Bunun için web sitemizi, facebook sayfamızı, instagram paylaşımlarımızı ve pinterest panolarımızı takip etmeniz yeterli.

Evim - - Evim, Online Olarak Da Ilham Kaynağınız... -

zın, ertesi gün, bir sonraki gün, bir yıl sonra, beş yıl sonra tekrar okuyun. Göreceksiniz ki bazı yazdıklarınız için, bunu çocuklar bile yutmaz, diyeceksiniz. Genellemek çok doğru değil tabii ama çok sık fark etmişimdir, insanlar bana iş için geldikleri zaman genellikle hazırlıksızdırlar. Bazı teknik ayrıntılardan söz etmiyorum, oraya tesisat çekilebilir mi, ya da o duvar taşıyıcı mı gibi soruların cevaplarını bilmemeleri çok normal, hazırlık dediğim de bu değil zaten. Hazırlıksız ve dağınıklardır, liste yaptık, dedikleri, sadece alt alta yazılmış yapılacak işler dökümüdür, asıl olan bu değildir ki. Başlamakta olan süreç, hiç küçümsenemeyecek ekonomik yatırım gerektiren bir süreçtir, bu anlamda insanların neler istediklerini ve bunların önceliklerini iyi bilmeleri gerekir. Evet, dergilerden koparılmış sayfalar veya internetten bulunmuş resimler olarak bazı senaryo istekleri vardır ortada, ama bunun ne kadar dürüst olduğu konusunda bir çalışma yoktur. Şöyle bir şey yapıyorum bazen, ilk görüşmede anlatılanları not alıp, toplantı notları olarak yolluyorum. İnsan, söylediklerini bir kâğıt üzerinde yazılı olarak görünce gerçekten sıkı sarsılabiliyor. Neden? Çünkü aslında çoğunlukla bir başkasının gözünden evlerinin nasıl görünmesi ve bunu sağlamak için neler ima etmeleri gerektiğiyle ilgili notlar oluyor bunlar. Benim yaptığım sadece yazıya geçirmek. Hiçbirine itiraz edemiyorlar, hayır, böyle demek istemedim, diyemiyorlar. Okudukları zaman sadece, biraz garip buluyorlar ve rahatsızlık duyuyorlar. Hâlbuki her yetişkin bunu bir işe başlamadan tek başına da yapabilir. Sosyal yaşam, hiç kolay değil, çok acımasız bir ortam. Facebook, yeterince iyi ifade etmiyor mu bu durumu? Paylaşılanlar, beğenilenler, bunlara baktığınız zaman insanlığın başının ne kadar dertte olduğunu görüyorsunuz. Herkes bir şekilde kendini anlatmaya çalışıyor ve karşılığında kabul ve beğeni görmek istiyor. Yoksa hatırlayın on sene öncesini, her yediğinizi, içtiğinizi kaç kişi bilirdi ki? Ya da ne gerek vardı ki beş yüz kişinin de bilmesine. Yahu, düşünsenize bundan on sene önce ayağınızın resmini çekip fotoğraf albümüne koyar mıydınız, ya da yediğiniz ıstakozun? Yanlış anlaşılmasın, kara, kuru, eğlencesiz bir hayatımız olsun ben de istemem, ama bu mudur? Birbirimize birbirimizi beğendirmek için bu kadar çaba harcamak ve öte yandan da işin özünü kaçırdığımız bir hayat yaşamak bence sorgulamaya değer. Lütfen, son bir aydır Facebook hesabınızdan paylaştıklarınızı şimdi kontrol edin. Ne demek istemişiniz, ne ima etmeye çalışmışsınız ve ne kadar ilgi görmüşsünüz? Alın size dürüst olmak için iyi bir fırsat, elinizde yazılı, kayıtlı bilgiler var, soruşturun kendinizi. Ben bunu neden yaptım, benim neden bu kadar ilgiye ihtiyacım var? Bu ihtiyaç duyduklarımı ben en yakınımdakilere sağlıyor muyum? Bunları bir sorun kendinize. Tabii bu değerlendirmeyi yapınca her ayki ödeviniz geliyor, evdeki eşyalarınızla da bu anlamda konuşur musunuz lütfen, her biri ne demek istiyor, aslında siz onu ne dediğini düşündüğünüz için almıştınız?

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.