KADINLARDAN ALIYORUM

Elele - - YAZAR -

UZUN ZAMANDIR YAPTIĞIM BIR ŞEY VAR.

Eğer bir şey alacaksam, ama ne olursa olsun, hemen bir araştırma yapıyorum.

Acaba o şeyi bir kadın veya bir grup kadın kendi başına, özgün ve sağlıklı olacak şekilde, emek vererek üretmiş mi?

Eğer bulursam o kadını veya kadınları, hemen onlardan alıyorum.

Yoksa, acil değilse ve o şey olmazsa olmaz değilse, hayat hala devam edebilecekse, almamaya çalışıyorum. Mesela sabun, mesela doğal kremler, losyonlar... Mesela lazımsa herhangi bir örtü. Bir giysi... Sanat eseri. Hatta börek... Bütün bu saydıklarımı hep kendi başına emek veren kadınlardan almaya çabalıyorum.

Ben börek yapamıyorum. İhtiyaç olduğunda, can çektiğinde o canım kadın arkadaşımı arıyorum, sipariş veriyorum.

Daha bir dolu şeyi böyle alıyorum, doğal diş macunu dahil. İkinci yaptığım şey de, yerel üretici bulmak. Her türlü zincir market, kafe, restorandan uzak durmaya çabalıyorum.

Mahalle bakkalı, tarlasından sebze getiren o amca ve teyze. Ben onlara müşteri olmak istiyorum. Onlar yaşasın, geçinsin istiyorum.

Kolay değil. Bazen ailene yenik düşüyorsun bazen bir arkadaş veya iş grubuna.

Yine de imkansız değil, çoğunlukta başarabiliyorum çünkü. Hatta eskisinden daha da kolay şu sıralarda. Öyle çok konuda, öyle inanılmaz emekler veren, ekmeğini taştan çıkartan ve yaptığını doğaya zarar vermeden, adil ticaretle yapmaya çalışan kadın ve üretici var ki!

Sadece Instagram’da bile şöyle bir arasanız dolu bulursunuz.

Ben size birkaçını mutlulukla tavsiye edeceğim gönülden ve huzurla.

Sabunlarımı Instagram adresleri: @bizimislerdatca olan aileden alıyorum. Saçlarıma da cildime de onların sabunlarını kullanıyorum banyoda.

Diş macunumu, bazı kremlerimi, hatta ikiz yeğenlerime lazım olan tüm kremleri de @kudraskinfoods hesabından alıyorum. Yaz için nefis güneşten koruyucu kremler yaptı. Zaten onu tanıyıp paylaşımlarını okudukça, doğaya, bitkilerin kudretine, şifasına ve kimyasallara dair hayli bilgileneceksiniz.

Bikini için @kudraskinfoods sayesinde tanıştığım @fusunkar tasarımlarına takıldım kaldım. Bir bakın, nasıl güzel, farklı ve şahane işler. Bayıldım.

Bu kafalar belki de bana Dubai’de yaşamaktan geldi.

Her şeyin sürekli yedi yıldızlı, gerçek üstü, aşırı gelecek, aşırı plastik kokmasından oldu.

Bıktım endüstri tipi plastik her şeyden. Birbirinin aynı şeylerin tonla parayla satılırken, çocuk işçi çalıştırıldığı veya emek verene

hakkının adil ödenmediği malları tüketmekten hastalandığımızı düşünmeye başladım bir de.

Giydiğim, yediğim, kullandığım her şeyin o şeyi öle bayıla zevkten keyifle yapan, değerini hak eden insanlardan alma fikri bana da iyi geliyor biliyor musunuz! Adil geliyor. O kremi o kişi mutlu mutlu ot toplayarak, bütün sevgisiyle hazırlamış. Üstelik bu konuda bilge ve eğitimli. Öbürü zevkinden keyifle çanta tasarlamış. Beriki toprağa dokunarak, severek ekmiş biçmiş toplamış sebzeyi.

Diğeri günlerce gülümseyerek örmüş battaniyesindeki renkleri.

Ben de ondan almışım bütün o enerjiyi sürmüşüm, yemişim, giymişim. İnsan kendini daha iyi hissetmez mi? Eder di mi? Yani diyeceğim o ki... Emeğe saygı, kendine saygı, dünyaya saygı. Ne ekersek onu biçiyoruz diyoruz ya, ne yersek, ne alırsak, ne sürersek de oyuz.

Kadın dayanışması, doğa dayanışması derken,

hayat kurtarıyorum kanımca. Yonca ‘Emekçi kadıncı’

ATARLI DELLENME

Ne zaman ağzımı açıp etik ve şahane iş yapanlardan, umut verenlerden bahsedeceğim; obaaaa hep kurnazlar, hep aklı evveller, dolandırıcılar anlatılmaya başlanıyor. Hiç emektar dürüstler dillendirilmiyor. İşini iyi yapanı paylaşmana iki saniye tahammül yok.

Aynı işi kim kötü yapmış hemen onu dinlemeye başlıyoruz.

Ağzına ne dolarsan ona prim verip onu yükseltiyorsun. Yapma. Reklamın kötüsü kötü. İyisi iyi. İşini dürüstçe, iyilikle yapanları konuşalım. Çevrem bitmek bilmeyen felaket sevicisi dolu.

Bir de sözüm ona pozitifler, sözüm ona yapıcılar.

Hepsinin tek görüp anlattığı kötüler, fırsatçılar.

Basın, çevre, aile, arkadaş herkes kötülere odaklı.

Öfkeden zevk alanlar çılgınlığı devri sanki...

Öfke ve mutsuzluk ekip bununla beslenenler var resmen.

İyi iş yaptığını söyleyecek olduğun o güzel insan gidiyor kim vurduya.

Ben de hala uğraşıyorum mutlu olmaya, bazen gizli saklı bazen avaz avaz.

Azimle devam mutluluk antrenmanı yapmaya. Dayanıklılığım oldu tavan. Evet... Sıra buna hep birlikte el atıp, kötüleri değil iyileri anlatmakta, paylaşmakta. Yonca ‘İyi anlat iyi ol’

DIKKAT, SU!

Sıcaklar bastırınca sokak hayvanlarına su vermeyi hatırlayalım. Ve bunu hatırladığımız gibi, arıların da suya ihtiyacı olduğunu söylemek isterim.

Balkonunuzda, bahçenizde, bir köşeye bir kase su içine bir taş koyarsanız, bitkileri gezip beslenirken, tozlanmaya yardımcı olurken, o taşa oturup suyunu da içer, kendine gelir işini yapmaya da gider. Arılar yoksa hayat yok. Arılara da su verdiğiniz için teşekkürler. Yonca ‘Arı sever’

YONCA TOKBAŞ

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.