Girişimcilik uzaktan şut çekmek gibi!

Bitaksi ve Getir'in kurucusu Nazım Salur, teknoloji girişimciliğini futbolda kaleye uzaktan çekilen şuta benzetiyor. Salur, "Bunların çoğu outa yani dışarı gider ve normaldir outa gitmesi. Gol olunca da yakından topu kaleye iteklemek kadar kolay değil. G

Dunya Tekno Trend - - BAŞ SAYFA - SELENAY YAĞCI selenay.yagci@dunya.com

Boğaziçi Üniversitresi İşletme bölümü mezunu Nazım Salur, deneyimli bir girişimci. Yaklaşık 20 yıldır seri olarak girişimcilik yapıyor. Biz onu mobil taksi çağırma uygulaması Bitaksi'nin başarısıyla daha yakından tanıdık. Sonrasında da mobil bakkal çırağı diyebileceğimiz uygulaması Getir'i hayat geçirdi ve o da çok sevildi. Bu hafta Nazım Salur'la girişimcilik üzerine lafladık.

Teknoloji girişimciliğinin futbolda uzaktan şu çekmek gibi olduğunu söyleyen Salur, "Bunların çoğu outa yani dışarı gider ve normaldir outa gitmesi. Gol olunca da önemli olur. Yakından topu kaleye iteklemek kadar kolay değil. Güzel gollerdir. Outa da gitse bir sürü uzaktan şut alkışı hak eder" diyor. Topu outa giden gençlerin bir proje daha yapmaları gerektiğini kaydeden Salur, "Belki ikinci şutta gol olacak. Türkiye'nin de batı gibi başarısızlığı ayıplamamayı öğrenmesi gerek" diyor.

Girişimcilere yatırılan para çok az

Türkiye'nin girişimcilik konusunda gençler bazında, hevesli finansman bazında geri kalmış ülke olduğunu söyleyen Salur, şöyle devam ediyor: "Büyükdere Caddesi'ndeki 20 katlı binalara baktığımda onların değeri 300 milyon dolar, Türkiye'de girişimcilere yatırılan para çok az. Türkiye'deki yatırımcılara ölçülebilir şeylere yatırmak daha kolay geliyor, ölçemedikleri şeylerden korkuyor. Birçok genç yeterli fonu bulamıyor."

Devletin çok iyi niyetli olduğunu vurgulayan Salur, devletin startup fonlarını fonlaması gerektiğini hatta işten anlayan adamları fonlaması gerektiğini anlatıyor, işten anlayanlar girişime 1 yatırıyorsa, devletin 10 koyması gerektiğini savunuyor. "Venture Capital demek birçok yatırımın geri dönmemesi demek" diyen Salur, içlerinden biri tuttuğunda diğerlerinin açığını kapattığını anlatıyor. Amacın fonun totalde kazanması olduğunu kaydeden Salur, "Normal bankacılık mantığı ile yapılacak şeyler değil" diyor.

Erken aşamalar hak ettiğinin altında bütçelerle işe koyuluyor

En belirgin yanlışın erken aşama startupların hak ettiğinin çok altında bütçelerle işe başlaması olduğunu bunun da birçok iyi fikrin sessiz sedasız ölmesine sebep olduğunun altını çizen Salur, şöyle anlatıyor "Diyelim ki 2 genç bir araya geldi. O fikri başlatmak için 2 milyon lazım. Çocuklar ön göremiyor ve 1 milyon lazım diyor. Sonra '1 milyon çok kimse vermez. 500 bine yaparız' diyor. Yatırımcı diyor ki 'Sen 200 bine başla, sonra 500 bine çıkarırız.' Çocuklar da hiç yoktan iyidir başlayalım da gerisi gelir diyor. Küçük bir tekneyele okyanusa açılmak zorunda kalıyorlar. Çocuklar akıllı da olsa fikir şahane de olsa işe yaramıyor. Silikon Vadisi'nde ise şöyle oluyor: Çocuklar hesap ediyor, bu işe 1 milyon lazım. Yatırımcılar da '1 milyona olmaz bu iş 2 milyon lazım, sen al 2 milyonla başla' diyor. Bizimki 200 binle başlarken, onlar 2 milyonla başlıyor. İş iyi giderse bir 10 milyon daha veriyor, daha iyi giderse 50 milyon daha veriyor, sürekli yakıt var. Bizde diyelim o paralar rağmen erken aşamayı geçti, şansı yaver gitti. Büyümek için 3 milyon lazım, o parayı bulmak daha zor. Sonra 10 milyon dolar lazım, o para Türkiye'de nerdeyse yok. İlla yabancıya gitmek zorunda. Ama iyi bir semtte otel yapmaya kalksan 100 milyon dolar var. Ona para var Türkiye'de..."

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.