YAZIN en güzel GEZİ’si

Elele - - RÖPORTAJ - RÖPORTAJ: FİLİZ ŞEREF FOTOĞRAF: EMRE YUNUSOĞLU

Gezi hepimizi çok etkiledi ama sizi kitap çıkaracak kadar etkiledi! Bu yaşananların tarihe not düşülecek en önemli mesajı neydi?

Türkiye’nin çorak bir Orta Doğu ülkesi olmadığı, baskıcı, çağdışı bir yönetime ülkeyi ses çıkarmadan teslim etmeyeceği… Birçok yönden Batı’dan çok ileride, özgürlükçü, müthiş bir kolektif zekaya sahip bir neslin gelmekte olduğu… Ve kendi adıma, ülkemden asla ümidi kesmemekti Gezi’nin bana öğrettiği.

Gezi’de bulunduğunuz süre boyunca ne kadar Çınar ne kadar gazeteciydiniz?

İlk 1-2 gün az gazeteci, birkaç gün sonra hem gazeteci hem ‘Gezici’ydim. Hala öyleyim.

Peki ya Brezilya? Orada görüp de en çok aklınızda kalan, unutamadığınız ne var?

Eylem yapan çocukları kucaklayan Brezilya Cumhurbaşkanı Dilma’nın tarihi konuşması. “Brezilya sizin sayenizde artık daha güçlü bir ülke. Sizlerle gurur duyuyorum” demişti kendisini protesto eden milyonlara…

Ne zaman ve nasıl bir ruh halindeyken yaşananları kitap haline getirmeye karar verdiniz, bu kitabı raflarda görmeliyim hissine nasıl kapıldınız?

Raflarda görmeliyim hissine

Neden bir yıl sonra çıktı kitap?

BIZ GEZI’YI UNUTMAYACAğıZ, ORASı KESIN. BASıNıN YENILIKçI VE GüçLü KALEMLERINDEN ÇıNAR

OSKAY’ıN ‘HAZIRAN: GEZI VE ŞEHRIN EN GüZEL YAZı’ KITABı DA KITAPLığıMıZDA YERINI ALACAK, çıKARıP çıKARıP OKUYACAğıMıZ, YAşANANLARı UNUTTURMAYACAK,

ETKILEYICI BIR GEZI KITABı...

kapılmadım, gerçekten daha gidip bir kitapçıda görmedim kitabı. Ama bir yıl çok çalıştık, nitelikli işler yaptık. Gezi, bir daha tekrarlanacak bir olay değil. Gazeteci olarak bu çalışmayı yapmam gerekiyordu, çok da mutluyum kitabı bitirdiğim için. Kitabın içeriği bir seneye yayıldı. Hatay, Ankara, Brezilya, Roger Waters, Orhan Pamuk söyleşileri… Daha devam edebilirdi, Gezi’nin etkileri daha çok uzun yıllar sürecek ama bir noktada durmak gerekiyordu. Birinci yıl anlamlı bir tarihti.

Neden ilk kitap konusu olarak Gezi olaylarını seçtiniz?

Bana kitabı Gezi yazdırttı. Ömrüm boyunca daha iyi bir kitap konusu karşıma çıkar mı, bilemiyorum.

Kitap için yaptığınız röportajlarda en çok kim etkiledi sizi?

Söyleşi yaptığım insanların her biri çok özel insanlar. Bülent Somay, Dücane Cündioğlu, Anish Capoor, Tanıl Bora, Ferzan Özpetek, Slavoj Zizek, Küçük İskender… Ama beni en çok etkileyen Hatay’da taziye ziyaretine gittiğimiz Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi oldu. Söyleşi yaparken bir yandan ağlıyordum, engel olamadım kendime. Olağanüstü iyi, temiz, namuslu insanlar… Ali İsmail ile ilgili öğrendiklerim de beni mahvetti. “Adım: Ali İsmail, Vatanım: Dünya, Irkım: İnsanlık, Dinim: İyilik Yapmak” diye Facebook sayfasında kendini tanıtan pırıl pırıl bir çocuk… En zor ve etkileyici söyleşi buydu.

Yıllar sonra kitabınız okunduğunda ne densin istiyorsunuz?

