‘‘KEnDimi olDuğum GiBi sEviyorum’’

ELLE (Turkey) - - EDITO - RÖPORTAJ: SERLİ GAZER BOYACI FOTOĞRAFLAR: EMRE ÜNAL STYLING: MELİS AĞAZAT

Kapak kızımız Hadise’yle çok özel bir çekim ve röportaj

Onunla tanıştığımızda henüz 20 yaşında bir kızdı. Kameraların karşısında büyüdü, 30’larında genç bir kadına dönüştü. Sesi, vizyonu ve hayattaki duruşuyla Hadise her zaman çok sevilen (ve eleştirelere de hedef olan) bir isim oldu. Peki ama onu gerçekten ne kadar tanıyoruz?

Tam 12 yıl önce, “Stir Me Up” şarkısıyla tanıdık Hadise’yi. Henüz ilk gençlik yıllarını yaşayan 20 yaşında bir kızken, kameraların ve medyanın gözü önünde büyüyerek genç ve olgun bir kadına dönüşümünü izledik. Kimi zaman çok yaralandı (mesela kilosu insanların diline dolandı). Zayıfladı, bu kez de verdiği kilolar malzeme oldu. “Klibinde iç çamaşırı görünüyor” dediler, “Sahnede frikik verdi” diye yazdılar. Giydiği kıyafetler çok eleştirildi. Türkiye’de başarılı bir kadınsanız, hele bir de göz önündeyseniz sizi hemcinsleriniz bile alaşağı etmeye çalışır. Oysa Hadise her zaman tüm nahifliği ve kendine güveniyle “kadınlar birbirine destek olmalı” mesajını verdi. Anlamsız eleştirileri, hatta tüm çirkinlikleri güzellikle yanıtladı. “Ben tam bir savaşçı ruhuna sahibim. Birileri ‘şöyle olmalısın’ dedi diye, istemediğim birine dönüşemem. Kendim nasıl mutluysam öyle yaşarım” diyor röportajın bir yerinde. “Ün”, “şöhret”, “dünya çapında başarı” gibi etiketlerin ardında ayakları yere basan, kendisini olduğu gibi kabul eden ve en önemlisi de “normal” bir kadın olduğunun altını çiziyor. İlk kez 2013 yılında, 20’li yaşlarında ELLE’e kapak olduğunda, yaptığı her şeyin temelinde aşk ve sevgi olduğunu söylemiş röportajında. Bugün 31 yaşındaki Hadise, 20’lerinde tanıdığımız o genç kızdan hem çok farklı hem de bir o kadar aynı. Müziğe duyduğu o aşkı ilk günkü kadar canlı tutarak ama ayakları daha da yere basarak yoluna devam ediyor ve kendi deyimiyle “savaşçı ruh halini” koruyarak geleceğini şekillendiriyor. ELLE: Çekimden bahsederek başlayalım. Yıllar sonra ELLE’e yeniden kapak oluyorsunuz. Çekim nasıl geçti, neler hissettiniz?

HADİSE AÇIKGÖZ: Çok güzel geçti. Öncelikle çekime çok az uykuyla geldim. Gece 03.00 gibi yattım ve sabah 06.15 gibi kalktım. Kısaca, yola çok yorgun bir şekilde çıktık ama ben hep böyleyim. Her çekim öncesi, her klip öncesi nedense çok az uyuyorum. Sanırım heyecandan. ELLE: Moda çekimi yapmayı seviyor musunuz? H.A.: Çok seviyorum. İnsan farklı bir role giriyor ve bu beni çok heyecanlandırıyor, çünkü her çekim farklı bir konsept oluyor. Poz verirken kendini farklı hissedebiliyorsun. Bu çekimde de aynı şeyi yaşadım. En son 2013’te kapak çekimi yapmıştık ELLE’le. Çok uzun zaman olmuş, bu yüzden birazcık heyecanlıydım. ELLE: Modayla aranız nasıl? H.A.: Modayı takip etmeyi ve okumayı çok severim ama bugüne kadar hiçbir zaman bir şeyi moda diye giyinmedim. Bana yakışıyorsa alırım, giyerim ama sırf moda diye bir parçanın bende olması için çaba sarf etmem. Gerçi ayakkabı ve çanta söz konusu olunca durum başka. Bu konuda çoğu zaman bir parçaya aşık olup onu hemen sipariş ediyorum. ELLE: Sizi biraz geçmişe götürelim, nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

