KoRSe aşKIna

Elele - - YAŞAM -

istiklal caddEsi’ndE HEpimizin Hafızalarına yEr Etmiş bir dükkan vardır; kElEbEk korsE. 1910’lu yıllarda, henüz Türkiye’de tekstil fabrikaları yokken, esnaflar mallarını kendileri üretirken bu işe korse malzemeleri ithal ederek girmiş iki kardeşin yolculuğu gizli bu dükkanda. Osmanlı insanlarının uyum içinde yaşadığı zengin bir kültüre sahip Beyoğlu o dönem korsecilerle doluymuş. Zira bir kültür merkezi olan İstiklal’de İstanbul sosyetesi tiyatrolara, pastanelere gider, kahvelerini içip alışverişe çıkarmış. Erkekler fötr şapkasız, kadınlarsa önemli günlerde korsesiz çıkmazmış sokağa o dönemde. 1920’lerde ise aynı iki kardeş Terkos Pasajı’nda Yıldırım adında bir dükkan açmış, ithal ettikleri ürünleri satmak için. Bir süre sonra ise korse kalfası olan Ermeni bir hanımefendinin İstiklal Caddesi’ne geçip korse üretimine başlamayı teklif etmesiyle Kelebek Korse atölye olarak kapılarını açmış. Santa Maria Katolik Kilisesi’ne ait olan dükkan 1936’dan beri faaliyette. Bugün ise o iki kardeşten birinin oğlu İlyas Avramoğlu işleri tek başına yürütüyor. Korseyi ise şu kelimelerle anlatıyor; “İnsanlık tarihi boyunca tüm kadınlar güzel gözükmek istedi. Hem şık gözükmek için hem de sağlık için korse çok önemli.” 1981 yılında atölye kapanana dek ısmarlama korse ve tamirat işleri devam etmiş. “Bugün ise ısmarlama ürün meraklısı olan insan sayısı çok azaldı, artık kimsenin beklemeye sabrı yok” diyen Avramoğlu, İstanbul’un Şişli Camii’nde bittiği, nüfusun bir milyon olduğu, kar yağınca Taksim’e kurtların indiği zamanları buruk bir neşeyle anlatıyor. Birçok diziye ve filme ürün satmış olan Kelebek Korse’nin uzun yıllar müşterisi kalan bir isim de Safiye Ayla olmuş. Çok ince bir beli olmasına karşın belindeki ortopedik problemden ötürü korse takan Safiye Hanım’ın aldığı model hala vitrinde en çok satılan model olarak sergileniyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.