründeki payının, Avrupa ülkelerinden Japonya ve Amerika’dan yaklaşık 10 kat daha az olduğu görülmektedir. Bunun esas nedeni Türkiye’deki inşaat pastasında sadece yüzde 10’luk dilimi kapsayan sanayi yapılarından ön üretimli yapıların pay alabilmesidir. Oysa çok katlı yapıların yer aldığı konut dilimi pastanın yüzde 78’ini oluşturmaktadır. Sektör, geliştirdiği çağdaş, teknolojik ve ekonomik, depreme dayanıklı ön üretimli yapım sistemlerini, çok katlı yapılarda kullanmayı yaygınlaştırmayı başardığı anda, betonarme ön üretimli yapım sistemlerinin büyük avantajı olan hız, ekonomi (daha az işçilik ve malzeme vb.), işçi sayısına bağlı daha az kaza riski ve kalite faktörlerinden ülkemizin de olabildiğince yararlanması mümkün olacaktır.

- Sektörde yaşanan temel problemleri belirterek, çözüm önerilerinizi aktarır mısınız?

DOYRANLI: Türkiye’nin bir türlü sistemini kuramadığı denetim mekanizmasının çalışmamasıyla, her isteyenin her türlü teknik eksiklikte binayı yapabildiği, dolayısı ile haksız rekabetin had safhaya ulaştığı bir ortamda köklü ve ciddi kuruluşların varlığını sürdürebilmesi zorlaşmaktadır. Yapılması gereken tek şey ciddi denetim mekanizmalarının yaygınlaştırılması, kontrol, ceza ve yaptırımların artmasıdır.

- Son olarak eklemek istedikleriniz...

DOYRANLI: Ülkemizde sanayicilerin veya yatırımcıların salt fiyata bakarak verdikleri kararların neticeleri, maalesef deprem oluncaya kadar belli olmamaktadır. Akıllı bina, yeşil bina kavramlarının konuşulduğu içinde bulunduğumuz yıllarda, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, yüksek hız ve kalite etiketlerini üzerinde taşıyan ön üretimli yapı sistemlerinin, depremden hemen sonra kullanılabilecek bina, yüksek deprem dayanımlı bina kavramlarına da sahip olabilmesi gerekir. Bu durum ancak her mühendislik çözümünde olduğu gibi çağdaş, teknolojik gerekliliklerin sağlanması ile olacaktır. Uyguladığımız ALASAWA ve SQRIM sistemleri, dünyada yüksek deprem riskini taşıyan Japonya (Tokyo) ve Amerika’da (San Francisco) yaygın olarak kullanılan, ön üretimli yapı sektörünün ulaştığı modern, teknolojik, yüksek deprem dayanımlı en son aşamadır.

Birol DOYRANLI

53

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.