Fazla naz aşık usandırır

Elele - - YAZAR -

Anneannem sürekli böyle söylerdi. Etrafımızda ne kadar tanıdık kadın-erkek varsa hepsine söylerdi hem de.

Ne demek istediğini pek anlamazdım. Neden bu kadar ısrarcı olduğunu da.

Aslında anlamak hem işime gelmezdi hem de bana pek uymazdı. Ben nazlı ve nazcı olmadım hiç. Hani kendini ağırdan sat, efendime söyleyeyim peşinde koştur, inlet, süründür, politikalar uydur, entrikalar üret ve uygula gibi şeyler pek olmadı bende söz konusu aşk olunca.

Tek harbi sıkıntım reddedilmemiş olmak için kendimi tutmak veya baktım ki iş sarpa saracak, cayır cayır yanmamak için önden önden ayrılan olmak. Bir çeşit savunma mekanizmasıydı benimki sanki. Bir yandan da kendimi kendime karşı ikiyüzlü bulurdum; yahu insan severken ayrılır mı? Gerekirse kanının son damlasına kadar bekler, görür. Acı mı? Ayol o zaten bizim işimiz! Çekeriz olur... Ama yok işte acayip korkardım terk edilmekten, ben ederdim.

Bir de işte ‘ya beni istemezse’ endişesi vardı içimin almadığı. O yüzden kendimi gereksizce tuttuğum çok oldu.

Şimdi bunlar bana çok yavan ve çok anlamsız ve kendime karşı çok haksızca yapılmış hareketler olarak geliyor. Kalbine söz geçirmek, zincirlemek büyük saçmalık. Duygun neyse odur ve kimse önüne geçemez, kendin bile.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.