Surat aSma bana!

Derdin neyse söyle. Allah aşkına söyle!

Elele - - YAZAR -

anda bilelim bitsin. Kangren olmasın hiçbir şey. Her şeye razıyım bir de. Yaptığım hata neyse bağırın bana, kızın bana, yüzüme çarpın, aşağılıksın deyin, her neyse suçum hepsini bileyim. Bileyim ki özür dileme şansım da olabilsin. Kırdığım kalbi onarma, gönlünü alma şansım da olabilsin ve hiç zaman geçmeden bunu yapabileyim. Şu hayatta saçma sapan şeyler yüzünden, özür dileyebilecek, kurtarabilecek olduğum kalpler yüzünden kalbimi kaybederek bir saniye geçirmeyeyim... Kimse geçirmesin. Açın kalbinizi, içinden geçenleri en yalın, en sade, en doğal haliyle, en içten samimi şeklinizle söyleyin. Karşınızdakinden önce, kendinize bu özgürlüğü verin. Oh deyin! Hah bak bir de buna dayanamıyorum. Sen şöyle dedin, sen böyle yaptın, sen yan baktın, sen bağırdın, sen ettin, sen sen sen sen... Kabus gibi bir şey bu ‘sen’leme olayı. Oysa biri bana “Ben şu anda, acayip üzgün hissediyorum; çünkü bana böyle konuşulunca kendimi aptal hissediyorum...” dedi mi, “Ayy... Çok özür dilerim, gerçekten öyle demek istemedim” diyebiliyorum. Ama, o parmak bana sallana sallana; “Sen bana böyle konuşamazsın!” dendi mi, “Konuşurum işte!” filan oluyorum. Bilmem anlatabildim mi? Sen sen sen, diye cırlamak yerine ne hissediyorsum onu dedin mi... Sonuç efsane!

O parmağı gözüme sen sen sen diye sallama!

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.