EVDEKİ SIKIŞMIŞ ÖZGÜRLÜK ALANI!

Evim - - Elektrİklİ Süpürge - EMRE ÖZGÜDER / emreozguder.gmail.com

santimetre mesafede kolon mesela yine bu imar kanunun hayatımıza kattığı bir çeşnidir. Son dönemde, izlediğim kadarıyla, cephe ana temalı pazarlama stratejileri sayesinde iç mekân kullanımı biraz daha sekteye uğradı. Bütün bunlar, çok ciddi rakamlar ödeyerek sahip olunan ve belki de hayatta en çok üzerinde plan yapılan, hayal kurulan bir konuda kaçınılmaz olarak çok can sıkıcı bir sonuç doğuruyor. Ama varsayalım ki bu sözünü ettiğimiz sorunları en uygun şekilde çözmüş bir binaya rastladık, tüm bunların ötesinde daha ciddi bir sorun daha var: Mekân Duygusu, dediğimiz konudaki umursamazlık. Bu tabii yazarak anlatması zor bir konudur. Adından da anlaşılacağı gibi daha çok kullanıcının algısıyla ilgili bir durumdur. Aslında, proje aşamasında gösterilmesi gereken bir özendir. Projeye sadece plan olarak bakmamayı bilmek demektir. Şu an karşılaştığım projelerin neredeyse tamamında, aslında alabileceğinin üstünde işlevi belli bir metrekareye sıkıştırmak dışında bir değere ben pek rastlamıyorum. Yani tamamen pazarlama endeksli bir yaklaşım üzerine kurulu projeler bunlar, sözel olarak anlatıldığında, şık tanıtım sayfalarında dile getirildiğinde kulağa hoş gelen, sadece bu amaçla yapılmış kurgular bunlar. Daha çok güvenlik, tüketim, kentsel sorunlar olan otopark, park, bahçe, sosyal sıkıntılar olan statü gibi değerler üzerine kurulan bu yeni nesil evler, aslında yaşama dair çok az değer barındırıyorlar; çok markalar ama en basit anlamıyla bile bir barınak bile sayılamayacak kadar da konunun uzağındalar. Böyle evlerde insan, sadece ve sadece kendi kendine her sabah sahip olduğu bu kurgusal değerleri sayarak mutlu olabilir. O yüzdendir ki herhangi bir dergide eski bir çiftlik evi gördüğümüzde buna özenmemiz... Diğer sektörlerle karşılaştırıldığında bu alanda çok ciddi bir gerileme olduğunu kabul edebiliriz. Çok az insan şu an sahip olduğu otomobili yerine eski

Evinize şöyle bir göz gezdirdiğinizde sizi siz yapan bir köşe görüyorsanız orası sizin sıkıştırılmış özgürlüğünüzdür.

Kapitalizmin bir uzantısı olsa gerek, sayısal değerlere olan düşkünlük... Bir arabanın son süratine göre karar vermeye benziyor, ev alırken metrekare konuşuyor olmak. Metrekare değer olarak aslında gerçek anlamda sadece yüz ölçümü ifadesidir ve nasıl her yüz ölçümü büyük ülke iyi bir ülke demek olmadığı gibi 300 metrekare bir ev de 100 metrekare bir eve göre ne daha iyi ne de daha güzel bir ev demektir. Ancak bildiğiniz gibi her şeyden önce bir evin ederi metrekaresine göre belirlenir. Doğal olarak 300 metrekare bir evle 100 metrekare bir ev arasında fiyat farkı olabilir ama 100 metrekare bir ev 120 metrekare bir eve göre daha iyi, daha kullanışlı, daha doğru bir ev olabilir ve bu anlamda da diğerine % 20 fazla para ödemek hiç de akıllıca olmayabilir. Projeler yapılırken de maalesef en çok üstünde durulan kriter de bu metrekare hikayesi, iyi bir yaşam hakkında çok az şey ifade eden bir değer olmasına rağmen. Çok basit işlevsel örnekler vermeyeceğim, yani öyle 9 metrekare odalar var ki, aslında çok yeterli olabilecekken şöyle gönül rahatlığıyla bir yatak bile yerleştiremezsiniz gibi örnekler üzerinde durmayacağım. Bunu hepimiz gayet iyi biliyoruz, aynı yüz ölçümüne sahip üçgen bir plan yerine dikdörtgen olanı daha çok tercih ederiz, çünkü eşyalarımız bunu gerektirir. Ya da eni boyu birbirinin aynı olan iki odadan birine daha rahat yerleşirsiniz çünkü kapı, pencere gibi yapısal elemanların yerleşimi de çok değişik sonuçlar ortaya çıkarabilir. Tüm bu konularda zaten yeterince sorun var. Birtakım Türkçe mimarlık sorunları da vardır, bunların genel olarak alt yapısını yürürlükteki imar kanunları belirler. Balkon konusu bu konuda iyi bir örnektir. Salonda pencereye 120

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.