KENDİNİZ İÇİN BİRŞEYLER YAPIN!

Yeni yılda hayatınıza yeni bir şeyler gelmesini istiyorsanız, onu siz getirin, çünkü kendi kendine gelmiyor hiçbir şey...

Evim - - Elektrİklİ Süpürge - EMRE ÖZGÜDER

Haftada iki gün, üniversiteye derse giderken, bir tarlanın yanından geçiyorum.

Bitkilerin hiçbir şeyden haberi yok, büyüyorlar. Yağmurluysa hava, canlı ve parlak; bulutlu günlerde soluk görünüyorlar, ceza gibiler. Bir gün toplanacaklarını bilmiyorlar veya bunu önemsemiyorlar çünkü bunu bilmek de, umursamak da hiçbir işlerine yaramıyor, çaresizler, birçok insan gibi. Yine aynı yolda, bu açıdan zengin bir yol bu yürüdüğüm yol, bir helva fabrikasının yanından geçiyorum. Çok tatlı, keskin bir kokusu var fabrikanın. Yol, orada ince kum gibi bir tozla kaplı, susamın tozu herhalde. Fabrikayı ve helvayı öven çok çirkin resimli anlatımlar var duvarında, orası da susam tozu kaplı. Oradaki her şey bu tozla kaplı, ağaçlar, lambalar. Bazen bir müdür işçilere orayı yıkatıyor. Akşam dönerken yine her şey o tozla kaplı oluyor. Fabrikayı geçince, yolun diğer tarafında bir inşaat var. Bu inşaatın önünde bir usta çalışıyor, kömür gözlü. Derme çatma bir damı var ustanın, bir de tenekede yanan bir ateşi. O, bir etriye ustası, çok önemli bir iş yapıyor, o yüzden biraz yaşı da var. Üşüyor, bunu hak etmiyor, birçok insan gibi. İnşaatın tam karşı köşesinde küçük bir bina var, çok zor bir mavi renge boyanmış bir bina. Burada ne iş yapıldığını bilmiyorum, bir tabelası yok, varsa da ben onu hiç görmüyorum. Tabelasında renkli balon resmi olan bir iplik boyama atölyesi var bu binanın çapraz karşısında. Yolun bu tarafındaki son bina bu. Yolun başındaki tarla devam ediyor bundan sonra. Bu yol başka nereye gidiyor bilmiyorum, ileriye hiç yürümedim. İplik boyama atölyesinin önünde sigara içen bir kız oluyor bazen. Hayatından hiç memnun değil, umutsuz, genç, yorgun, birçok insan gibi. Tarlaya bakarak içiyor sigarasını. Hava soğuk, ama o, hep o uzun yün hırkasıyla tarlaya bakıyor. Tarlanın adı Hasret, birçok insan gibi. Yol, güzel bir yol aslında, kaldırımda ağaçlar var. Benim için burada bitiyor, ilerisi var, ama bana bu kadarı yetiyor. Akşam geri dönüyorum yoldan, bu yıl son defa. Tarla, daha karanlık, biraz daha da soğuk duruyor, onun da yılbaşını önemsermiş gibi bir hali yok. Hırka ve Hasret de oradalar yine. Kız yok. Var, görünmüyor, dumanı var. Etriye ustası yorgundur. Arkasında bir yıl duruyor, eski bir yıl, o, önemsemiyor. Onun hayatı yıllardan değil, günlerden oluşuyor, yevmiyelerden. Güneş, daha batmadı, görmüyorum, biliyorum. Helva fabrikasının yanından ana yola çıktığımda göreceğim güneşi. Güneş, bilmiyor merkezinde durduğu yeni yılı. Güneş, battığını bilmiyor, başka yerde doğduğunu da bilmiyor. Ona sorsan, o olduğu yerde duruyor, bir biz biliyoruz tüm bunları, o önemsemiyor, bir tek bizim için önemli. Ben buradan gittiğimde, karanlık geldiğinde, iplik boyahanesinin ışıkları söndüğünde, etriye ustasının tenekesi soğuduğunda, tozlu lambaların aydınlattığı yerlere yeni yıl gelecek. Etriye ustasının kömür gözleri bekleyemeyecek o kadar, kapanacaklar erkenden. Hırkayı, annesi örtecek uyuya kalan kızının üstüne. Bir türlü bilemeyecek hırkanın ne koktuğunu, susam aklının ucundan bile geçmeyecek. O evlere, yeni yıl sessizce gelecek, eskisinin çıkarıldığı duvardaki çiviye yerleşecek. Helva fabrikasının satış mağazasında kasada kızlar var. Kızlar bir an önce mesainin bitmesini istiyorlar. Bu yılın da bitmesini istiyorlar. Yeni yılın daha güzel olacağını umuyorlar. Bunun için bir şey yapmıyorlar, sadece diliyorlar, birçok insan gibi. Paketleri şoförüne taşıtan hanımefendiye özeniyorlar, kendilerini ondan daha güzel buluyorlar. Şoför de onları daha güzel buluyor, ama bu önemli değil. Yeni yılda zengin bir kocaya varmak istiyorlar. Şoför de yeni y yılda zengin olmak istiyor. Hiçbiri bunun nasıl olacağını bilemiyor. Fabrikanın kapısındaki be bekçi saatine bakıyor. Ben, merdivenlerden yu yukarı, ana yola çıkıyorum, tarlaya yukarıd dan bakıyorum, güneş batıyor. Yanımdan ko koşarak biri geçiyor, yetişmeyi umuyor. Yeti tişemeyecek, birçok insan gibi.

Yeni bir şey g gelmeliyse eğer, diyorum kendi kendime, o onu bizim getirmemiz gerekiyor, biliyorum, k kendi kendine gelmeyecek.

sinin k p

- ç

r,

y

Ş

y

/ emreozguder.gmail.com

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.