H.A.: Güzel soru... Annemle babamın ayrılmasına rağmen annemin çok güçlü olup dört çocuk yetiştirmesi beni de her şeyden önce çok genç yaşta büyüttü. Bunun zorluğunu hissetsem de güzel bir çocukluk geçirdim diyebilirim. Okula gitmeyi çok seviyordum. Sürekli öğretmenlere soru soran nadir öğrencilerden biri bendim, çünkü bir şeyi anlayana kadar sormaya devam eder, bu konuda hiç çekinmezdim. Buna hakla-

“Şu an hayatımda, ‘Evet bu adamla yuva kurabilirim’ diyebileceğim biri olsa kesinlikle çocuk sahibi olmak isterim. Benimle üç, dört, belki de beş çocuk yapmaktan bile korkmayacak ve bunun getirdiklerini, keyfini, korkularını, sorumluluğunu ve tutkusunu yaşamak için heyecanlanacak bir adamla çocuk(lar) yapmak isterim”

rımın farkında olup, hep bunun peşinden koşan bir gençtim diyebiliriz. ELLE: Kız kardeşlerinizle her zaman böyle iyi anlaşır mıydınız? H.A.: Yalan yok... Tüm kardeşlerde olduğu gibi bizim de kavgalı dönemlerimiz vardı, hala da olur ki bu da bence çok normal. Önemli olan bir tartışmadan sonra güzel devam edebilmek, birbirini anlayabilmek ve gerektiği anlarda alttan alabilmek. Benim için kardeş, aşk, mutluluk, huzur, delilik demek. ELLE: Aileniz konusunda kendinizi şanslı hissediyor musunuz?

H.A.: Kesinlikle şanslı hissediyorum, çünkü benim için aile rahatlık, huzur ve güven demek. Annem, babam ve kardeşlerim ben ünlü olduktan sonra karşıma hiçbir şekilde saçma sapan isteklerle çıkmadılar, bence bu çok kıymetli bir şey. Kardeşlerim benim için çok değerli. Nasıl ki onlar beni her durumda destekliyorsa ben de onların her yaptığı işte yanlarındayım. Tabii ki gereksiz tartışmalar da yaşayabiliyoruz ama dediğim gibi, kardeşlik başka bir şey, onlar benim canlarım. ELLE: dezavantajlarıİşinizi bir neler?aile işine dönüştürmenin avantajları ve H.A: En büyük avantajı, birbirimizi çok iyi tanıdığımız için çok rahat bir şekilde her şeyi birbirimize söyleyebiliyor olmamız ki bu çok önemli. Bizim için bir dezavantajı yok, hiç olmadı. Tek olumsuz yönü, aileyle çalıştığım için sürekli eleştirilmem. ELLE: Çok kuvvetli aile bağlarına sahipsiniz, bir gün kendi ailenizi kurma fikri kulağa nasıl geliyor? H.A.: 31 yaşındayım. 30 yaşından sonra kadınlar çocuk için hazır olur diyorlar ya, ben de aslında bunu hissetmeye başladım. “Şu an hayatımda, ‘Evet bu adamla yuva kurabilirim’ diyebileceğim biri olsa kesinlikle çocuk sahibi olmak isterim.” Benimle üç, dört, belki de beş çocuk yapmaktan bile korkmayacak ve bunun keyfini, korkularını, sorumluluğunu ve tutkusunu benimle birlikte yaşamak için heyecanlanacak bir adamla çocuk(lar) yapmak isterim. ELLE: Aşk hayatınızla ilgili hiç haberleriniz çıkmıyor. Bu gizliliği nasıl sağlıyorsunuz?

