Zeytinyağının iZinde Cunda’yı keşfetmek

Elele - - SEYAHAT - “Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin. Hem de öyle çocuklara kalır falan diye değil, Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, Yaşamak yanı ağır bastığından”

diyor Nazım Hikmet... Ne güzel de anlatıyor zeytini, yaşamı, ölümü, ölümsüzlüğü birkaç dizede... Mitolojide, kutsal kitaplarda, masallarda; bolluğun, adaletin, sağlığın, barışın, zaferin, gururun, bilgeliğin, aklın, ölümsüzlüğün, arınmanın ve yeniden doğuşun simgesi olmuştur zeytin. Binlerce yıl yaşayabilir çünkü zeytin ağaçları. Gövdesi son derece dayanıklıdır. Çürüyüp ölse bile, inşaat yapmak için kesilip bir kenara atılsa bile, bir yerinden sürgün vererek dirilebilir. İşte bu yüzden ölümsüzdür; hayat ağacıdır o... Her dem de yeşildir üstelik. Kışın ağaçlar yapraklarını döküp bahara kadar kendilerini uykuya alsalar bile o dimdik ayaktadır. ‘Ben hem ölümsüz hem uykusuzum’ der gibi...

Ege’de ya da Akdeniz’de büyümediğimden zeytin ağacı ile pek yakınlaşamamıştım ben. Bolca zeytin ve zeytinyağı tüketilen bir evde büyümeme rağmen onun yetiştiği ölümsüz ağaç yanı başımda bir yerlerde olmadı... Bir tek yazlarımı geçirdiğim Büyükada’da evime komşu boş arazide bulunan zeytin ağacını tanırım, bilirim. Birlikte büyüdük biz. Gövdesinden tahmin edebildiğim kadarıyla o benden çok daha büyük ama belki tanışmamız onun gençlik, benim çocuk yıllarıma rastlar diyebilirim. Benimle birlikte o da büyüdü, yavrularıyla yana doğru yayıldı, genişledi sanki. Hala görürüm onu yazları, selamlaşırız.

İşte yıllar sonra zeytin ağaçları ile en yakın birlikteliğim bir gezi sayesinde Ayvalık’ta oldu. Bir zeytin bahçesine gittim. Türkiye’nin en büyük zeytinyağı üreticisi Komili ile çıktık yola. İstanbul’dan uçakla Edremit’e, oradan da 40 dakikalık bir yolculukla Ayvalık’a zeytin bahçelerine... Bu ölümsüz ağacı daha yakından tanıdım. Zeytinin dalından sofraya gelene kadar geçirdiği süreci aşama aşama yaşadım. Belki bilenleriniz vardır ama benim yazım benim gibi bilmeyenlere gelsin. Haydi başlayalım...

Aslında zeytine doğru yolculuk etmek üzere çıktım yola... Dalından toplanıp altın sıvıya dönüşürkenki haline şahitlik etmek için. Yaşam iksiri, hayat ağacı, sağlığın, barışın sembolü zeytin bana hiç görmediğim Cunda’nın da kapılarını araladı...

Zeytin ne Zaman ve nasıl toplanır?

Ülkemizde zeytinler genellikle ekim ayının ilk haftası itibarıyla toplanmaya başlar. Süreç, bölgesine göre yeni yılın ilk gününe kadar devam edebilir. Biz de zaten aralık başında, hasadın sonuna yetiştik. Dediler ki, yeni yılın ilk gününden sonra ağaçlarda kalan zeytinler artık toplanmazmış. Bu zeytinler ‘kurdun, kuşun nasibi’ diye bırakılırmış dallarda. Neyse hikayeleri uzatmayıp zeytin toplamaya dönelim. Aslında toplamada belli başlı iki yöntem var. Ben ikisini de gördüm.

Ferhan Kaya Poroy

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.