BAY DOĞRU NEREDE?

Elele - - İLİŞKİ -

Hayat boyu aranan şey biraz huzur, biraz mutluluk bir de doğru insan... Doğru insan mı mutluluk getirir mutluluk mu doğru insanı getirir orası işte biraz muamma! Biz de doğru insan kimdir, nerede yaşar, ne zaman görülür, neler yapar; bunun araştırmasına giriştik.

PEK ÇOĞUMUZ ‘BAY DOĞRU’YU BULMAK VE ÖMÜR BOYU MUTLU OLMAK IÇIN ÇABALIYORUZ.

Gel gelelim kimdir bu Bay Doğru? Kim olduğunu keşfedebilmek için aslında önce ‘doğru insan kim?’ tanımını yapmak gerekiyor sanki. Aslına bakarsanız, uzmanlar, doğru yer, doğru insan, doğru zaman üçlüsünün kişilere ve kişilik özelliklerine göre değiştiğini söylüyor. Kendi doğrularımızı keşfetmeden, doğru insanı aramak ise ilk yapılan hata olarak karşımıza çıkıyor. Kişisel İletişim ve İlişki Danışmanı Gamze Berberci Çelik’in söylediği gibi, en basit haliyle ‘Ben kimim, doğrularım neler, karşımdaki insanda hangi özellikleri arıyorum?’ sorularına yanıt bulmak doğru insanı aramaktan önce yapılması gereken oluyor. “Kimi insanın dürüstlük, kimi insanın güvenilirlik, kimi insanın adalet değeri yüksektir. Hepimizde bunlardan birer parça bulunur ama bazı değerlerimiz diğerine göre daha baskındır. Eğer sizin için sadakat önemliyse partnerinizin boşanma sebebinin aldatma olması, başlayacağınız yeni ilişki için sorun teşkil eder. İlişkiye başlama noktanız sıfır değil eksi bir olur, içinizde bir ‘acaba’ sizi kemirir durur.”

Öte taraftan bazı genel geçer doğrular vardır ki yadsınamaz. Anlayış, istikrar ve tolerans olmadan yaşanan ilişkiler yüzeyseldir, kısa zamanda son bulur. Bir insanda vicdan, merhamet, iyi niyet yoksa tüm maddi ve fiziki özellikler kısa zamanda anlamsızlaşır. Bir insan acıma duygusundan yoksunsa, fütursuzca yalan söyleyebiliyorsa, anlaşmak yerine suçlayarak konuşuyor, sonunda şiddeti seçiyorsa, zaten toplumda da kabul görmez. Toplumsal doğrularla kişinin doğru insan algısının temelde birleştiği nokta, insani değerler olarak öne çıkmakta. Kalanı ise bireyin kendi tercihi ve kararlarından ibaret. Bir insandan ilk gördüğünüz an hoşlanmanız, hiçbir özelliğini bilmeden etkilenmeniz biyolojik bir gerçeklik. Ancak ilişkinin kimyasında sevgi, saygı, huzur, aidiyet, hoşgörü gibi nitelikler var. Bir ilişki yönetmek hatta bir ömür geçirmek için hoşlanmak yetmiyor ne yazık ki, insani özellikler ve değer yargıları da devreye giriyor. Doğru insan, doğrularınıza saygı duyan, güven veren insandır. Doğru ilişkiyse kendi gerçekliğinizle karşınızdaki kişinin doğrularının kesiştiği nokta...

İKİ İNSAN ARASINDA UYUM NASIL YAKALANIR?

