YENİ JÖN METİN AKDÜLGER

26 yaşında, yetenekli, havalı, karizmatik… ‘Medcezir’in Orkun’u Metin Akdülger, son zamanların en çok bahsedilen oyuncularından. Tiyatro sahnelerinden dizi setlerine transfer olan Akdülger’i daha yakından tanıdık.

Elele - - RÖPORTAJ - RÖPORTAJ: SİNEM GÜRLEYÜK FOTOĞRAF: SERHAT HAYRİ

GÖMLEK: TWEEN ¨ 199 PANTOLON: HE BY MANGO ¨ 139.99 BİLEKLİK: TOPMAN ¨ 59 KEMER: GAP ¨ 79.90

SABAH 08.00’DE İSTANBUL’UN EN GÜZEL SAHİLLERİNDEN BİRİYDİ BULUŞMA NOKTAMIZ.

Henüz pek kimse güne aymamışken dev bir enerjiyle geldi yanımıza. Metin Akdülger yerinde bir saniye duramayanlardan. Hatta öyle bir enerjisi var ki yanında sizin de bir saniye durasınız gelmiyor. Anları öyle bir yaşıyor ki siz her şeyi kaçırıyor, yanında yavaş kalıyor gibi hissediyorsunuz. Ve bir anda kendinizi onun enerjisine kapılmış halde buluyorsunuz. Belli ki geç yaşlanacak tiplerden, yaşı büyüse de ruhu çocuk, ruhu genç kalacaklardan. Peki, nelerden besleniyor bu ruh? Kısaca yalnızlıktan diyelim. Onun kaçış rotası evi. Şu sıralar ruhunu fetheden bir kadının olmadığını da ekleyelim. ‘Medcezir’ dışında en son ‘Bensiz’ filmi ve ‘Maşenka’ ile sahnede yeteneklerini sergileyen Metin Akdülger ‘yeni jön yok’ tartışmalarına son verecek kadar yetenekli. Sadece oynamakla kalmayıp, sahne arkasına da geçen oyuncu, yaz aylarında da yeni bir tiyatro oyunu yazmayı planlıyor. Tabii koca yazı sadece çalışarak geçirecek değil ya! Bu yaz en büyük isteği paraşütle uçaktan atlamak ve yurt dışında oyunlar seyretmek, kafa dinlemek, dinlenmek...

‘Medcezir’de canlandırdığınız Orkun karakteri kariyerinizde nasıl bir iz bırakacak?

Açıkçası bilmiyorum. ‘Medcezir’ benim ilk dizi deneyimim, daha önce hiçbir ilgim yoktu. Sadece şunu söyleyebilirim; Orkun gibi bir karakteri oynamak beni özgürleştiriyor. Çok yönlü, güzel yazılmış, hikayeyi yönlendiren karakterlerden biri. Hikaye üzerinde bu kadar etkili birini oynamak hem büyülü bir şey hem de insanı tatmin eden bir yönü var. O yüzden sanırım ileride de iyi hissettirecek.

Sizi oyunculukta bir adım öne taşıyan şeyin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

İşime karşı olan tutkum, ilgim ve çalışma disiplinimin etkisi var sanırım. Şans faktörü çok etkilidir ama insanın şansını biraz da kendisinin yarattığına inanırım. Bir işi tutkuyla, gerçekten isteyerek yapıyorsan, ona ilgi duyuyorsan zaten hayatını ona göre şekillendiriyor, yönlendiriyor ve fırsatları kaçırmıyorsundur.

Dizi sezon finali yapmak üzere. ‘Bensiz’ filmiyle de bu sene öne çıktınız. Yazın ufukta görünen yeni bir sinema projesi var mı?

Henüz kesin diyebileceğim bir şey yok. Dinlenmek istiyorum ama muhtemelen dinlenemeyeceğim, çünkü bir yandan da kafamdaki projeler üzerine biraz çalışmam lazım. Yazdığım bir tiyatro oyunu var, onunla ilgili çalışmalarım olacak.

‘Maşenka’yla çıktınız tiyatroda en son izleyici karşısına. Yeni sezonda da devam edecek. Nasıl bir oyun?

‘Maşenka’ biraz anlar üzerine dayalı, mevzudan çok insan haline odaklanan ve izleyicinin günlük yaşamın detaylarıyla özdeşlik kurabileceği bir oyun. 40’ların İstanbul’unda geçiyor.

Ailenizde sizden başka sanatla uğraşan birileri var mı?

Annem resim çizer, bir şeyler yazar. Çok komiktir çok samimidir çok tatlıdır. Babam da keza öyle ama o iş dünyasının ve zamanında kendi hayatının getirdiği zorluklardan dolayı bazı şeylerden feragat edip kendini işe adamış bir adam. Sanatla içli dışlı diyemem ama annem, babam ve ablam da kendilerini ifade etmeyi severler ve hayatlarının bir dönemlerinde mutlaka bunu sanatsal yönlerden yapmış insanlardır.

Nasıl bir çocukluktu sizinki?

Sülalenin en küçüğüydüm. O yüzden çok göz önünde, el bebek gül bebek yetişmedim biraz daha gözden uzaktım. Bu avantajlı bir şeydi benim için, çok kendi halindeydim. Odaya girer 5-6 saat oynardım, hiç kimseye ihtiyacım olmazdı. Daha yalnız bir çocuktum ama melankolik değildim. Kendi halimle çok mutluydum.

Diğer insanlardan farklı olarak yaptığınızı düşündüğünüz bir şey var mı?

