SEN ŞİMDİ ŞİİR DE YAZIYORSUNDUR!

Elele - - YAZAR -

Geçenlerde bir dergide bir söyleşi okudum. Genç bir iş adamı tanıtılıyordu. Dünyanın en önemli, en ciddi okullarından birinde yüksek lisans yaparken yine çok önemli bir profesör tarafından yeni geliştirilen bir mikroskobun tasarımında görev alması istenmiş. Bir süre bu ekipte çalışmış. Peki sonra ne olmuş dersiniz? Türkiye’ye geri dönmüş ve bir internet sitesi açmış. Bu siteden evlere ve iş yerlerine temizlikçi buluyormuş.

Bu hikaye, dergide bir ‘başarı hikayesi’ olarak anlatılıyor.

Dünyanın en önemli üniversitelerinden birinde geleceğe imzanızı atacak bir buluşu gerçekleştirmek üzere çalışıyorsunuz. Ama sonra tutup herhangi birinin yapabileceği çok basit bir fikir üzerine site kurup para kazanıyorsunuz.

Ama arkadaşlarıma bunu anlatınca gördüm ki, çoğu insan için bu sahiden de büyük başarı sayılıyor. Herkes, “Canım adam orada kalsa ne olacak, burada güzel para kazanır şimdi...” diyor. Evet burada bütün bunların bir değeri yok ki... Olmadığı için aslında pek çok başarılı genç de bir süre sonra ideallerinden, hayallerinden vazgeçiyor ve herkes gibi olmaya, ne takdir görüyorsa onu yapmaya çalışıyor.

Bir arkadaşım yana yakıla Beni aradı.

Lise son sınıfa giden kızıyla konuşmamı istiyor. Kızcağız hafta sonları klasik müzik konserlerine gidiyormuş. Bir gün arkadaşları onu bir yere davet edince bunu söylemiş ve o günden sonra alay konusu olmuş. “Sen evde şiir filan da yazıyorsundur” diye dalga geçiyorlarmış.

Bu sözünü ettiğim öğrenciler Türkiye’nin en ünlü, en eski kolejlerinden birinin son sınıf öğrencileri.

İşin vahim yanı kız o günden sonra konserlere gitmemeye karar vermiş. Annesi de benim bu nedenle onunla konuşmamı istiyor.

Doğrusu ben de ne diyeceğimi şaşırdım. Kızcağız kendisini anneanne konumunda bulmuş bir anda okulda. Zaten dizileri filan da izlemediğinden epey sıkıntı yaşıyormuş arkadaşları arasında...

Ona klasik müzik konserlerine neden gittiğini sordum. Bir kere ilgisini çeken bir solist çaldığı için gittiğini sonra da hoşuna gidip devam ettiğini söyledi.

Dizileri de genelde aynı konuları işledikleri ve çok fazla hırgür olduğu için sevmediğini anlattı.

Kendi lise yıllarımı düşündüm. Şimdi tutup da bizim zamanımızda böyle değildi, şimdiki çocuklar çok boş yetişiyor filan gibi laflar edecek değilim.

Aslında bizim zamanımızda da farklı değildi durum. Okuyan, edebiyatla, sanatla ilgilenenlerle ‘entel’ diye dalga geçilen bir ülkede yaşıyoruz.

Özal döneminde, ‘Özal gençliği’ deniliyordu. Para, mevki, kısa yoldan köşeyi dönmenin yüceltildiği bir dönemdi. Aradan uzun zaman geçti ve şimdi durum o zamankinden de vahim...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.