EVİMİN RÜZGAR’I

Evim - - Güneşlİ Ev - GÜNEŞ ULUKUŞ/

• Öncelikle evim metrekare olarak büyük olsa da fazla eşyalarla doldurmazdım. Çocuğunuz emeklemeye ya da yürümeye başladığında hiçbir yere sığdırmayı başaramadığınız fazla eşyalar gerçekten gereksiz bir hale geliyor. • Silinebilir ve yıkanabilir olsa da açık renk koltuklar almazdım. Rüzgarr elindeki renkli boya a kalemleri ile “jaws”” müziği eşliğinde e koltuklara gülerek k ilerlerken sanki ben arkasından ağır çe- Hiçbir şey eskisi gibi değil bizim için, çünkü evimizde bir Rüzgar var iki yıldır! Sürekli peşinde koşturduğumuz, bir fırtına gibi evi dümdüz eden bir Rüzgar… Ondan önce her şeyin yerli yerinde olduğu, o koltuktan bu koltuğa geçip kitapların okunduğu, kedilerin okşanıp, kahvelerin içilip, ardı ardına filmlerin seyredildiği bir evimiz varmış meğer. Şimdiyse dolapların karmakarışık olduğu, tencerelerin koridorlara taşındığı, elektronik aletlerin açılıp kapanmaktan hata verdiği, huzur içinde uyuyan kedilerimin oradan oraya kaçıştığı bir ev bizimkisi. Çok erken saatlerde başlayan, gece geç saatlere kadar süren bir Rüzgar mesaisi. Yorucu ama şahane… Hele ki kocaman sesiyle minik bir adam “anne” diye peşinizde dolaşıyorsa… Bir İsveç atasözü diyor ki, “Kötü hava koşulları yoktur, kötü giyim vardır.” Benimki de o hesap; evimdeki kötü bir dekorasyon değil, ama Rüzgar’a uygun değil. Şimdiki durumu tahmin edecek olsam evimi en başından Rüzgar’a göre dekore eder, ona göre mobilya ve eşyalar seçerdim. Neler mi yapardım/yapmazdım?

İki yıl önce girdin hayatımıza. İyi ki doğdun oğlum, iyi varsın evimizin Rüzgar’ı. Bilseydim tüm odaları en başından sana göre dekore ederdim. Nasıl mı?

kimde “hayır” diyorum ve hep geç kalıyorum. • Koyu renk ahşap mobilyalar kullanışlı gibi görünse de tozu çok fazla gösteriyor. Sürekli evin altını üstüne getiren bir “mikser” evdeki toz zerrelerini sürekli havalandırıyor. Sonuçsa sanki uzun süredir silinmemiş gibi duran ahşap mobilyalar. • Malzemesi, rengi derken “hamile kafası” ile bin bir zorlukla seçtiğim çocuk odası takımını eşim duymasın(!) almazdım. Odayı dolduran, her gün üzeri çizilen o kadar mobilyaya hiç gerek yok. Bir karyola, bir şifoniyer tamamdır. Gerisi zaten oyuncak! • Beyaz eşyaların çocuk kilitli olanlarını alırdım. Yıkanan bulaşıkların tekrar yıkanması, çamaşır makinesinin durduk yere su alması gibi sorunlarım olmazdı. • Bazalı bir yatak alırdım. Ortalıkta görünmesini ve oğlumun eline geçmesini istemediğim eşyaları buraya saklardım. • Hantal ve büyük eşyalar almazdım. Altına kaçan topları almak için fazlasıyla ağır koltukları hareket ettirmek gerçekten can sıkıcı. • Ani kararlarla evde yer kaplayacak eşyalar almazdım. Bakınız koşu bandı. Katlanabilir olsa da, evin içerisinde çok fazla koşu ya da yürüyüş yapmak istemeyeceğimi düşünmem ger gerekirdi. •B• Biriktirilen bir sürü hatıra, atılamayan bir sürü eşya. Şimdi ne nereden başlayacağımı bilemiyorum. Kıs Kısacası siz siz olun, evinizi kurarken, uzun süre kullanacağınız eşyalar alırken, iki kere düşünün. “Bir kere alacağım en ihtişamlısından olsun” demeyin. Doğallıktan, sadelikten vazgeçmeyin. Çocuğunuz içiniç ilk baştan “ne kad dar az, o kadar çok” p prensibini uygulayın.

adığında

r n e-

gunes.ulukus@gmail.com

e m s m

PişmanPiş olmazsınız.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.