Ben hayatta samimi yaşamayı ön planda tutuyorum. Belki bu beni bir noktada ayırıyordur. Evimde üniversiteden bu yana televizyon yok. Belki bu da bir farklılıktır.

Neden yok?

İhtiyaç duymadım çünkü. Ben sürekli bir şeylerle meşgul olan biriyim. Televizyonun karşısına oturup duramıyorum, biraz hiperaktif olduğumu anlamışsınızdır zaten. Kesinlikle televizyon izlemeyin, televizyon kötüdür demiyorum. Sadece benim hayatımda çok fazla yeri yok.

‘Tiyatro hayatın gerçeği, diziler tamamen duygusal’ gibi bir düşünce var mı bunun altında?

Televizyon izlememek tamamen özgür alanımla alakalı. Ben anların adamıyım. Gerçekten istediğim şeyi yapmayı severim ve çoğu zaman televizyon izlemek yapmak istediğim şeyler arasında değil. Benim işim hikayeler, hikayemi ne kadar samimi ve anlaşılır anlatırsam benim için o kadar iyi. Yaptığım işin televizyon ve sahne ayağı benim için sadece teknik farklılıklardan ibaret. İkisi de duygusal ve gerçek. Yaptığım işe nankörlük yapmam, yaptığım işi savunurum. Önemli olan işin maddi boyutu değil.

Gündemi nereden takip ediyorsunuz?

Gazete tükettiğim bir kitle iletişim aracı değil ama haber sitelerini ve sosyal medyayı, ulaşımı kolay olduğu için kullanıyorum. Genel olarak gündemi temkinli ve filtreli takip ederim, yargılayıcı ve fevri yapılmış haberleri ciddiye almam. Olaya bakarım. Bazı şeylere dışarıdan bakıp görmek, onu stratejik olarak değerlendirmek beni rahatlatıyor. Siyaset ve uluslararası ilişkiler okudum, biraz bunun ekmeğini yiyorum açıkçası. Çok duygusal yaklaşmıyorum bu yüzden güncel konulara.

Ne görüyorsunuz şu anda dışarıdan baktığınızda?

Bu çok bıçak sırtı bir konu. Ne söylersem bulunduğum konumdan dolayı yanlış anlayacak insanlar var. Genel olarak merkeze indiğim zaman sanatçı olarak da gördüğüm şey insanların maddeyle, parayla ve fikirlerle olan ilişkilerini gözden geçirmesi gerektiği. Gözden geçirmesi derken ‘o kötü, bu iyi değil’ diye bir şeyden bahsetmiyorum. Sadece eleştirel düşünceye biraz açık olunması gerekiyor.

Hayatınızın merkezinde sadece oyunculuk mu var?

Hayat benim için bir bütün ve katı eksenleri olmayan bir şey. Hayatımda o sırada ne yapmam gerekiyorsa onu yapıyorum. Sete gitmem gerekiyorsa, gidiyorum. Annem beni ziyarete geldiyse onu görmeye gidiyorum. Tiyatro oyunum varsa oyuna gidiyorum, müzik dinlemek istiyorsam müzik dinliyorum. Spor yapmak istiyorsam spor yapıyorum. Sadece bunların zaman planlamasını yapmak kalıyor geriye. Onu da yapıyorum bir şekilde.

GÜNCEL OLARAK TANINIR OLMAKÇOKDA BÜYÜTÜLECEK BİR ŞEY DEĞİL.

Oyunculuğu kendinize meslek olarak seçtiğinizde kaç yaşındaydınız ve ne yapıyordunuz?

Bu işe biraz yapa yapa girdim ve peşinden gittim diyebilirim. Üzerine gittiğim dönemse üniversitenin ikinci, üçüncü yılıydı. Oyunculuğu hayatımın merkezine o zaman aldım.

Göz önünde olmanın, popüler olmanın sevdiğiniz tarafları neler?

Popüler olmak lafını tam olarak anlamıyorum. Kesinlikle politik bir cevap vermeye çalışmıyorum. Tam olarak ‘kime göre, neye göre’ olduğunu bilmediğim bir kavram çünkü.

Peki, şu anda siz popüler misiniz?

Hayır. Güncel olarak tanınır olmak çok büyütülecek bir şey değil ama yaptığın şeyin anlaşılması, onun üzerinden insanlara dokunmakla popüler olmaktan bahsediyorsak daha çok yolum var.

STYLING: ALEXANDER KOKOSKERIYA SAÇ-MAKYAJ: GAMZE GÜVEN PRODÜKSİYON ASİSTANI: ECE KORSAN STYLING ASİSTANI: FULYA ALAN MEKAN İÇİN THE GRAND TARABYA HOTEL’E TEŞEKKÜR EDERİZ.

CEKET: NETWORK ¨ 459 GÖMLEK: TOPMAN ¨ 79 PANTOLON: KOTON ¨ 112 KEMER: GAP ¨ 79.90

CEKET: HE BY MANGO ¨ 239 GÖMLEK: H&M ¨ 89 ŞORT: H&M ¨ 89 TİŞÖRT: DIESEL ¨ 95 KEMER: GAP ¨ 79.90

CEKET: H&M ¨ 139 TİŞÖRT: TOMMY HILFIGER ¨ 289 ŞORT: VAKKORAMA ¨ 236 AYAKKABI: HE BY MANGO ¨ 129 ŞAPKA: HE BY MANGO ¨ 69 BİLEKLİK: TOPMAN ¨ 49.90

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.