ŞEHİRLERİN PORTRELERİ

Yeni bir şehri tanımak, yeni bir insan tanımak gibidir; kimliği, kişilik özellikleri ve zevkleri olan bir insan…

Evim - - Evcİlİk -

Yeni bir yıla girerken, en yaygın eğilimlerden biri yılbaşı gecesini başka bir ülkenin, eğlenceli bir şehrinde geçirmektir. Yılbaşı ya da başka bir nedenle yeni bir şehri tanımak, yeni bir insan tanımak gibidir bana göre. Bir kimliği ve kişilik özellikleri olan bir insan… Bir şehri tanımanın iki yolu vardır; birincisi onu seyretmek, ikincisi sokaklarında yürüyerek kimliğini keşfetmektir. Her ikisi de şehir hakkında pek çok ipucu verir, hatta tüm kişiliğini gözler önüne serer. Bir şehri izlerken, bir tabloyu değerlendirir gibi bakmak; onu bir peyzajdan ziyade, bir portre gibi seyretmek kimliğini keşfetmenin en iyi yoludur. Çünkü

şehirlerin ruhları vardır; cinsiyetleri, zevkleri, yaşları, hatta meslekleri…

İşte şehirleri izlerken ortaya çıkan bu kimlik, içinde barındırdıkları yaşamlara, dolayısıyla evlerine ve dekorasyon anlayışlarına yansır.

Paris kırklarında bir kadındır mesela; sosyal, özgür, yalnız yaşayan bir sanatçıdır.

Bu sanatçı, şehirli dekorasyonun bire bir yansıması olan Parizyen bir apartman dairesinde yaşar. Klasik bir tarzı vardır; kadife drapeli perdeler, kapitone yatak başı, koyu renklerle altın, gümüş karışımlarını sever.

Londra otuzlarında bir erkektir; ; centilmen, , kurallarına sıkı sıkıya bağlı, ayakkabıları her zaman cilalı bir bankacıdır.

Evinde Chesterfield bir kanepe ile içinde değerli içkilerin bulunduğu bir barı, puroyla dolu bir kutusu, ekoseli berjerleri ve kütüphanesi olan geleneksel Viktoryen bir evde yaşar.

Amsterdam yirmilerinde bir erkek de olabilir, kadın da;

daha çok geceleri yaşayan ve üretken olan, yeniliklere ve farklı görüşlere açık, eğlenmeyi seven bir metin yazarıdır. Kanal üzerindeki tekne evlerden birinde, sade ve işlevsel mobilyalar, vintage aksesuarlar, platform bir yatak ve tasarım objeleriyle kendine bir dünya kurmuştur.

New York yirmilerinin sonlarında bir erkektir; yeni olan her şeye ve teknolojiye meraklı,

hızlı hayat temposunu seven, her sabah spor yapan, iş hayatına yeni atılmış bir borsacıdır. Şehrin merkezindeki gökdelenlerden birinde, tek kişilik bir yaşama adapte edilmiş, yüksek tavanlı, büyük, modern mobilyalarla döşenmiş, duvarlar yerine eşyalarla bölünmüş açık tasarımlı dairesinde yaşar.

Roma otuzlarının sonlarında bir kadındır; kalabalık bir ailesi olan, geleneksel İtalyan yemeklerini pişirmede usta

bir aşçı, seyahat etmeyi seven bir tasarımcıdır. Farklı formları olan mobilyaları, dore aksesuarları, feminen ayrıntılarla dolu yatak odası ve ortada kocaman dikdörtgen bir masası olan büyük mutfağıyla, taş duvarlı tarihi bir apartmanın teras katında yaşar.

Atina kırklı yaşlarında bir erkektir; outdoor sporları ve doğa yürüyüşlerine meraklı,

plak koleksiyonu yapan, araştırmalar yaparak makaleler yayımlayan akademisyen bir arkeologdur. Eski şehir merkezinde, az mobi bilyalı, bir duvarı kütüphane kaplı sa salonu olan, küçük bir apartman da dairesinde yaşar.

KopenhagKo ellilerinde bir erkektir;ti hayatını dolu dolu geçirmiş, çokç okuyan,

son yenilikleri tak kip eden ve uygulayan, ödüllü b bir mimardır. Tasarım aksesuarl lar, doğal ahşap modern mob bilyalar, keçe duvar panoları, s sıcak renkli yün halılarla döşenmiş, şehrin banliyösünde, müstakil bir evde yaşar.

e

t

asligibinet@gmail.com

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.