“İşte bugünlere gelmemize katkı sağlayan insanlar bunlarmış… Bu bedelleri ödemişler, onların mücadelesi sayesinde bugün daha iyi bir ülke olmuşuz” derler umarım.

Gezi patlak vermeseydi, şu anda bir kitabınız olmayacak mıydı?

Daha karamsar bir kitap fikri vardı aklımda. ‘Her şey kötüye giderken birey ne yapmalı?’ sorusuna cevap arayacak bir işti. Ama Gezi oldu ve o projeyi rafa kaldırdım Allah’tan.

Kırmızılı kadın, siyahlı kadın... Kurtuluş Savaşı’ndaki gibi, Türk kadınlarının bu ‘hep destek tam destek’ savaşçı kimliği size ne ifade ediyor?

Medeniyeti, insanlığı ve özgürlüğü. Olması gereken budur. Gezi bir yönüyle ütopik bir deneyimdi. O ütopyada kadınlar en az erkekler kadar kahraman ve güçlüydü. Kırmızılı, siyahlı kadın bunun sembolü oldu.

Taksim önceden size ne anlam ifade ediyordu, şu anda ne ediyor?

Çocukluğum Cihangir’de geçti. O zaman gecenin körüne kadar sokaklarda dolaşır, serserilik yapardık. Taksim hayatımın birçok bakımdan merkezi oldu. Gezi’den sonra ise Meydan, Gezi Parkı ve Cihangir benim hayalimdeki, istediğim ülkenin merkezi gibi oldu, sembolleşti. Artık daha da özel.

Yıkanmak istemeyen çocuğun hikayesini kısaca öğrenebilir miyiz?

Kitabı, Babam ‘Ünsal Oskay’a ve yıkanmak istemeyen bütün çocuklara’ adadım. Babamın bir kitabının adı ‘Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım’. Prusya’da Kaiser taşrayı ziyaret edecekse, adamları önden gider köyün bütün çocuklarının zorla yıkanmasını sağlarmış, temiz görünsünler diye. Ama bazı çocuklar bunu kabul etmez, köşe bucak kaçarmış Kaiser’in adamlarından. Babam, insanın o onurlu çocuklar gibi olması gerektiğini düşünürdü. Tıpkı Gezi’deki çocuklar gibi…

Peki çocukken ne olmaktı hayaliniz?

Ben 11-12 yaşından beri gazeteci olmak istedim. Siz sorunca fark ettim, çocukluk hayalini gerçekleştirmiş biriymişim.

Televizyon, dergi, gazete... Sizin için hangisinin tadı damakta daha kalıcı?

Hepsi şahane. Hepsi bir bütün. Bizim işimiz içerik üretmek. Ama itiraf edeyim, üzerinde uzun süre uğraşılmış, yüzde 100 içe sinmiş bir derginin yeri ayrıdır. Kapağı da iyiyse, günlerce masamda tutarım.

Cadde ve Hayat eklerini kurdunuz. Yenilik, liderlik, öncülük etmek kişiliğinizin mi işinizin mi bir parçası?

Basın açısından daha rahat bir dönem olsaydı sürekli yeni yayınlar kurmak isterdim. En zevklisi budur. Ama amaç siz bıraktıktan sonra da yayının devam etmesini sağlayacak altyapıyı, ruhu kazandırmaktır. Şimdi iki yıldır Hürriyet’teyim. Hayatımdan memnunum ama benim işim yeni yayın çıkarmak, sıfırdan dergi, ek, gazete kurmak. Bunu yapacak ortamı kaybettiğimiz için üzülüyorum biraz.

Kitabın adını anneniz koymuş. Bu bahaneyle soralım; nasıl bir anne-oğul ilişkiniz var?

Muhteşem. Hiç kavga etmeyiz, sürekli güleriz. Görüşemesek de her gün telefonda konuşuruz. Bugüne kadar her istediğimi yaptı, beni çok şımarttı. İleride bunun karşılığını alacağını söylüyorum hala! ‘Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez’ diye… Ama ona borcumu bu hayatta ödemem zor.

Çınar Oskay’ın ilk kitabı olan ‘Haziran: Gezi

ve Şehrin En Güzel Yazı’nda Bülent Somay, Anish Capoor,

Ferzan Özpetek ve daha pek çok önemli ismin röportajları

yer alıyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.