H.A.: Açıkçası ben özel yaşamayı sevdiğim için elimden geldiği kadar bunu gizli tutmaya çalışıyorum. Bunu yapmak kolay mı? Kesinlikle değil, çünkü karşındaki kişi de buna rıza göstermeli. Aşk hayatını magazin basının önünde yaşıyorsun, sonra belki de ilişkin yürümüyor ve ayrılıyorsun. O zaman ne olacak? “Ya, işte ben flört ediyordum ama anlaşamadık, bu yüzden ayrıldık” mı diyeceğim? Hayır... İşte bunu yaşamamak için özel hayatımı gizli yaşamayı tercih ediyorum. ELLE: İnsan aşık olunca kendisinin en iyi versiyonuna dönüşür derler. Siz nasıl bir Hadise’ye dönüşüyorsunuz? H.A.: Aslında ben aşık olan Hadise’yi çok tercih etmiyorum.

“Ben aşık olan Hadise’yi çok tercih etmiyorum. Aşık olunca duyguları çok derin, çok sert, aşırı heyecanlı yaşıyorum ve bu dengemi bozuyor”

Aşık olunca duyguları çok derin, çok sert, aşırı heyecanlı yaşıyorum ve bu dengemi bozuyor. Ben de açıkçası dengemi kaybetmeyi sevmiyorum, çünkü aşk, yeni yaşadığımız bir şeyin heyecanı, yeni yaşadığımız bir şeyin hayalini kurmak demek benim için. Çok aşırı aşık olmadan, güzel, heyecanlı, beni anlayabilen, benimle hayata aynı şekilde bakabilen birisiyle olmayı tercih ediyorum. ELLE: Sizin için ideal bir erkeğin tanımını yapar mısınız? H.A.: Bence ideal erkek diye bir şey yok. Yaşımız ilerledikçe, idealin peşinden koştukça ilişkilerimizde ve tercihlerimizde daha sert oluyoruz. Benim için ideal erkek, beni anlayabilmeli, beni kendinden daha çok sevebilmeli ve buna cüret etmeye korkmamalı. ELLE: Şu an aşık mısınız? H.A.: Hayır. Zaten hayatımda bir kere aşkı yaşadım, o da ilk aşkımdı. Çok uzun zaman oldu diyebilirim.

BİR KADIN OLARAK KENDİ AYAKLARININ ÜSTÜNDE DURMAK

ELLE: Şu sıralar nasıl bir ruh hali içindesiniz? Hayatınızın nasıl bir noktasında olduğunuzu düşünüyorsunuz?

H.A.: Ruh halim şöyle: sadece çalışmak; kendimi geliştirmek, dans etmek ve şarkı söylemek istiyorum. Tatile gitsem, kafa dinlesem modunda değilim. Hayatımın güzel bir noktasındayım, çünkü giriştiğim her işi kimseye muhtaç olmadan, kendi gücümle yapıyorum. Bu benim için önemli. Bunun zorlukları da var ama bir kadın olarak kendi ayaklarımın üstünde durmak bu dünyada başarabileceğim en önemli şeylerden biri. ELLE: Bir sanatçı olarak bazen Türkiye’de potansiyelinizin tamamını kullanamadığınızı düşünüyor musunuz?

