SEÇİLMİŞ YALNIZLIK

“Yalnızlık paylaşılsa yalnızlık olmazdı” demiş Özdemir Asaf. Siz de bu sözün içine büyük bir ustalıkla gizlenmiş olan ‘yalnızlığa övgü’yü hissettiniz mi? İşte, bu ironi içinde savrulurken kendime şu soruyu sorduğumu fark ettim; yalnızlık bir seçim olabil

Elele - - İLİŞKİ -

günlük hayat koşturması içinde uğraşılan sorunlar bir kenara dursun işin içinde yalnızlık varsa her şey bir tarafa atılıyor, kırmızı alarm veriliyor.

Zira yalnızlık, içinde olduğumuz çağın önünde tıpkı bir buz dağı gibi soğuk silüetiyle dikilip duruyor. Ancak bu kez yalnızlığa meydan okuyan bir yazı değil aksine yalnızlığa davetiye çıkarttığımız bir yazıyı kaleme alıyoruz. Çünkü yalnızlığı özellikle seçenler, her geçen gün artmakta. Üstelik, bu sayede mutluluğun sırrını bulduklarına dair ortaya attıkları iddialarla savlarını daha da güçlendiriyorlar. Konu yalnızlık olduğunda esasında yol ikiye ayrılıyor; ya soldan gitmeyi seçip, kendimizi günümüz şartlarına, dolayısıyla kaderin bir oyununa kurban gittiğimize inandırabiliriz ya da sağdan devam edip bunun tamamen kendi tercihimiz olduğuna inanabiliriz. Biz bu kez sağdan gideceğiz ve iç sesimizin bizi nasıl görünmez bir el gibi yalnızlığa yönlendirdiğine tanık olacağız. Şu bir gerçek; yalnızlığı seçmiş insanlar her ne kadar, ‘Hayatıma birini almak istiyorum’ deseler de, yalnız geçirdikleri her gün kendi yalnızlıklarına biraz daha ikna olmaktalar. Bu gerçeği yüksek sesle itiraf etmek ise işin en zor tarafı aslında. Ben bu itirafı yalnızlığın negatif çağrışımını silmeyi ve bu seçimin benim kontrolümde olduğunu anladığım zaman yapabildim. Yalnız olmanın iradenizle doğru orantılı olduğunun farkına vardığınız an yalnızlığın bir seçimden ibaret olduğunu da hayretle göreceksiniz. Peki, insanı yalnızlığa ne iter? Emsey Hospital’dan Psikiyatri Uzmanı Dr. Orhan Karaca; “Kişinin

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.