MESLEKSİZ OLMAK

MESELE DEĞİL (Mİ?)

Elele - - PSIKOLOJI -

TARIHIN HIÇBIR DÖNEMINDE RAHATINA BU KADAR DÜŞKÜN BIR NESIL GÖRÜLMEMIŞTIR DESEK HAKSIZLIK ETMIŞ SAYILIR MIYIZ?

Yemeğin salçalısı sözü gibi lafın da abartısı makbul müdür bilmem ama neredeyse nefes almaya üşenen bir güruh genç insan son yapılan araştırmalar sonucu çalışmak da istemediğini açıklamış. Daha spesifik anlatmak gerekirse, Habitat Derneği tarafından yayınlanan ‘Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Raporu’nun sonucu gençler kategorilere ayrılmış: Öğrenci, iş arayan, çalışan ve ev genci. Biz yazımızda bu sonuncu başlığı mercek altına alacağız çünkü çaktırmadan çığ gibi büyüyen ve ‘Walking Dead’ edasında toplumu en temelden uyuşturan ve belki

Eskiden gençlerin hayalleri, hedefleri konuşulurken günümüzde neden evden çıkmak ve çalışmak istemedikleri tartışılıyor. Devrim, isyan, muhalefet rüzgarlarının yerini alan üşengeçlik, miskinlik ve rahatına düşkünlük fırtınası yeni bir kategorinin doğmasına neden oldu; ‘ev genci’ kavramı mercek altında!

için tekrar, gençlerin içinde bulunduğu durumu dış dünyadaki zorlanmalara karşılık verilen bir çeşit kendini koruma davranışı olarak değerlendiren Dr. Karşıdağ’ın önerilerine kulak veriyoruz; ‘‘Bu konuda hem gençlere hem ailelere hem de topluma büyük sorumluluklar düşmektedir. Bireysel olarak ele alındığında şu noktalara dikkat etmekte fayda vardır: Bu yaş grubu ergen veya ergenlikten yeni çıkmış genç erişkinlerden oluşmaktadır. Söz konusu kişiler genel olarak ihtiyaç/gereklilik- sorumluluk bilinci oranları pay lehine kullananlardan oluşmaktadır. Aileler, bu bilinçle kişilere yaklaşmalı, gerekliliğin kişilerce kabulünün zor olabileceğini bilmeleri, iletişim kanallarını kapatmayı göze alarak zorlayıcı yaklaşımda bulunmamaları gerekmektedir. Ruhsal bir rahatsızlık gelişiminin en önemli göstergesi işlevsellik ve geçmiş dönemdeki performans düzeyidir. Bu çizginin çevresindeki tepkileri duruma bağlı, geçici olarak değerlendirmeleri uygun olur. Ancak kişilerin, kendinden beklenmeyen ölçüde içe kapanmaları, çevre şartlarının ağırlığından bağımsız sosyal izolasyon yaşamaları veya beklenmeyen ölçüde aşırı, abartılı sözel veya fiziksel tepkiler vermeleri halinde en kısa sürede bir ruh sağlığı profesyonelinden yardım almaları uygun olacaktır.’’ Anlaşılan gençleri suçlamadan önce onları bu hale getiren sistemin kölesi olmuş kişilerin alması gereken bir ders var. Hem liyakat hem de maaş bakımından yozlaşmış bir hale gelen başta özel sektör olmak üzere iş hayatının her türlü alanının bu gençleri geri kazanmak için bir şeyler yapması gerekiyor. Yoksa umudumuz gerçekten tükeniyor demektir.

‘Dünyanın başka hiçbir ülkesinde ev genci yoktur’ demeyin. Acıbadem Altunizade Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Karşıdağ aksini verilerle kanıtlıyor:

“Bu kavram ilk kez İngiltere’de kariyer servislerinde, bir grup genci tanımlamak amacıyla kullanılmış. Bu gruplamada; durum-1 eğitim alan, durum-2 bir eğitim programı içinde olan ve durum-3 çalışan gençleri tanımlamaktaydı. Durum-0 ise bu üç grubun herhangi birine dahil gençleri tanımlamak üzere kullanılıyordu. Ancak sosyo-kültürel ve politik olarak uygun olmayan bir tanımlama olduğundan, kavram önce durum-A, sonra da NEET (Not in Education, Employment or Training) kısaltmasıyla literatüre geçti. İngiltere’de bu kavram 16-18 yaş arasını, Yeni Zelanda’da 15-19 yaş arasını tanımlarken Kore ve Japonya’da 15-34 yaş grubu arasında yer alan ve iş gücüne katılmayan bireyleri tanımlamakta. Buradan yola çıkıldığında bu grup gencin davranışını kişisel tercihten ziyade, toplumsal bir olgu olarak ele almak çözüm için daha doğru bir yaklaşım.”

Ece Üremez

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.