H.A.: Evet, düşünüyorum, çünkü bazen çok anlamadığım yorumlar yapılıyor. Bir video klip için çok emek harcıyorsunuz, deli gibi koreografi yapıyorsunuz. Sonra “Hadise’nin klibinde iç çamaşırı göründü” diye haberler çıkıyor. Böyle bir kafa, bakış açısı bence çok yanlış. Klibinde iç çamaşırı göründü ne demek mesela? Bence sanat, müzik, dans, şarkı söylemek özgürlük anlamına geliyor ve bu konularda gereksiz, anlamsız limitler koyulursa eğer biz kendimizi, sadece biz sanatçılar değil hiç kimse, geliştiremeyiz. Pablo Picasso’nun şu sözüne hayranım: “Her çocuk bir sanatçıdır. Sorun, büyüdüğümüzde nasıl sanatçı kalabileceğimizdir.” ELLE: Hayatta neyin peşindesiniz? Bu yolda en çok nerelerde zorlanıyorsunuz? H.A.: Her şeyden önce ailemin sağlığı, kendi sağlığım geliyor. Sonra başarı başarı başarı başarı diyebilirim. “Yok, ben bunu yapamam” dediğim şeyleri zorlamayı seviyorum. Mesela son klibimizde deli gibi koreografi var ve çok kısa zamanda öğrenmem gerekiyordu. Önce “Hayatta başaramam” dedim, sonra

deli gibi çalıştık ve oldu. Mesela bu benim için önemli. ELLE: Şarkıcı olmasanız hangi mesleği seçerdiniz?

H.A.: Şarkıcı olmasam kesinlikle pazarlamayla ilgili bir şey yapardım, çünkü “marketing” okudum ve bu konuda okuldaki sunumlarda çok başarılıydım. Mütevazılığı severim ama bunu söylemem gerekiyor, okulda çok iddialı bir öğrenciydim. Elimden geleni yapardım ve bir şeyleri anlatmak, bir şeyleri karşı tarafa güzel bir şekilde geçirebilmek çok sevdiğim bir uğraştı. Bu yüzden mutlaka bir markanın “branding” departmanında çalışırdım.

“ÜNLÜYÜZ DİYE İNSANİ DUYGULARIMIZ OLAMAZ MI?”

ELLE: İnsanların bakışları ve ilgisi her zaman üstünüzdeyken ne kadar kendiniz olabiliyorsunuz?

H.A.: Elimden geldiği kadar kendim gibi olmak istiyorum ve bunun için çabalıyorum. Geçenlerde ayağımda topuklularla arabaya doğru giderken, düşmemek için yere bakarak yürüyordum. Gece 12’de elinde cep telefonuyla fotoğraf çekmek isteyen biri çıktı önüme. Normalde seve seve fotoğraf çektiririm ama yere bakarken ummadığım anda karşıma çıkınca fena korktum ve o şoku üstümden atmak birkaç saniyemi aldı. Sonuçta ben de insanım. “Tamam, çekelim” dedim ama karşımdaki kişi fotoğrafı çekmekten vazgeçti. Gerçekten hiç anlam veremedim. Biz ünlüyüz diye insani duygularımız olamaz mı? ELLE: Kendinizi tüm bunlardan nasıl koruyorsunuz? H.A.: Çevrem çok geniş değildir. Yaşadığım tecrübelerden sonra yeni dostluklara inanmıyorum. Kolay kolay herkese güvenmem. Fakat etrafımdaki az ama öz kişiler için dünyayı yakarım. ELLE: Popüler olmak hoşunuza gidiyor mu? Şöhretten yorulduğunuzda bu durumla nasıl baş ediyorsunuz?

H.A.: Popüler olmak işime bir katkısı olduğu an hoşuma gidiyor, yoksa özelimde beni kimse tanımasa hiç rahatsızlık hissetmem. Bu tuhaf gelebilir ama özel hayatımda “Neden hiç kimse beni tanımıyor?” demem, hatta bundan daha da mutlu olurum. Şöhretten yorulduğum an uzaklara kaçıyorum. Biletimi alıp uzaklaştığım, kendime gelebildiğim birkaç yer var. ELLE: Egolarınız var mı? H.A.: Var ama sadece işimle ilgili. Sahnede yaptığım işlerde egoyu yaşamalıyım, yoksa başarılı olamam. Egoyu çirkin bir şekilde yansıtmamak lazım insanlara, içinde yaşayacaksın. Ben de bunu yapıyorum. ELLE: Çok yorulduğunuz zaman spiritüel açıdan kendinizi rahatlatmak için bir şey yapıyor musunuz? H.A.: Evet, bazen çok yorulduğumda, kafama bir şeyler taktığımda uyuyamıyorum. Bu durumda klasik müzik dinlemeyi çok seviyorum. Mum ışığında Mozart dinlemek benim meditasyonum.

