EVİNİZE KARŞI DÜRÜST OLUN!

Evim - - Elektrİklİ Süpürge - EMRE ÖZGÜDER

Evdeki eşyalarınızla konuşun lütfen; her biri ne demek istiyor, siz onu ne dediğini düşündüğünüz için almıştınız?

İma etmek, diye bir fiil vardır. Kuşkusuz gereksinim duyulduğu için oluşmuştur, aslında hayatımızda var olmasını istemediğimiz birçok sözcüğün yine de sözlüklerde bulunması gibi aynı. Sosyal yaşamın kendisi herhalde bizi bazı duygularımızı, düşüncelerimizi doğrudan söylemekten alı koyan ve onun yerine ima etmemizi sağlayan. Dili iyi bilenler, düşüncelerini istedikleri kadar derine veya su yüzüne yakın yerleştirebilir, karşı tarafın kendi istediği kadar hızlı veya geç anlamasını sağlayabilirler. Bir ucundan gösteriş yapmaya da benzer, daha doğrusu gösteriş de bir tür ima kabul edilebilir. Gösteriş yaparken de, belli semboller aracılığıyla karşı tarafa göstermek istediğinizi, çok sert olmayan bir dille ifade edersiniz. Ben, zenginim. Ben, sanattan, modadan anlarım. Bu iletileri önemsersiniz ve çevrenizdekiler tarafından da anlaşılmasını ve size de buna göre davranılmasını beklersiniz. Herhangi bir dile hâkimiyet sadece okuyarak ve yazarak olur. Ana dilinizi çok iyi konuşursunuz, bu doğaldır. Ancak etkileyici bir konuşma yapmak için çok mürekkep yalamış olmak gerekir. Evimizi kurarken de dile getirmeye çalıştığımız senaryolar vardır. Bu senaryoları çoğunlukla başka filmlerden ediniriz. En sevdiğimiz filmlerin senaryolarını kendimize uyarlarız, dilimiz döndüğünce, gücümüz yettiğince tabii. Tek başıma yaşamaya başladığımda, üniversitenin son yıllarında, ben de evimi düzenlerken yaşamıştım bunu. Eğitimini görmekte olduğum mesleğimin zorluklarını da ilk o zaman fark etmiştim. Müşteri de bendim, iç mimar da bendim ve her iki taraf için de hiç kolay olmayan bir işti bu. Müşteri olan ben, iç mimara isteklerimi anlattım. Aynı 9,5 Hafta filminde olduğu gibi, çok kalabalık olmayan, siyah ağırlıklı, modern, bu kadar açık anlatmış mıyımdır sanmıyorum ama her gelen genç hanımefendinin bana vurulmasını sağlayacak bir dekorasyon istedim. İç mimar olan ben de, Şişli’de nasıl NewYork, bu parayla nasıl Corbusier koltuk sorularını kendi kendine sormuş olmakla beraber, işi icabı çok yüzüme vurmadan, sorunu çözeriz, demişti. Evet, sorunu çözdük. 25 yıldır evliyim ve mutluyum, onu, ilk o evde ağırladım. Sorunu şöyle çözmüştük, ima etmekten uzak durarak, senaryo kopyalamaktan kaçınarak. Az ve kısıtlı olan satın alma gücümüzü tamamen doğru hedeflere harcadık. Evdeki hiçbir nesnenin ima ettiği bir durum yoktu, hepsi doğrudan söylemesi gerekeni ifade ediyordu. Mutfak eşyalarım, çok iyi bir Fransız mutfağı yorumcusu olduğumu değil, yemek yapmayı öğrenmeye çalışan, bu işlere hevesli, bu konuda iki satır bir şeyler okumuş, okumaya devam eden birini tarif ediyordu. Her şey, fakir olduğumu, ama özenli olduğumu, az parayla da güzel yaşanabileceğini anlatıyordu. Dürüst olmak her zaman çok iş görür. Dürüst olmak tabii kolay bir iş değildir. İnsanın en çok ve en rahat aldattığı da kendisi olmuştur. Kimse, aslında bu kadar çok rol yapamaz, bu kadar rol yapabilmek için gerçekten onun rol olmadığını sanıyor olmak, bu konuda zaten bir kere de olsa kendini aldatmış olmak gerekir. Dürüst olmak için bunu düşünmek yeterli olmuyor. Düşünceler uçuşurlar, yaramazdırlar, çocuk odası gibidirler, her an dağınık olabilirler. Benden tavsiye, dürüst olmak için ne istediğinizi, ne olduğunuzu yazın. Ya-

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.