Uyumlu insanlar hayatının merkezine kendisini almış, yaşadığı birlikteliğe duyarlı, uzlaşmacı kişilikler olarak tanımlanıyor. Uyumlu ilişki ise bir kişinin talepkar davrandığı, diğerinin devamlı taviz vererek sürdürdüğü bir iletişim biçimi anlamına gelmiyor. Yani uyum, istenmeyen bir şeyi sevgiliye kabul ettirme çabası değil, keyif alınmayanı dile getirebilmek yine de ona değer verdiğiniz için zaman zaman o ortamda isteyerek yer alacağınızı söyleyebilmektir. “Uyumlu yaşam en çok bağımlılıkla karıştırılıyor” diyor Kişisel İletişim ve İlişki Danışmanı Çelik. Haliyle önce ikisi arasındaki ayırımı yapmak gerekiyor. “Uyum, isteyerek bir hareket tarzını benimsemek, zorlamadan ve zorlanmadan eşlik etmek, çaba göstererek bir duruma katılım sağlamak yani en basit haliyle, sevmediği bir mekanda sevdiğinin hatırına birkaç saat geçirmek demek. Hiç denemedim dediği yemeği yemese de sofraya taşımaktır. Pek tercih etmem dediği tatil beldesinde kendi konforunu sağlayacak şekilde bir gün geçirebilmektir. Yani karşındaki insanın hislerini yerip, onu zevklerinden dolayı yargılamadan önce, ‘Seni anlıyorum, seninle yeniliklere yelken açabilirim’ demektir.”

Bu durumun getirdiği tehlike ise her fırsatta tekrarlanan ‘Ben senin için neler yaptım?’ cümlesi oluyor. Uyumlu hissetmediğinizde kuracağınız bu cümle çekişmelerin de başlangıcı olabiliyor. Bağımlılığı ise Çelik şu şekilde ifade ediyor; “Bağımlılık, bunları istemediği halde ilişkiyi yürütmek için, kimi zaman da seçeneğim yok diye düşündüğü için, kendine eziyet ederek birlikte kalmaya kendini zorlamaktır. Kadınız, harika meziyetlerimizden biri de güzel konuşmak, ne istediğimizi daha rahat açıklayacak kabiliyetlere sahibiz. Ne istemiyorsak açıkça dile getirebiliriz, ancak bunu yaparken yapılacak en büyük yanlış, karşımızdakini suçlamak olur. Unutmayın ki ne söylediğimizden çok nasıl söylediğimiz insanlar üzerinde etki yaratır. Ilımlı bir dil, acıtmayan sözcükler seçerek anlaşabiliriz. Size önereceğim DAHA yönetimini hayatınızın her anında ve alanında kullanabilirsiniz. D inle A nla H isset A nlaşma yolunu seç...” BİRBİRİ İÇİN ‘DOĞRU’ OLMAK

Peki iki kişinin birbiri için doğru olmasının temel dinamikleri neler olabilir? Çelik, “İki kişinin birbiriyle mutlu olması, sevgi ve saygı doğru ilişkiyi doğurur” diyor ve ekliyor; “Beraber yapılan tatilden, gidilen konserden, birbirinize dokunduğunuzda aldığınız hazdan, birbirinizin hayatına verdiğiniz destekten, dost sohbetlerinden aldığınız zevkten doğru ilişki tarzı içinde olup olmadığınızı söyleyebiliriz ve iki kişinin birbiri için doğru olup olmadığını belirleyen tek şey niyetleri. Mesela muhteşem bir erkekle berabersiniz,

size evlenme teklif etti, rüya gibi bir yaşam vadediyor. Düğün mekanınızı, balayında gideceğiniz şehri bile seçtiniz. Müthiş uyumlusunuz. Sevdiğiniz renk, eğlendiğiniz mekanlar, çalıştığınız banka dahi aynı... Ancak 10 sene önce sokakta bulduğunuz kedinizi, ikinizin yaşayacağı eve istemiyor. Ne yapacaksınız? Doğru insan demişken tam da, ondan vaz mı geçeceksiniz yoksa kıyamayıp kimselere emanet edemediğiniz kedinizle yollarınızı mı ayıracaksınız? İşte ilişki krizi... Burada üç seçeneğiniz var. Biri çok basit, ‘Bugün bir parçamı kabul etmeyen yarın kim bilir ne şartlar koşacak?’ diye düşünebilirsiniz. İkincisi, kucağınızdan inemeyen o küçücük can parçasından ayrılacaksınız. Vicdanınız sızlayacak, kendinizi hiç affetmeyecek, hep onu suçlayacaksınız. Üçüncüsü ise bir ilişki kurma yöntemi... Önce sevgilinizi dinleyeceksiniz, neden istemiyor, ne zararı olacak küçücük kedinin... Onu sorgulamadan, o canlının sizdeki değerini anlatacaksınız. ‘İnsan çocuğunu bırakabilir mi?’ deyip onu düşünmeye sevk edeceksiniz. Sizi o an için dinlemese de göreceksiniz ki tavırları değişecek, yumuşayacak. Siz ise onu can kulağı ile dinlemelisiniz, anlamaya çalışmalısınız. Onun hisleri de sizinki kadar kıymetli değil mi? Kararınız ne olacaksa ondan sonra verin. Yani doğru insanla kurulacak doğru iletişimin temelinde anlaşmaya niyet etmek vardır ve iyi niyet bir ilişkinin temel dinamiğidir.”