ELLE: Güzellik sizin için ne ifade ediyor? Kendinizi güzel buluyor musunuz? H.A.: Her kadın gibi bazen buluyor, bazen bulmuyorum. Ama kendimi beğeniyorum. Kendimi sevmesem, beğenmesem işimi yapamam ki, işim sürekli sahnelerde, insanların karşısında bulunmak.... Kendimi seviyorum. Aksi halde başarılı olamam. Zaten her kadın güzeldir. Çok klişe ama buna inanıyorum . ELLE: Sıfır beden olmanın bu kadar dayatıldığı sanat ve moda dünyası hakkında ne düşünüyorsunuz?

H.A.: Ben tam bir savaşçı ruhuna sahibim. Birileri “şöyle olmalısın” dedi diye, istemediğim birine dönüşemem. Kendim nasıl mutluysam öyle yaşarım. Dünyada artık “curvy”, yani kıvrımlı olmak çok güzel diye konuşuluyor. Çok sevdiğim ve müthiş saygı gören Amerikalı rapçi Kendrick Lamar bile sözlerinde “Kızlar bırakın bu Instagram’daki Photoshop’lu resimlerinizi, görelim normal halinizi, selülitli vücudunuzla barışık olun” diyor... Nedense bizim ülkemizde basenli olmak, kilolu diye nitelendiriliyor. ELLE: Kendi bedeninizle ne kadar barışıksınız? H.A.: Çok barışığım tabii ki... Kendimle barışık olmasam işimi sevgiyle yapamam... ELLE: Instagram demişken, 6 milyona yakın takipçiniz var. Sosyal medyanın gücü hakkında ne düşünüyorsunuz? H.A.: Ne kadar sosyal medyadan hoşlanmasam da çok önemli olduğunu biliyorum. İnsanlar çok kötü şeyler yazdıklarında anlam veremiyorum. Sosyal medyada herkes eleştirmen, herkes çokbilmiş... Ed Sheeran geçenlerde, dayanamayıp hesabını yorumlara kapattı. Ben pek sevmiyorum ama işim gereği çok gerekli ve bir anda milyonlara hitap edebileceğiniz bir platform. ELLE: Hakkınızda bilmediğimiz bir şeyler söyler misiniz?

H.A: Mesela bir konser ya da bir çekim öncesi evde hazırlanmayı çok seviyorum. Özel bir makyaj odam var. Saçlarım ve makyajım o odada yapılıyor. Saçımı ve makyajımı yapan isimler zaten benim çok yakın dostlarım ve onlar evimde olduklarında ummadıkları anda bir şeyler hazırlamayı seviyorum. Bu çay, ne bileyim omlet olabilir... Onlar her seferinde “Ya, sen otur, biz yaparız” diyorlar ama ben pek durmam, bunu yapmayı severim. Evime kim gelirse gelsin, onun rahat etmesi ve iyi hissetmesi için uğraşırım, Türk insanının özelliği bence. ELLE: Hayat felsefeniz nedir? H.A: Hayatımı korkmadan, hatalar yaparak, özgürce, huzurla yaşayabilmek. ELLE: Yakın zamanda ne gibi projeleriniz olacak? H.A: Yeni albümüm “Şampiyon” çıktı ve ilk klibimiz yayında. Konserlerimiz devam ediyor. İkinci klip de gelecek ama onun için biraz daha bekleyeceğim. Henüz her şey çok yeni ve taze, biraz tadını çıkaralım. Sonra her zamanki gibi “show must go on”, yani çalışmaya devam...

“Tam bir savaşçı ruhuna sahibim. Birileri ‘şöyle olmalısın’ dedi diye, istemediğim birine dönüşemem. Kendim nasıl mutluysam öyle yaşarım”

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.