Aşk evrende bir yerde. ben onu çağırıyorum. o beni çağırıyor. bekliyorum, gelecek bir gün.

Elele - - RÖPORTAJ -

tarifi budur’ diyebilmiş değil, dolayısıyla tanımı yoruma açık bir duygu aşk. Bence aşk, insana ‘ben yapmam’ dediği birçok çılgınlığı yaptırabilir.

Böyle bir durum yaşasanız içinize mi atarsınız yoksa aşkınız için mücadele mi edersiniz?

Benim için dostluk kavramı çok önemli, dost dediğim insanın alt metni çok dolu. Kaybetmeyi göze alamayacağım insandır, dostum. Bu değer, benim yaşadığım duygumu içime atmama sebep olur. Aksi durumun yaşanması, çok sancılı ve yaralanmalı olur.

Aşk şu an nerede?

Aşk evrende bir yerde. Ben onu çağırıyorum. O beni çağırıyor. Bekliyorum, gelecek bir gün.

İlk görüşte aşka inanır mısınız?

İnanırım. Lise yıllarımda yaşamıştım.

İlgisini hemen belli edebilen tiplerden misiniz yoksa ağırdan alan ya da açılamayanlardan mı?

Biraz beklemeyi ve bir şeyleri zamanla gerçekleştirmeyi seviyorum genelde ama dediğim gibi bu iş kimya meselesi ve yarın bir anda değişebilir fikrim.

En son ne zaman hissettiniz bu duyguyu?

3-5 yıl oluyor.

Rol arkadaşınız Gökçe Bahadır ile sürekli birlikte olduğunuz yazılıyor…

Oyuncuların kaderi belki de rol arkadaşlarıyla yakıştırılmaları. Biz bu sebeple basında yer alan ne ilk çiftiz ne de son olacağız. Eskiden doğruluğu olmayan haberler beni çok etkilerdi şimdi ise olağan karşılıyorum. Gökçe ile sette iyi anlaşıyoruz ama sadece o kadar.

Nasıl bir kadın sizi etkileyebilir?

Anlamak, anlatmak, anlaşılmak çok önemli benim için. Beni ve hayatımı, çok iyi çözümlemesi gerekiyor. Elbette benim de onu doğru çözümleyebilmem… İlişki, kendi yolunu başka bir insanın yoluyla birleştirmektir. Bazen ortak çizgide buluşursun bazen keskin virajlar alırsın bazen de alamaz yolun sonuna gelirsin... Yolun sonuna kadar bazen süratle bazen asgari hızda ama yan yana gidebileceğim, bazen şoför olarak bazen onun şoförlüğünde hayatımın direksiyonunu paylaşabileceğim, rahat, huzurlu, konforlu bir seyahatin co-pilotudur beni etkileyen kadın.

‘Aramızda Kalsın’ dizisiyle komedi yannızı da gördük. Komedinin sizi cezbeden yanı neydi?

Özellikle son iki yıldır komedinin daha büyük bir gereksinim haline geldiğini düşünüyorum. Kötü süreçlerden geçiyoruz ve bu süreçlerde insanlara yüzünde bir parça olsun gülümseme yaratabiliyorsak ne mutlu bize. Komedinin dramdan daha zor bir iş olduğunu düşündüğümü de eklemeliyim. Bir insanı çok kolay ağlatabilirsiniz ama çok kolay güldüremeyebilirsiniz.

Aynı zamanda yeni bir oyunla aynı sahnedesiniz... ‘Köpek, Kadın, Erkek’ ne anlatıyor bize?

Bir köpeğin gözünden evrensel bir ilişkiyi anlatıyoruz. Kemal Aydoğan sahneliyor. Barış Yıldız ve Zamire Zeynep Kasapoğlu’yla paylaşıyorum sahneyi.

Oyunculuğu kendinize meslek olarak seçtiğinizde kaç yaşındaydınız?

15 yaşındaydım.

Nasıl oldu?

Amcam Erdal Cindoruk, Adana Şehir Tiyatrosu’nda sanat yönetmeniydi. Çocukluğum oyun izleyerek geçti. 15 yaşında işin mutfağında çalışmaya başladım. Yerleri paspasladım, dekorları boyadım, çivi çaktım. 17 yaşımda ilk kez profesyonel olarak ‘Fehim Paşa Konağı’ ile sahnedeydim.

Geçmişi nasıl değerlendiriyorsunuz, geleceğe nasıl bakıyorsunuz?

Geçmişe bakınca çok şanslı bir insan olduğumu düşünmüyorum. Gelecek içinse tek bir beklentim var. Öldükten sonra ‘iyi adamdı, iyi oyuncuydu’ desinler yeter bana.

Hayatta en çok ne mutlu eder sizi?

Bazen yolda yürürken küçük bir çocuğun yüzündeki gülümseme bile beni mutlu edebiliyor. Yani mutluluk aslında çok uzaklarda aranılası bir şey değil, tam aksine hayatın içinde ve çok basit yerlerde diye düşünüyorum.

Sadakat nasıl bir kelime?

Sadakat benim hayattaki en önemsediğim kelimelerden biri. Sadece karşı cins ile olan bir ilişkide değil, ailende başlayıp çevrende gelişen en önemli etik kural.

Arkadaşlarınız en çok ne için kızarlar size?

Yakın arkadaş grubumla birçok konuyu tartışıp birbirimizi rahatça eleştirebiliyoruz. Ama ötesinde, sıkıntılarımı, söylemek istediklerimi içime atan bir yapım var, bu tutumum zaman zaman patlamalara sebep oluyor. Yaşadığım patlamalar yerine doğru zamanda doğru tepki vermeme durumum arkadaşlarımı kızdırıyor.

En çok neye isyan edersiniz?

Çok sık isyan etmem ama damarıma basıldığında her şeye isyan edebilir hale gelebilirim.

En çok kullandığınız kelimeler neler?

Dayıoğlu ve kuzum.

Bize bilmediğimiz bir özelliğinizi söylemenizi istesek…

Şiir yazıyorum! Babam Zafer Doruk öykü yazarı. Kardeşim Taner Cindoruk’un da şiir kitabı var. Aslında biz ailecek yazan bir aileyiz! Küçük kardeşim Münir Can’la da babamın hikayelerinden yola çıkarak senaryolaştırmaya çalıştığımız birkaç hikayemiz var.

Biz ne zaman göreceğiz onları?

Daha hiçbir kurum ya da kişiyle paylaşmadım. Biraz daha kendimi pişirme gayretindeyim.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.