SONSUZA DEK SÜRSÜN!

İlişkilerimiz, kuracağımız aile hayatı sonsuza dek sürsün isteriz. Oysa o an/zaman için doğru olan insan zaman geçtikçe yanlış insan oluverir. Peki sonu olmayan ilişkiler nasıl kurulur? ‘İlişkimizin ilk zamanlarında düşünceleri doğru geliyordu, şimdi yanlış’ diyorsanız görmezden geldiğiniz irili ufaklı sözcükler artık sizi rahatsız etmeye başladı demektir. Bu durum sizinle ilgili farkında mısınız? Peki ne yapacaksınız? ‘Beni olduğum gibi kabul etmiştin, şimdi ne oldu?’ sorusunun cevabını nasıl vereceksiniz? Öncelikle insanız, değişen, gelişen varlıklarız. Saçımız, tenimiz, vücut şeklimiz nasıl değişim geçiriyorsa, düşüncelerimizin de değişmesi normal. O günlerde doğru gelen bugün taban tabana zıt geliyorsa, bu ne sizin ne de sevgilinizin suçu. Suçlu aramamalısınız. Sadece kabul edin ya o değişti ya siz. Ortak bir alanda nasıl buluşacağınıza odaklanın. Aradaki sürtüşmelerle vakit geçirip ilişkinizi yıpratmayın.

Çelik, “Sonu olmayan ilişki kurmak hayatı kolaylaştırır, bir ilişki bittiği gün, birbirinizin özel hayatından çekildiğiniz gün, anıları hızla silemezsiniz. Acı tatlı ne yaşadıysanız hatırası var. Onca anıdan sonu olmayan ilişkiler yaratın. Nasıl mı? Bundan sonra birbirinizin hayatına müdahale etmeden, olumlu hislerle ona yaklaşın. Birbirini çok iyi tanıyan iki insandan birisiniz. Eski partnerinizin yaşadıklarına ve yaşayacaklarına destek olabilirsiniz. Yeni bir birlikteliğe yelken açtıysanız, birbirinizin özel yaşamlarına karışmadan dost kalabilirsiniz. Belki alışkanlıklarınız, belki yaşanmışlıklarınız bunu hemen yapmanıza engel gibi görünebilir ancak kendinize de eski sevgilinize de zaman vermelisiniz. Bilin ki iyi gününüzde de, kötü gününüzde de çok iyi tanıdığınız birine el uzatabilirsiniz. O uzatıyorsa dost elini siz tutun, ya da siz dokunun ona. Yardıma ihtiyacın var mı diye sormaktan çekinmeyin. Doğum gününü kutlayın, sinemaya sevdiği bir film geldiğinde onu haberdar edin, tuttuğu takım şampiyon olduğunda kutlayın. Sadece olması gerektiği kadar alakadar olun. Niyetinizin eskiye dönmek olmadığını hissettirip sadece dostluk kurmak istediğinizi gösterin. Ne güzel atasözlerimiz var bizim. Eski dosttan düşman olmaz diye.”

Mürsel Çavuş

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.