Psikolojik durumu ÖFKELI!

Anladık! Herkesin sinirli olmak için bir bahanesi var. Peki, kimse bu öfkesini kontrol altına almayı düşünmüyor mu? Şimdi derin bir nefes alalım ve öfkeyi vücuttan atmak için gereken çözüm yollarıyla yüzleşelim.

Elele - - PSIKOLOJI -

SÖZ KONUSU ÖFKE OLUNCA TOPLUM OLARAK KENDIMIZE MAZERETLER ÜRETMEYE, SINIRIMIZI HAKLI ÇIKARMAYA, ÖZELLIKLE DE BIRBIRIMIZDEN ÇIKARMAYA BAYILIRIZ.

Sonra da rahatladığımızı zannederek güne devam ederiz. Oysa öfkeyi vücuttan atmak için bir başkasını kurban seçmeye değil kendimizi kontrol etmeye ihtiyacımız var çünkü suç kimsede değil! Öncelikle öfkenin insanlığın ilk dönemlerinden itibaren varlığını sürdürdüğünü önce kabul etmek, sonra da kendisinin zihin tarafından kontrol edilmesi en güç duygu olduğu gerçeğiyle barışmak gerekiyor. Aynı zamanda bulaşıcı etkisi olduğundan karşımızdaki insan öfkeli olduğunda kontrolümüzü sağlamanın güçleştiğini de unutmayalım. Öyleyse, elimizde bu verilerle yolculuğa başlayalım. Öfkeyi önce hem zihinsel hem fiziksel anlamda kontrol altına almak; ikinci kademede ise vücuttan atmak özel bir bilgelik gerektirmese de belli bir öz disiplin gerektiriyor. Bunu öğrenmek de elbette zaman alıyor. Keza içinde yaşadığımız toplumun da bu sürecin kolaylaşması için ihtiyaç duyulan zemini hazırladığını söylemek hayal dünyasında yaşamaktan farksız olur. Çünkü bizler geceleri sözde hoşgörü ile kendimizi uyuturken, her köşede bir başka öfke cinayetinin işlendiği sabahlara uyanıyoruz. Haberlerde kontrolsüz öfkeye ‘dur’ demekten şuursuzca söz edilirken işe kendimizden başlamamız gerektiğini bilen kimsenin sesi gerçekten duyulmuyor. Oysa istatistiklere bakıldığında, 0-5 saniye aralığında sinirlenebilme özelliğine sahip tek millet olduğumuz görülüyor. Hal böyle olunca, ufak bir tartışmanın silahlı bir çatışmaya dönüşmesi de kaçınılmaz oluyor. İşe bu noktadan bakıldığında, bir öfke toplumu olduğumuzun aksini kim iddia edebilir ki? Her duygumuzun arkasına ya da önüne öfkeyi eklemeden önce aslında ilk yapmamız gereken derin bir nefes almak. Tepki vermeden önce düşünmek. Hızlı bir değerlendirme ile çözüm alternatiflerine odaklanmak. Tolerans ve hoşgörü kelimeleri beyninizde yeşil ışık gibi yanıp sönene dek tekrarlamak. Bunları yaptığınızda inanın, nihayetinde kendinizi sakin ve doğru ifade edecek, gününüze mutlu bir insan olarak devam edeceksiniz. Elbette bunlar hepimizin belki de sıklıkla duyduğu, bildiği ama uygulamakta güçlük çektiği yöntemler. Tam da bu yüzden şimdi profesyonel bir görüşe başvuruyor ve Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Psikolog Sena Sivri’nin sözlerine kulak veriyoruz; “Öfke kontrolü, öfkeyi bastırmadan ya da zararlı bir şekilde dışa vurmadan, onu ortaya çıkaran sebepleri bulma ve bu nedenlere yönelik baş etme stratejileri geliştirmektir. Kişi öncelikle hissettiği duyguyu yani öfkeyi kabullenmelidir. Böylece öfke etkin, işe yarayan, üretken bir hal alır. Bu kontrol çeşitli metotlarla sağlanabilmektedir. Kişi tek başına baş edemiyorsa, duygu üretkenlikten çıkıp yıkıcı bir hal aldıysa, o zaman bir uzman desteği alması önerilir.”

ORADA DUR BAKALIM!

Aslında öfke hayatınıza dair önemli bir işaret. Yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğuna dair en bariz ibare. Zira Psikolog Sivri de öfkenin tanımını şu şekilde yapıyor: “Kendi yaşamımızda ya da başkalarının hayatlarında deneyimlediğimiz, gözlemlediğimiz, istenmeyen, tehdit içerikli ve bizi engelleyen durumlara karşı hissettiğimiz duygudur öfke. Bu eksikliği ve negatif duyguları hissettiğimizde onları ortadan kaldırmak, kendimizi korumak ve baş etmek için öfkeleniriz.” Ayrıca çabuk öfkelenen insanların çoğunun, yapılan deneylerde engellenmeye ve sorunlarla baş etmeye karşı

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.